Kosta henuz ahira yeni girmistiki ; Aysenin sesiyle irkildi;
– Beybabam seni bekliyor, Kosta!
Kosta , agasinin yufka yuregini bilirdi ama bu kadar cabuk affedecegini dusunmemisti, Ayse onde, O arkada merdivenleri hizla ciktilar, Rasim bey her zamanki kosesinde oturmus, Zeliha hanimla lafliyordu,;
– Kosta’mu gel oglum, bizim kusurumuza bakma yaslaniyoruz artik bir de ust uste olan meseleler benim harcimi asti.
– Kusur ne demektir agam , sen benim pateremu , ister dover ister sever.. dedikten sonra Kosta , Rasim beyin elini opup basina koydu..
– Agam boyle haberlerle sana gelmek istemezdi ben ama biz dun gece hep dolasti daglari Salih aga, Huseyin agayla, yok Leyla yok ..
Rasim bey , Kosta’nin yarim yamalak Turkcesini duyunca yeniden gulumsemeye basladi, ozlemisti bu cocukla konusmayi, yureginde yeri baskaydi Kosta’nin neredeyse dogdugundan beri elindeydi evlatcik..
-Agam , bi haber daha vardir ama cok uzgun ben , bilmem nasil soyleyim sana; geldi bizim Rum ceteler, palikarya isterler Misavru’ dan, gelecekmis derler Turkler adaya;
Rasim bey bunu duyunca birden dellendi yeniden;
– Turkler neden gelsin adaya, ne isi var Turklerin adada? Deli midir bunlar ? kimsenin burda gozu yoktur, Gazi pasa gonderdi, ismet pasayi yabanci diyara halletsin meseleyi? Gene ne hikaye cevirir Venizelos?
– Bilmem agam, gecen aksam kahvede olanlar bunlar, bizim Adonis te haber salmis genclere gelin kiliseye konusalim diye, toplasip gideceklermis, dediler.
– Cehennemin kör kaynarina gitsinler, haram olsun bunlara verdigim emekler..Yarin kar duracak, baksana karsi tepelerde bulut kalkti, soguk olsa da zeytine cikilacak bende gelcem yavas yavas, tek beygiri kosarsin arabaya birllikte gideriz..
– Nasil istersen agam, her sey istedin gibi olsun..
ADADAKI TURKLER DE ORGUTLENIYOR…
Rum cetecilerin tum koylerde yaptiklari konusmalar , butun Gera korfezinde duyulmustu, herkes huzursuzdu, kimse komsularindan dostlarindan onlara karsi bir saldiri beklemek istemiyordu ama bir savas vardi yasanan, bitse bile mutareke devam ediyordu, hic bir sey nihayete baglanmamisti..Turkiye de , Anadolu da , Ayvalik ta olanlardan kimsenin haberi yoktu, Gazi Pasanin, Yunani bozguna ugrattigini biliyorlardi ama , tafsilatli bir bilgi yoktu neticede, gelen mektuplar herseyin gulluk gulustanlik oldugu yolundaydi.. Acaba denenlerin hepsi dogru muydu?Bunu ogrenmenin tek yolu vardi, tebdili kiyafet adam gondermek lazimdi Anadol’ a , ama kim gonullu giderdi? Kim goturup kim getirecekti, su zamanda boyle bir seyi dusunmek bile tehlikeliydi..Ama birinin cikip birsey yapmasi lazimdi, Yoksa Rumlar hepsine zarar da verebilirdi , bilinmez bir durum vardi ortada.
Salih cavus, Balkan harbindeyken cok yararlilik gosteren bir adamdi, bu isleri bilmesi lazimdi, acaba Turkleri bir araya toplar ne yapilacagini soylermiydi? Kim yapardi bu isi , kim cekerdi basi koyde?herkes birbirinden korkar olmustu, ya Rumlarin kulagina onlarin da orgutlendigi giderseydi, ne olurdu? Bu kivilcim bir alev alip adayi yakar miydi?
Rasim bey tum bunlari dusunurken, asagi bahce kapisi hizla acildi, kopek havlamaya baslamisti, gelen yabanciydi besbelli, kucuk pamuk kopecik bile ahirdan bagrismaya baslamisti, Mecnun huysuzlanmisti, Rasim aga , tabancasini kusaginin icine sakladi, cocuklari arka odaya gonderdi, pencereyi acti;
– Kım var ordaaa? Hayirdir gecenin bu saatinde , dostmusun dusman mi hayir ola?
– Agam ben Midilli’den Rustem , hayirdir; merak etme, koyde en munasip gelecek hane senin hanendir diye dusundum, kapini actim , lakin bu saat uygun degilse sabah geleyim, Midillliden, Kulaksizoglu gonderdi beni, daha butun koyleri gezicem..
