Kosta sabah ezanindan bir saat sonra bahcenin buyuk demir kapisini acip,ahira yoneldi, Mecnunu timar edip ati arabaya hazirlayacakti.Sokaklar, zeytine giden atlilar, yayan yuruyen kadinlar, eseklerinin sirtinda oturmus aheste aheste yol alan yaslilarla doluydu, Köyün ahalisi sanki karın durmasini beklemişti kac gundur, zeytini bir an evvel iceri sokmak derdindeydi herkes.. Az ya da cok, herkesin rizki neredeyse zeytindendi koyde..
Zeliha hanim, mutfaktaki masingayi yakmis, Kosta’nin kapiyi calmasini bekliyordu, dun aksam kaynattigi soguk sutu ambardan getirdi, ocaktaki atesin kenarina ilistiriverdi, ocagin atesi harli yaniyordu,biraksa sut tasiverirdi hemen ..Cocuklar uyuyordu, hicbirinin bu sogukta erkenden kalkmasina da gonlu razi olmazdi, lakin Ayse biraz sonra kalkip mektep icin hazirlanmaya baslardi .Herneyse…. mutfagin kucuk penceresinden karsi daglara bakti , her taraf hala bembeyaz gelin gibiydi, asagida Mehmet’in kucuk pamucugu kapiyi acik gorunce firlayivermisti bahceye, buyuk kopekle koklasiyorlardi, hersey o kadar normal gorunuyorduki, sanki hicbirsey olmamis, ortalik gulluk gulustanlik gibiydi, oysaki evlerinin icindeki canlari gibi sevdikleri yanasmalarindan bile gizli isler cevriliyordu, Bu durumlara yuregi nasil dayanirdi bir kadinin?Kostayi evladi gibi severdi , karnini doyursun, sirtini sivazlasin, O’nunla oturup konussun en buyuk zevkiydi Zeliha’nin.. Ocagin atesinin harindan etkilenen sut , neredeyse tasacakti ki; buyuk bir maharetle bakir masrapayi atesten aldi, bardaginin dibine bir kasik kahve koyup masinga uzerinde kizarttigi ekmege yeni zeytini katik edip yemege basladi, bir taraftan da kulagi kapidaydi..Merdivende Kostanin ayak seslerini duydu, yerinden firladi, kapiyi acti, Kosta’cik uykusuz gozlerle kapidaydi,
– Kalimera hanimum. Beyim hazirdir?
– Gel bakalim iceri , Kosta , sut isittim biraz ic , icin isinsin..
– Yok hanimum gec bile kaldik bak, gitti herkes zeytine.. hazirsa agam bindireyim onu arabaya cikalim yola , yolumuz uzundur , tek atla anca gideriz bir saaatte..
Kosta sanki kendini suclu hisseder gibi iceri girmek istemiyordu, gozlerinden aksam hic uyumadigi belliydi, Zeliha hanim fazla israr etmedi, Rasim beyin gitmekten vazgectigini, hala kendine gelemedigini , Kostanin gozlerinin icine bakmadan soyliyiverdi.. Uzulmustu Kosta’cik elbette,lakin simdi elinden birsey gelmezdi, onune bakarak merdivenlerden asagi indi, atli arabanin arabaci mahalline oturdu, Mecnunu canini cok yakmadan kamciladi, yola koyuldu, tayfa cikmisti muhakkak bu saatte, toplamaya da baslamislardir diye gecirdi icinden..
– Zeliha hanim kapiyi kapatip iceri girince , buyuk kizi Fatma uyanmis mutfaktaki masinganin basina cökmüştü bile, olanlardan sıkkındı yurecigi, tam anlayamiyordu neler oldugunu kimse anlatmadigi icin;
– Sabah seriflerimiz hayrolsun anacim,
– -Hayirli sabahlar Fatmam, hayirli gunlerimiz olsun insanllah, bundan sonra isimiz dualara kaldi kizim..
– – Anacigim anlat bana neler donuyor ortalikta ben artik cocuk degilim, herseyi bilirim, bak bu sene yaza 15 imi bitiriyorum nerdeyse. Zeliha bir an ne demesi gerektigini dusundu, herseyi tafsilatli anlatamazdi elbette, ne de olsa cocukluktan yeni cikiyordu, agzindan kacirirverirse ne yaparlardi..
