-Hayirdir kimdir bu saatte ??diye seslendi.
Rustemin sesini duyunca irkildi koskoca Muhtar !
– Beyim, benim ! Rustem kulun,kabul edersen iceri gireyim..
Muhtar bey Rustemin sesini duyar duymaz, kapinin kolunu hizla indirdi, filini acti, karsisinda kasi patlamis ,gozunun yan tarafindan kan sizar bir bicimde duruyordu Rustem , ellerinin her ikisi de kan iceririsindeydi, korku degil ama endise gozlerinden okunuyordu. Ruhi bey bu durumlarda panik yapmadan ne yapacagini gayet iyi bilen nadir insanlardandi, hic bir sey sorup soylemeden Rustemi iceri aldilar, arakadaki ayak yolunda elini yuzunu yikmasini istediler, bir taraftan da mutfak sobasinin ustundeki sicak suyu sabunla kopurterek, Rustemin yaralarini iyice temizlediler .. Rustem bu halini beyinin gormesini hicbir zaman istemezdi, zira Muhtar bey Ona her seferinde dovusten kavgadan uzak durmasini soylemisti ama bu defaki baskaydi, kavga dovus degildi , resmen lImandaki Rum hincini Rustem’den almaya calismisti. O da gerekeni yapmisti iste..
– Muhtar bey, mutfaktaki dolaptan kantron yagini getirdi, yaralara kullandiklari en guzel ilac buydu, Ruhi bey ince zarif parmaklariyla Rustemin yaralarina yagi surdurten sonra;
– – Simdi anlat bakalaim delikanli nedir olanlar?
– Ruhi beyim , bbbben beeen bu akkksamm birazz limandaa dolasayim dedimdi..
– Ne isin vardi be oglum limada bu gece vakti, diyerek soze karisti Muhtar bey?Rustem cok heyecanlandiginda kekelemeye baslardi;
– Beyim bubuuu geeece ,Ruuummlara Anadol dan haber gelecek dediler , bende gididdippp saklanayim da duyayim neler anlatacaklar dedim, gittim lakin iceri girdi gavurun oglu buyuk kahveden, arka tarafa gectim duymak icin, Bizimkiler galiba kantarin topunu fazla kacirmislar Ayvalii da, bunlar da bize saldiracaklarmis burda.. Tam o sirada arlkamdan tanimadigim bir Ruumm geldi, sirtima vurdu, bende kasaturayi cektim , saldirdim, o silahsizdi, sonra iki arkadasi daha geldi, beni yatirdilar, her tarafima daldilar, bende bos durmadim dededeştim onlari..
– -Peki Rum askerler gordumu olayi? Seni taniyan oldumu civarda? diye , ekledi Muhtar bey
– Beyim, geeegerisini bilmiyorum yalniz bu tarafa dogru kostum, arkamdan biri hizla kosturuyordu , Kale yoluna sapinca çam agaclarının arasında izimi kaybettırdım. Saklandım, yaralarıma tütün bastım, kanamam durdu benı tanıyan kimse yoktu civarda zaten ..
Muhtar bey de Ruhi bey de meselenin vehametini kavramislardi, bundan sonra kimin kime vuracagi belli degildi, her yerde her sey olabilirdi, Rustemi alt kattaki kucuk odada yatmaya ikna ettiler, ne de olsa bekar adamdi, anacigindan baska bekleyeni yoktu, ona da sabaha haber salarlardi zaten..Lakin Rustem icin yasli anasi herseyden herkesten onemliydi, beyine hayir diyemeiyecegi için yatar gibi yaptı onlar ust katlara cikinca arkadaki bahce duvarindan atlayip arka mahallerdeki evine ucarcasina kosturdu, anacigi yatmamis Oglunu bekliyordu.
Lebibe hanim zamaninin gormus gecirmis hanimlarindan biriydi ama kocasi vefat ettikten sonra sahip olduklari zeytinler onlari bakmaz olmustu, Oglunun durustlugu , mertligi, silahsorlugu herkes tarafindan iyi bilindigi icin Muhtar beyin yaninda calismaya baslamisti sekiz sene once..Evleri de cok sukur Midillinin guzel sayilabilecek bir mevkisindeydi, bircok zengine komsu otururlardi, yanibaslarinda meshur Midilli hamami vardi, Lebibe hanimin da en cok sevdigi tarafi buydu evinin, her hafta iki defa mutlaka gider yikanir, akca pakca cikardi, zaten babasinin Rumeliden gelmis oldugunu soylemisti ona anacigi, beyaz teni ıradan geliyordu, babasini hic hatirlamazdi Lebibe hanim, anasi her seferinde:
_ Rus harbine gitti bir daha da gelmedi , Kahraman adamdi, gozunu budaktan sakinmazdi, ruslarin icine atmis kendini dediler, , oradan da olusu cikmis demisti haberi getiren..diye anlatip dururdu.. Rustem kanini yikadigi elelriyle kapiyi acti, anacigi kıtık sedirin ustunde oturmus tesbihini cekiyordu,
-Anam bir gun seni bu kıtık sedirden kurtaricam, sen pamuklarda oturmaya layik kadinsin diye boynuna sarildi, kekelemesi gecmisti birden bire..Anacigi once Rüstemin yuzundeki yarayi farketmemisti ama kan kokusu esvaplarina(kiyafet) sindigi icin Hassas burnu derhal kokuyu almıştı.oglunu soyle bir geri itti,
– Dur bakayim ne var senin elinde yuzunde deli oglan?
