BÖLÜM 11

– Kosta , M. Emin aga, Salih aga sabahin 3’une kadar at üstünde Mesagros daglarini gezdiler, daglarda in cin top oynuyordu, ara sira kopek havlamalari, kurt ulumalari da duymuslardi lakin ucu de silahliydilar, herhangi bir hayvan ya da insan saldirisina kolay kolay pabuc birakacak delikanlilar degildiler , Hele de Salih aga ,Balkan harbi gazisiydi, cok adam öldürmüşlüğü vardi. O’nu goren de bu sakin adam nasil olurda adam katleder diye dusunur dururdu, Boylu poslu, yosun yesili gozleriyle ara sira dalar giderdi derinlere..Kımi buyukler Salih aganin biraz iyi saatte olsunlara karistigini da soylerlerdi ama dogrusunu Allah bilirdi artik.. Balkan harbi bittikten sonra uzun zaman koyune donememis anacigi Salih’inden umudu kesmisti. Yillar once bir gun anasinin tahta kapisini acip 
– Ana ben geldim, Ben Salih, anam !dediginde zavalli anasi Ruveyde kadin (bazi kadinlara hitap bicimi)dusup oracikta bayilivermisti, doktor Stavros hala buyuk bir nese icerisinde Ruveyde kadinin kendine gelisini , ogluna sarilisini anlatir dururdu..

Kosta, sabaha karsi evine dondukten sonra gun agarana kadar , gozunu kirpmadi, cok yorgundu ama Rasim agaya hesap vermesi lazimdi, kar alabildigince yagmisti o gece, tayfanin cikmasi mumkun degildi, neyse yüzüp yüzüp kuyruguna gelmislerdi 2500 cuval zeytinin..daha da toplanacak vardi , 3000 cuvali buliurdu her yil toplanan zeytin miktari..Bu yil da o sayiyi tutturmaya calisiyordu Kosta; agasi yanlis anlamasin diye..
Sabah ezanının baslamasıyla gozlerini tahta tavana dikti,her zaman yaptigi gbi, tavandaki kiris sayisini sayacakti ki; saba makamiyla okunan ezani husu icinde dinlemeyi tercih etti.,Şu, sabah ezani kadar da onu etkileyen hic birsey yoktu , guzelce yataginin icinde dogruldu, bir musluman gibi ezanin bitmesini bekledi, sonra kendince dualar etti. Allahtan yardim dilendi, su gunlerin gecmesini, anacigini, kendisini, Rasim agasini,ailesinin hepsini ama hepsini koruması icin Allaha yalvardi..
Gun iyiden agarmisti, gozunu kirpmadan gune baslamak zorundaydi, Rasim agaya olan biten herseyi anlatacakti, yoktu caresi.. Nasil izah edecegini , agasinin tepkisini merak ediyordu.. sert adamdi , ara sira ne yapacagi belli olmaz kalbini de kirabilirdi .Yatagindan kalkti , giyindi, sabah trasini oldu, kahvalti etme gibi bir aliskanligi yoktu, bazen bir bardak soguk keci sutu icerdi. Filomena adli bir kecileri vardi, her gun onun sutu sagilir, bazen yogurt bazen de peynir yapilirdi evlerinde , cogu gunde yapilan yogurdu ve peyniri ikinci ailesi Rasim beyin evine gotururdu, anaciginla ikisinin yiyecek istahlari olmazdi cogunlukla..
Bır bardak soguk sut ictikten sonra , kapiyi acti, disarida hayli kar vardi, agasinin gecen yil ona Istanbul’dan gelirken getirdigi gocugunu, ayakkabilarini, anaciginin ordugu basligini giydi, kuzu yununden yapilmis atkisina iyice sarindi, kar durmus ayaz basmisti, her taraf buz icerisindeydi, sacaklardan sarkan buzlar bicak gibi keskin olurlardı , bu yil cok don yapmisti Mesagros tepeleri..Beyaz teninin soguktan etkilenmesi her zaman Kosta’nın yuzunu kipkirmizi yapardi, burnu nerdeyse donar gibiydi, ellerinde yine Marianin ordugu eldivenler vardi, hepsi halis muhlis kuzu yunundendi..Ela gozleriyle karsiki Gera korfezine bakti, Anadol hala kapkara idi, daha fazla zaman gecırmeden çıkması lazımdı, anasi uykuda oldugu icin sessiz sedasiz firladi, Rasim beyin evinin yolunu tuttu, Ahira bir goz atti, Mecnun gercek bir ,mecnun gibi boynunu bukmus esini ariyordu sanki, kucuk pamuk kopecik te aglamakli olanlarin farkina varmis gibi Kostaya sirnasti, buyuk coban kopegi bahcedeki zeytin agacinin altinda suclu suclu yatiyordu, sanki Leylayi alip giderlerken bir ise yaramadim ben, edasi icerisindeydi..