– -Kizim , biz kadinlarin cok bildigi bir is degil , galiba Rum lar bizi burda istemiyormus, Anadola gondercekmisler, biz de onun icin hazirlik yapiyoruz, dua edelim de hersey yolunda gitsin..
– Ama anam, burasi bizim de memleketimiz degil mi?
– – Simdiye kadar oyleydi ama bundan sonra isterlerse bizi surerlermis buradan, Gazi Pasa bizi alacak Anadola insallah kizim, mesele zararsiz ziyansiz gitmekte , sen simdi guzel basini bunlara cok yorma, islerimiz vardir, bak Afronisia yok artik, baska birini bulana kadar herseyi kendimiz yapicaz, camasir gunu Maria yi haberdar edicem, gelsin de kazani koyalim bahceye yikansin ne var ne yok..
–
–
– Anam, Maria gelse ya islerimizi yapmaya, sen yorulasan istemem be anam..
– Dur bakalim, Fatma , dusunucem bunlari, Maria da herseyi yapamazki, yaslandi O da..daha genc birini bulana kadar idare edelim elbirlik kizim..
– Cocuklar birbiri ardina uyandilar, Ayse mektebe gitmek icin giyindi. Mehmetcik sabah kalkar kalkmaz anasinin boynuna sarilir onu operdi , yine mutfak kapisini acip hizla Zeliha hanimin boynuna sarilmasinla ikisinin de gerisin geri dusmesi bir oldu.. herkes gulmekten kiriliyordu mutfakta..
Gurultuyle Rasim bey gozlerini acti, mutfaga gidip bir kac lokma birseyler yemeliydi. Aksamdan beridir acti neredeyse , dogru duzgun aksam yemegi de yemiyordu artik perhiz edicem diye..
KOSTA SASKIN….
Kosta, zeytinlige varinca ,kadinlarin gayretle zeytın topladiklarini gordu, mutlulugu sesine yansimisti;
– Kalimera bre yinekas.. (gunaydin hanimlar)Rasim agamiz bugun de gelemeyecek ama cok selami vardir bilesiniz, bu sene kurtulusu guzel yapicam dedi..Kadinlar biraz homurdandilar ama ne dedikleri belli degildi, gundeliklerine zam istedikleri asikardi yalnizca…Sırıkcıların yanina dogru seyirtti, iki kisi eksikti.
– – Kalimerasas bre palikaryamu ? Nıkos la , Alekos nerdedirler, sakin hastalandilar?
– Yok be Kostamu, bilirsin ya iste, eli silah tutan adam istediler, Onlar da yazilmislar, bugun de Midilliye cagirmislar onlari , talim yaptiracaklarmis..
– Ahh Panayamu, ne soyleyezeyim ben agama simdi? Nasil giderler haber etmeden? Geldi sakin hemen Turkler?
– Yok be Kostamu, bilirisin bu haytalari iste, macera olsun..
– Biri yuzerse derilerini gorurler mazerayi, sersemler.. bakasaniz buraya, burdaki Turkler bizim kardesimiz, canimiz cigerimizdir, onlara karsi bir haytalik yapan karsisinda beni bulur, ne zaman gordunuz bir yaramazliklarini bize karsi, karnimizi doyururlar be.. nedir bu terbiyesizlik? Bende gittim aksamki toplantiya amma kim dedi onlara bugun talime gidilecek diye? OHH Panayamm, diyerek istavroz cikardi Kosta, bu isi nasil anlatacakti, Rasim beye simdi, agasini ne korkutmak ne de uzmek isterdi su haliyle..
– ZEHRA TAPTA ( KAPAKTAN KESME)YAPIYOR..