Rasim bey, Kulaksiz Muhtar beyin adini duyunca , kapiya gitmek icin eline gaz lambasini aldi, Zeliha’nin ceyizinden cikan , pembe opal cam uzerine mavi ciceklerle bezenmis lamba hayat uzerini aydinlatmisti, Rasim bey yine de lambayi duvarin dibine koyup, kusagindaki tabancanin kabzasini sag eliyle kavradi, gelen Rustem de olmayabilirdi, gerci ses onun sesiydi,lakin hersey olabailirdi artik bugunlerde..Rustem muhtar beyin yanasmasiydi, yigit delikanliydi, iyi ata biner, iyi silah ceker, iyi dovusurdu, korkusu yoktu, canini dusunecek delikanli degildi; Rasim bey, kapinin demir kolunu indirdi. Filini(kilidini) acti, kapi araligindan gelen delikanlinin gozlerine bakti, nerde gorse Rustemin, kendininkiler gibi mavi boncuk gozlerini tanirdi;
– Oh sukur be oglum, sensin demek?gir bakalim iceri, gel gel sogukta durma, havacik ta cok soguk yapti bu sene baksana..
Rustem basindaki ust uste sarilmis sarpalardan yapilmis fesi cikardi, o sogukta ter icindeydi basi, belliki acele gelmisti gecenin bu saatinde.. ayagindaki körüklü ama bir o kadar da camurlu cizmeleri kapin icinde cikardi, saga sola baktiktan sonra Rasım beyin elini optu..
– Hayirdir oglum gecenin bu saatinde, yoksa durumlar cok mu kotu?
– Hayir olur mu agam bu saatte gelen haber? adanin her yerinden eli silah tutan adam topluyorlar, butun koylerden, size zararimiz olmaz dedıler ama , Muhtar bey agam, Fahri beyler, Ziya beyler, Mustabeylerle ( mustafa beyin eski dilde soylenisi) toplandilar, karar aldilar, koylere simdilik ulak niyetine beni gonderdiler bu isi sessiz halletmeliyiz, Rumlarin kulagina su kacirmamamiz lazim , lakin nasil yapilacak?
– Bunun altindan nasil cikariz biz , Rustem oglum?Ben bunu kiminle istisare edeyim bilememki?
– Rustem Agam , kiminle istersen et, ama sakin Rumlarin birinin kulagina gitmesin en guvendiginin bile..
Rasim bey, ne diyecegini sasirmisti, aklina Kosta geldi, Ondan da mi sakliyacakti bu mevzuyu? Hıc olur mu canim, O, Onun oglu gibiydi, agasini satacak hali yoktu ya diye gecirdi icinden, ama Rusteme birsey diyemedi..
-Agam ben gideyim daha cok yolum var,Iskoplu’ ya gidicem, ordan ,papazliga , sonra da Pereme de kalicam bu gece, ertesi gunu sabah erkenden kimse ler yola dusmeden cekilip gitmem lazim buralardan, kimse benim geldigimi gormemeli..;
Rasim bey, olayin vehametini bir daha kavramaya calisti, bu mevzu kimseyle paylasip hasbihal edilecek bir mevzu degildi ancak Karisina sorup O’nu fikrini alabilirdi..
Bır an dusundu, Rumlarla bir catisma cikarsa ne olurdu, ne yaparlardi, onlar cogunluktaydi, lakin yine de Turklerden korkarlardi, bizim insanimiz gozunu budaktan sakinmazdi. Turklerin adindan bile korakardi palikarya bozuntulari.
Birden , Arap Emin dayinin , yasli Rum Andos’u korkuttugu gece geldi aklina, Rumlar, zencilerden oldu olasi korkarlardi, hele de gece gorduklerinde .. Arap Emin dayi cok sakaci bir adamdi, kendinle cok barisikti, yanibasindaki Rum komsusunu severdi lakin ara sira da sakalar yapmaktan geri durmazdi…O gece adamcagiz tam yatmak uzereyken, bahcesindeki ayakyoluna saklanip, tuvalete Girecegi sirada Andos’un ustune dogru yurumustu hani, zavalli adamcagizin korkusunu anlatmak ancak pantolonunun ertesi gunku halini gormekle mümkün olabilirdi..
-Turkos geldi, Turkos geldiiiii.. deyip ortaligi yalniz ayaga kaldirmakla kalmamis Zavalli Andos, korkudan hem buyuk hem de kucuk abdestini pantolununa yapmisti..
Tabiki olaya sahit olanlar da gulmekten altlarina
…………
O guzel gunler galiba geride kalmisti artik…
Rasim Aga, sahanliktan kose odaya girince Zeliha , Mehmedini ayaklarinda sallayip uyutmustu coktan, bir taraftan da kocasinin Rustem’le konustuklarina kulak misafiriydi..
-Rasim bey , galiba haberler pek hayir degildir?
– Sorma Zeliha hanim, ne diyecegimi sasirmis durumdayim agzim dilim baglandi, dua bile etmeyi beceremedim, Allah Rustem’e selamet versin, çakı gibi oglan , yolu acik olsun..Bu havadisi, once Pelivan abime sonra yavas yavas butun hisim akrabaya yaymamiz lazim , lakin hic bir Rum’un haberi olmamali, bizim Kosta’nin bile…;
Deyince, Fatma ile Ayse birbirlerine bakindilar, durumun Kostadan saklanacak ne tarafi vardiki? Anlayamamislardi.. Rasim bey , kizlariyla uzun uzun konusmayi pek beceremezdi; karisina donup,
– Durumun vehametini bunlara anlat, yoksa hepimizi kesiverirler buracikta bilsinler dedi..