Kosta , evin buyuk tahta kapisinin zarif tokmagini tiklatti, bu saat O’nun gelis saatiydi, ev halki bunu bilirdi, Fatma kapiyi acti, ama Kosta’nin uzuntuden Fatmasinin gozlerine dogru duzgun bakacak hali bile yoktu, durumu once Zeliha hanima anlatmaliydi, lakin ailenin hepsi mutfakta sini basinda oturmus sabah aziklarini yiyorlardi, en buyuk sabah kahvaltisi tuzlanmis yeni zeytin, yag peyniri, kizarmis ekmek, sicak sut bazen de cay olurdu,Midillili Turkler de ,Rumlar da kahvalti konusunda cok ilerleme kaydetmis degillerdi o yillarda, en guzel yemeklerini aksam sofarsinda yerlerdi, genellikle kuzu eti ve kuzu etli yemekler cok yenirdi. 
Kosta , iceri girer girmez, Rasim aga birden birseylerin ters gitigini anladi;
– Hayırdır, Kostamu, var birsey ama du bakalim? Nedir o surat?
– Sorma agam, Leylayi kacirmislar ,der demez Rasim aga gunlerdir biriktirdigi ofkesini sanki kusmaya basladi, cocuklar donup kalmislardi, babalarini Kostaya hic boylesine bagirdigini duymamislardi,Rasim aga bagardikca sah damarlari inip kalkiyordu, agzindan kopukler saciyordu, Kostayi ihmal ile sucluyordu, halbuki Kosta’cigin hic ihmali yoktu bu iste, ama gunlerin birikimi , hastaligi , Afroniasa’nin kaybi Rasim agayi cigrindan sikarmisti, sinirine hakim olamaiyordu, utanmasa Kostayi dovecekti; 
– – Ekso , hadee Ekso gozum gormesin seni bir zaman diye azarladı , Kostacigin soyleyecek tek sozu yoktu, agasiydi, babasiydi , doverdi de soverdi de, evden cikti, merdivenlerden asagi inerken ela gozlerinden iki koca damla yas suzuluverdi, ahira girdi, Leylanin yerine bakti, orda sesli sesli , bagir a bagira agladi, neydi bu baslarina gelen felaketler, galiba huzurlu gunlerin sonuna yaklasmislardi.gozlerini, burnunu cebinden cikardigi mandilisine (mendil) sildi, kendini toparlamaya calisti, eve gidecekti, bu saatte nereye gidebilirdiki? Hele agladigini farkeden olursa turlu turlu dedikodu cikarirdi koy icinde simdi, evlerine dondu, bahcenin derme catma kapisini acar acmaz anacigi bahcedeki ayakyolundan yeni cikiyordu, oglunun eve donusunu yagan kara bagladi, 
– Kopelamu , ela pedimu, sana yemecik hazilasin mamasu..
– Yok be mama, yoktur yiyecek istahim der demez Kosta cocuklar gibi bosandi, Maria istavroz cikarmaya baslamistı oglunu hic boyle gormemisti, neydi bu olanlar ,neydi evladinin basina gelenler?Kosta her seyi dun geceden baslayarak birer birer anlatmaya basladi anasina , anlattikca rahatliyordu, ıcı ferahlıyordu..
– RASIM AGAYA ZIYARET..
