Aslinda Tula akilli kizdi, dedigi dinlenir, pisirdigi yenir elinden ucanla kacan kurtulur cinstendi, Eger birseyler duymussa hic te iyi olmamisti yani..Bu eve Afroniasa dan daha cok faydali olacagi kesindi ama ne zamana kadar?
Kosta, tulumbanin basindaki mermer basamaga oturdu, gunes yukselmisti, ortalik biraz isinmis gibiydi, ela gozlerini kapattı Günese döndü, babasını , Rasim beyi, cocuklugunu hatırlatıverdı birdenbıre, ne guzel gunlerdi, babasinin guvercinleri vardi, Rasim agayla beraber ucururlardi, Maria , Rasim bey evlerine gelince ne ikramda bulunacagini sasirirdi, hemen recel cikarirdi, arkasindan kahve yapardi, hele de Karpuz recelini cok guzel yapardi anacigi, ev senlenirdi birdenbire , bazen oracikta cilingir sofrasi hazirlardi Angelos, hem demlenir hem de guvercinlere isim bulurlardi , bazilarine Turk ismi bazilarina Rum ismi ; eglenir dururlardi.Guzel gunlerdi , kimsenin kimseye ne bir kötülüğü olur, ne de insanlar birbirlerine kötülük dusunurlerdi, Kim cikarmisti bu isi simdi, kimin basinin altindan cikmisti? Gazi pasa mi yapmisti bunu yoksa? Ama O , olsa olsa iyi sey yapardi. Turkler Onu cok seviyorlardi…Bunlari dusunurken birden arkasinda bitiveren Fatma’yi farketmedi .
Kızın sari saclari guneste piril piril parliyordu, yaninda da kucuk Mehmet ‘in zeytın yesılı gözleri güneşle daha bir parlak görünmüştü sanki gözüne Kostanin..
Fatmanın niyeti konusmaktı biraz,
Mehmetin elini birakti,çocukcagız koskoca bahce icinde kosturup oynamaya baslamisti, ahirdan kucuk kopegini cikarmasini istemisti Kosta’dan.. Pamuk ta gelince kucuk Mehmet’cigin keyfine diyecek yoktu, kopecik kosuyor arakadan Mehmet kovaliyordu. Fatma bir pundunu bulup Kosta ya dogru yaklasti, cunku Babasi kose odasinin penceresindeydi ara sira asagida olanlar a da goz kulak oluyordu, yeri hep Orasiydi Rasim beyin, geleni gideni, evin bahcesinden gireni gorur, ev halkina haber verirdi.
-Kosta sana birsey diyecegim?
– Söyle Fatosimu ..
-Biz , Anadola gidersek sen de bizimle gelirsinn?
– -Ahh, dedi , Kosta..Keske gelebilsem ama almazlarki beni Fatosimu, benim kafa kagidimda Rum yazar,
– – OLsun onu beybabam halleder Kosta,
– – Olmaz Fatosimu, anam i ne yaparim bir tek oglancigi vardir , tek umidi bendedir.
– -Hic beni özlemeyeceksin Kosta?
– Hic ozlemez olurum Fatosimu , dusunurum nasil dayanicam, ama derler gene gelicekmizziniz buraya
– -Bilmemki, oyle derler Kosta mu?Gelirsem beklersin beni ?
– Beklememem mi Fatosimu, ben seni olene kadar beklerim agapimu..Ya beybaban seni orda evlendirirse Fatosimu?
– Ben senden baskasiyla evlenmem ki Kostamu?Seni isterim ben, gozumu actim seni gordum, seni severim ben .
İki genc birbirlerine sarilmamak icin kendilerini zor tutyorlardi..
Kostanin gozlerinden yaslar suzuluyordu, Fatma da agliyordu ama babasinin oturdugu pencereye arkasi donuktu allahtan yoksa ikisinin birden aglamasi babasini iskillendirecekti, Ne derdi yoksa Fatma? bu yangini nasil anlatirdi beybabasina? Senin yanasman Rum Kosta”ya asik oldum diyebilir miydi?
Zaman oglen olmustu neredeyse, Mehmet acliginin bile farkina varmadan buyuk bir coskuyla bahcede Pamuk’u kosturuyordu, kah dusuyor , kah yesilliklerin icinde yuvarlaniyor kah cigliklar atiyor, dunyadaki butun mutluluklari yasiyordu o anda..bir ara kosturarak ablasının yanina yaklasti:
– Abla biz ne zaman Kosta larin evine gidicez?Maria bana soz verdi alivirya (pekmezle katnatılıp yenen bir cesit cevizli hamur tatlisi) yapacakti.
– Fatmanin aklina hic gelmezdi simdi ama iyi fikirdi , niye olmasindi ki?
– Sor bakalim Kosta’ ya ne diyecek? Mehmedin istegini ertesi gun, Maria yerine getirmek icin erkenden kalkti, hamurlar tuttuldu, yaz sonunda kaynattigi pekmez bukkalini ambardan cikardi, bari Zeliha hanmim da gelsin de hep beraber oturup derttleselim diye dusundu, Kosta’siyla haber saldi, kizlari da al geldi dedi Kosta hanimina !Annesi onlari alivirya yemeye bekliyordu, ama Maria, once tapta kizarticakti, hepsine .. keci peyniriyle taptaciklar yapacakti agir misafirlerine…
YILBASINDAN SONRA KİLİSE TOPLANTILARI HARARETLENİYOR….