– Zehra, Mehmet Emin efendi ile evlendikten sonra iki kez gebe kalmis, ama cocuklarin ikisini de tasiyamamisti, biri 1,5 aylik , digeri 2 aylikken dusmustu, evlat sahibi olamayacagini dusunup cok uzulurdu.. kaynanasi her ne kadar teyzesi olsa da bazen laflari ok gibi yarali yuregine saplaniverirdi Zehra’nin.. Gorumcesi Sabire hanim;
– – Sen dinleme anami ara sira agzinin sirazesini kacirir Zehram, bak benim hic olmuyor, O, simdi senden bekler torun acelesi odur, bu kadar oldu ya yine olucak insallah deyip Zehranin uzuntusunu alirdi, kiz kardes gibiydiler, Zehranin da zavalli bir erkek kardesciginden baska kimsesi yoktu ki zaten , bir anacigi bir de kundaktayken menenjit gecirmis, yarim akilli erkek kardescigi.. Topu topu aile o kadardi, Anasi Ziyneti hanim, Mehmet Eminle evlendirirken aile buyusun cok cok torunlari olsun istemisti.
Erkekler , o gun sabah olup zeytine gittiginde , Zehra,nin cani tapta cekmisti, belki de as eriyordu gene, adeti bir kac gun gecmisti ama herneyse bir kac gune belli olurdu..mayaladigi keci peynirlerini kumneli( comlek)den cikardi, mis gibi kokardi taze keci peyniri, maydonoz ve karabiberle karisitirdi, bir taraftan da hamuru yogurmaya basladi, ne kadar olsa da daha gencti , elinin ayari tam gelismis degildi..Hamur katilastikca su ilave ediyor, su ilave ettikce de , hamur , un istiyordu, cani sikilmisti.yogurmaya devam ediyorduki, tam o sirada kayinvalidesinin asagi kapida sesini isitmisti, kizi Sabire hanimla konusuyordu,
– -‘ Hah, simdi bulduk Hasatunun Gamatosunu ‘dedi kendi kendine(bir tur kufur), Kayinvalidesi ust kapinin filini indirdi, iceri girdi, Zehra yastagacin basinda elinde oklava hamur aciyordu, bir hamura bakti , bir de Zehraya ;
– Napican bre kizim bu kadar hamuru, sakin orduyu doyurucasin? Ko (koy) su , ko (koy)un yaptin bunu bir koca kuvara(yigin)..
Zehra boyle durumlarda hic cevap vermezdi, yalnizca yanaklari kizarir utancindan basini one egip isine devam ederdi, cok terbiyeli kizdi, hanimligi koyde dillerdeydi..
Ramise hanim , gelinini bir sekilde vizuladiktan (igneledikten) sonra yan tarafa kizina gecip sabah kahvesi icmek , aksam olanlari konusmakti istiyordu, merakindan catlayacakti nerdeyse..Sabire, anasinin merakini bildigi icin, sesini duyar duymaz cezveyi mangaldaki pirina atesine surdu, fincanlari hazirladi, yeni bitirdigi dantel ortuyu tepsiye serdi, bir tutam kahveyi de pirinaya sepmeyi ihmal etmedi, odanin ici mis gibi kahve kokmustu.,
– -Gel bakalim anacigim, dertleselim hallasalim, bakalim neler gelcek basimiza diyerek anacigini ust odanin penceresinin kenarina oturttu..Ana kiz , aglaya , gule dun aksamki mezulari uzun uzuadiya konustular.. herkesi oldugu gibi Ramise hanimin da cani cok sikilmisti, evine gitmeden gelinine ugrayip taptalardan bir iki tane yiyesi vardi, koku gelmedigine gore daha Taptalar kizarmaya baslamaisti bile..
– Kayinvalidesinin geldigini duyan Zehra, ikinci kez elestiriye tahammul edcek durumda degildi artik, Aklina bir seytanlik geldi, geri kalan hamuru saklayacakti; ama nereye??Nerdeyse kapi acildi acilacakti, birdenbire ; gecen gun zemindeki tahtalari fircalarken oynayan tahta geldi aklina, yerinden usulca kalkti ve kalan hamuru kalkan tahtanin altina ativerdi;
– Hos gelmissin hanimannecim, gel buyur, bende simdi bahceye kizartmak icin ates yakmaya iniyordum , sen buyur otur, kizartir kizartmaz sicak sicak cikaririm yukari ..
– Ramise hanim sasirmisti, o kadar hamur bu kadar sure icinde ne zaman bitmisti, gunahini almisti kardesinin kizinin, diline olmasa da , eline becerikliydi Zehra, ne de olsa kendi kanindandi…..