Rustem olani biteni anlatmanin kacinilmaz oldugunu biliyordu cunku anasi okumayi yazmayi bilen, akli basinda bir kadindi, kac gunlerdir donen dedikodulardan cani cok sikkindi zaten,derin bir nefes alarak , olani biteni teker teker anlatti anasina.. Lebibe hanim buyuk bir sogukkanlilaikla dinledi Rustemi ,
– Bak oglum burda benim kalip senin ayagina bag olmami istemiyorsan beni kizkardesime Mesagrosa gotur dedi..bu bir harptir kimin ne zaman ne yapacagi belli degil, sen durmazsin savasacaksin, sana dur da demem zaten..vatan senden hizmet bekler, Gazi pasa ne derse onu yapacaksin oglum..
PELIVAN HUSEYIN AGA ISKOPLUYA GIDIYOR..
Huseyın aga , Sabah ezanini duyar duymaz yer yatagindan dogruldu abdestini aldi, namaza durdu. Yolda basina birseygelirse bile sehit olurdu hic olmazsa ..
Esvaplarini hazir etmisti Ziyneti hanim, Koyden cikarken kocasinin dogru duzgun giyinmesine oldum olasi ozen gosterirdi, eline de dilini de becerikli kadindi Ziyneti, cok zengin sayilmazlardi ama kocaraligi
(hanimligi, kadinligi) dillere destandi, yemegi yenir, diktigi giyilir soyledigi dinlenirdi, az insana nasip olur bir sayginligi vardi cevresinde ..Kızi Zehrayi kardesinin ogluyla evlendirdikten sonra soluklanmisti bir parca , koyde dogru duzgun erkek bulmak nerdeyse imkansiz gibiydi. Oglu Mehmet dogduktan sekiz ay sonra menejit gecirmis, alti yasindaki bir cocuk zekasiyla kalmisti, teshisi koyan Rum doktorlar drumunun olene kadar boyle olacagini soylemislerdi malesef … Aylarca senelerce cok uzulmuslerdi uzulmesine ama, takdir Allahindi, alismislardi sonunda …
Huseyin aga , namazi bititrir bitirmez bir fincan kahve icti, bir dilim ekmekle bir kac zeytin atti agzina, esvaplarini giydi, poturlari(ayakkabi)larini da Salih cavus torpilli yapmisti hani .Fesini i basina giydikten sonra eski harplerden kalan gumus sapli kasaturayi belindeki kusaga sakladi. Karisindan helallik isteyip cikti, gunes daha yeni yeni aydinlatıyordu ortalığı .Sokakta camiden gelen Turkler vardi yalnizca, hepsidurumu bildigi icin baslariyla selam verip , konusmaya bile cekiniyorlardi, yerin de kulagi vardi icabinda..
Huseyin aga esegiyle giderken uzun yola ciktimi hep bir turkü tuttururdu oldu olasi, hem yolu anlamazdi, hem de eglenirdi, simdi eglenecek zaman degildi ama Onu gorenler eglenddigini sansinlar diye en sevdigi turkusunu soylemeye basladi güneş yükselirken ..
Samiotisa , samiotisa pote tha pasti Samo?
Roda tha rikso sto gialo. Samiotisa, ..
Gıttikce sesini yukseltiyor, sarkisini buyuk bir zevkle soyluyordu;
Samiotisa , Samiotisa Trianda fila stin
Kemeti varka pou thapas…
O esnada karninin aciktigini farketti, yolun kenardindaki bir hendekten zeytin icine atladı ,yemek çıkınını acti, karisinin kaynattigi patates ve yumurtayi bir kac lokmada bitiriverdi, matarasindan suyunu da ictikten sonra hacetini görmek icin zeytinin arkasina gecmistiki arkasinda iki erkek sesi isitti. Rumca konusuyorlardi, kulak kabartti , dinledi …..