Zelıha hanim, cocuklarini alip Maria nin evine gitmek icin ertesi gun ogle yemegini bile yemedi, evlatlarina sabah kahvaltida tereyagli yumurta , yagda peynir, yeni zeytin yedirmisti, kendisinin kac zamandir istahi kesikti, hic yiyesi yoktu ama Maria’ ya ya ayip olmasin diye yaptiklarindan yiyecekti artik, Tulaya sobalara odun attiktan sonra Rasim beyden izin alip musade ederse cikabilecegini soyledi..Mis gibi tapta kokulari yukari sokagi tutmustu, oraya kadar gelmisken, Ziyneti ablasina da ugramayi dusundugu icn kucuk sepetin icine ceviz, portakal, elma doldurmustu.. Ziyneti hanimin bahce kapisini acti, kopek havlamaya baslamisti her zamanki gibi, yukari tasliga cikti kapiyi caldi ses yoktu , hayret genelde evde olurdu bu saatte ama yine caldi yine ses seda yoktu, erik agacinin kurumus dalindan bir parca kopardi , kapinin bir tarafina sokacakti, geldiginin nisani olsun diye, tam o sirada Mehmet icerden seslendi..
-Kim var kim geldi?
Kapıyı kilitlerdi Ziyneti hanım bazen cikarken , Mehmet yabanciya kapi acmasin diye..Zeliha seslendi..
– Memedim , benim oglum Zeliha ablan, bak bir sepet biraktim buraya, taslik ustune..anacigina geldigimi unutma soyle emi?Mehmede guvenilmezdi unuturdu, o yine de erik dalini kapinin caminin klenarina sokuverdi..😁😊
Zeliha hanim , kizlar, Küçük Mehmet hep birlikte , Marianin bahce kapsiindan iceri girdiler, kucucuk bahce bembeyaz kirec badanaliydi, saksilar duvarlarin alt kisminda yanyana dururdu bazen de de tenekeler icindeydi cicekler, ama o tenekeler bile beyaz badanadan nasiplerini almislardi, her taraf beyaz gelinlik giymisti sanki Marianın bahcesinde; Kosta bahcedeki yanmis olan ocagin atesinin ustunu ortuyordu misafirler geldiginde , anacigi taptalari yeni kizartmisti mis kokuyordu ortalik.. hep birlikte kurelalar ( dokuma kilimler) serilmis kucuk odaya gectiler, kitik sedirler de bembeyaz ortulerle bezenmisti, ustlerinde beyazdan baska bir ortu yoktu, oturacak yerleri bile beyazdı.Zeliha hanim cocuklarla sedirleri kirletiriz diye oturmaktan kacindi ama Maria sonunda ikna etti, onlardan kiymetli misafiri yoktuki Maria’nın😥
O gun hepbirlikte eglene gule soyleye yediler, sutler , kahveler ictiler, kimse olanlardan konusmadi, Fatma ile Kosta bakisip durdular. Gunun sonunda Mehmetcik annesinin kucaginda uyuya kaldi..
KILISEDEKI TOPLANTILAR HARARETLENIYOR…
Aksam oldugunda , gencler kiliseye cikarken ozellikle Kostaya muhakkak seslenirlerdi, ara sira da sorguya cekerlerdi zavalli cocugu;
Soyle bakalim Palikaryamu,öldürmen gerekirse agani oldururmusun?Kosta bu sozun agzini yoklamak icin soruldugunu bildigi icin hep ayni cevabi verirdi;
– Memleketimin menfaati ne gerektirirse onu yaparim, hic kuskunuz olmasin..
Boylece arkadaslarina guven vermeyi de ihmal etmezdi, aksi halde hain ilan edelerdi yasatmazlardi, onu da Rasim agayi da..
O gece , köyün yakisiklisi Balikci Adonis silahiyla cika geldi. Onu oyle gorenler birden soylenmeye basladilar;
– Nıye bize haber vermedin be Adonis?biz de getirridik pistollari..
– Anlatazayim simdi dinleyin her seyin zamani vardir..BU gece asagi koylerden arkadaslar gelezek, onlari karsilayazayiz alt yolda onun icin silahli geldim yoksa yoktur luzumu daha, basimiza dert acmayalim bakalim ne karar alinacak? Azele yoktur…
– Adoniis basta olmak üzere, arkada iki arkadasi atlarina binerekköprü basina, diger köylerden gelen arkafaslarini karsilamaya indiler, gelenler de silahliydilar, hepsi de ouzoyu cekmis, kafayi bulmuslardi, Kosta onlari gorunce hem urkmus hem de sinirleri bozulmustu. Bu adamlar sucsuz adami bile dograrlardi …saclari sakallari birbirine karisimis bir kac capulcu adanin gelecegi icin ne yapabilirdi ki?