Hava yukunu tutmustu, sabahin erken saatlerinden itibaren kar yeniden yagmaya basladi, erkekler zeytine cikamamislardi, o arada Pelivan Huseyin aga ile, mehmet Emin efendi sabah konusmalarini yapiyorlardi, genclerin babalari yaninda kahve ya da sigara icmesi munasip karsilanmazdi o yillarda; Pehlivan Huseyin aga sabah kahvesini sesli sesli icerken oglu ve damadinin dun aksam baslarindan gecenleri dinledi, Rasim beye gecmis olsun demeleri lazimdi, hazir havada kar da vardi, bu soguk gunde en munasibi gidip bir fincan kahvelerini ya da sicak sutlerini icip gecmis olsun demeleriydi, Baba ogul kalin ceketlerini giydiler, Rasim beyin , asagidaki evine dogru yola ciktilar, asagiya dogru inerken her taraf neredeyse buz tuttugu icin bir degnekle yurumeleri ehveni şerdi. Kar devam ediyordu, buzlarin ustune yeniden yagmasi biraz olsun yurumeyi kolaylastırmıştı , 5 dakikalik mesafeyi yirmi dakikada yuruyup, Rasim beyin gosterisli buyuk evine vardilar, bahcedeki buyuk coban kopegi bu iki adami cok fazla gormedigi icin onları bahceden iceri sokmak istemedi, dis kapinin çanına asildilar, çanın sesi Rasim aganin oturdugu kose odadan cok iyi duyuldugu gibi gelen giden de gorulebiliyordu, Rasim aga kuruyan dallar arasindan basını çıkararak cok sevdigi akrabalarini iceri cagirdi; evde kendilerinden baska kapiyi acacak kimse yoktu, Afroniasa yoktu, Kosta yoktu. Kucuk kizi Aysesine seslendi; 
– Aaaşe, Aşee, bre Aşee acasan asaga kapiyi bak kimler geldi! Ayse hizla kar dolu merdivenlerden indi, keci gibi sekerdi, kizdan cok oglan cocuklariyla oynar , onlarla arkadaslik ederdi , bu hali de aile icinde cok hos karsilanmazdi ama neyse..
– Pelivan Huseyin agayla,Mehmet Emin efendi sicak sahanliga giridiklerinde cennete gelmis gibi hissettiler kendilerini;hayat ustu buyuk genisti, mavi cini soba bir gumburtudur yaniyordu..
– Sabah seriflerin hayrolsun Rasim bey, dedi Huseyin aga..Rasim aga da bu kendinden yasca oldukca buyuk insanin evine kadar gelip O’nu ziyaret etmesinden hem cok memnun olmus hem de kapida karsiliyamadigi icin mahcup olmustu..
– Hayirli sabahlar olsun Huseyin abim, diyerek eline sarildi ve yasli adamin bu bukulmez bilegini basina goturdu, Mehmet emin efendi de , Rasim aga dan az kucuktu, selamlastilar, kucaklastilar, hepsi Zeliha hanimin her yaz basi kabartip, seyyar hallaca attirdigi sedirlere oturdular, yumusacikti, ne de olsa zengin eviydi burasi evdeki kitik yastiklara benzemezdi, Huseyin aga az daha sedirin pamuk siltesine gomulucektiki, butun cevikligiyle firladi, 
– – Amma da kabartirmis bunlari Zeliha, az daha yatip uyuyacaz icinde , diyerek sitemini belli etti, 
– Ayse , sabah kahvelerin iyapmak icin coktan mutfaga gitmisti bile, maltizdaki pirina atesine kahveleri surdu, o sirada Zeliha hanim beyaz igne oyali yasmagiyla, Huseyin abisinin elini opmeye geldi, Mehmet Emin Efendinin elini sikmak o zamana gore caiz degildi, onu da basiyla selamladi, kose odadaki kucuk sobanin yanindaki hasir iskemleye igreti bicimde ilisti, aslinda kadinlarin erkeklerle oturmasi pek uygun degildi ama bu insanlar Rasim beyin de Zeliha hanimin da akrabalariydilar.. Ayse, pur dikkat kahveleri getirdi, ikram etti sonra basiyla olur aldiktan sonra odadan cikti, bu arada Mehmetcik anasinin koynuna oturmak icin iceri dalmisti coktan.. muhabbet basladi, Mehmet Emin Efendi dun aksam ki seruveni anlatmaya koyuldu, ama Rasim aganin kayip atindan baska olanlardan haberi yoktu, Zavalli Kostayi dinlememistiki!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir