Naciye, doktor Stravrosun yaptigi ignenin etkisiyle sabaha kadar uyuyabilmisti, Uyandiginda sabah Ezani okunuyordu ama kendini namaz kilmaya hazir bulmamisti o gun , yatagindan dogruldu,elini yuzunu yikadiktan sonra,sobalari yakip her zamanki islerini yapmak uzere Mutfaga girdi.. Bilal , salonun da, Mutfagin da sobasini yakmis, mutfaktaki kucuk sedirin uzerinde bagdas kurmus sigarasini iciyordu.. Naciye , Bılal efendinin yuzune bakmadan
– Sabah serifleriniz hayir olsun Bilal abey, diyebildi yalnizca, utaniyordu, yanaklari al al olmustu , o guzelim bembeyaz tenindeki siyriklar duruyordu, sobalari yaktigi icin , gozlerini kacirarak tesekkur etti, islerine koyuldu.. Bilal efendi bu guzel kizi seyretmekten inanilmaz bir keyif aliyordu ama , rahatsizlik verip utandirmamak icin, mutfaktan cikti, anasiyla yatiigi odaya cikip, giyinecekti .Sidika hanim da sabah namazini kilmak icin kibleye durmustuki, oglu iceri girince; Tovbe estafurullah deyip namaza ara verdi;
– -Hayirdir Bilalim, bu saatte karga bokunu comaklamadan ne isin var, mutfakta?
– Ana , Midilliye gidip Naciyenin ilaclarini yaptiracagim, unuttunmu?Sidika hanim, cok o tarafli olmadi, oglunun bu kiza oolan ilgisinin az cok farkina varmisti, sahin gibi kadindi, bazen de dili zehir gibi can yakardi..
– -Oglum Ruhi bey varken sana mi kaldi Naciyeniin ilaclari?diyiverdi..
Bılal anasini cok iyi tanirdi, o Rum kizina da karsi ciktigi zaman ayni hal , hareket icerisindeydi, oglunu kimselere layik goremiyordu ama Bilal de de kendinin Hint kumasi olmadiginin farkina varacak yastaydi artik.. Onun yasindaki erkekler kizlarini evlendiriyorlardi neredeyse.. Daha neyi kimi bekliyecekti..Anasina karsilik vermeden giyindi, tertibince kusagini beline doladi, kasaturasini yerlestirdi, silahini aldi, mutfaga ugrayarak bir bardak sut icip cikmakti niyeti.. O arada Naciyenin ocak basinda atesi koruklerken agladigini farketti; Soru sormaya cekiniyordu..gormemezlikten gelip bir bardak soguk sut icip cikiverdi.. Bundan sonrasi icin coktan kararini vermisti Bilal.. bu Kızi almadan gitmeyecekti Misavru dan, anasini da dinleceek hali yoktu kirk yasindan sonra…
RASIMBEY KOSTAYA ZEYTINLIK BAGISLIYOR..
Zeliha hanimin o gunku son sozu , hem kocasını hem de Zelihayi harekete gecirmisti, artik gideceklerini biliyorlardi, tek yapacak sey hazirlanmakti, nasil olacakti tek bilmedikleri sey oydu!
Rasim aga sabah kalkip mutafaktaki ocak basinda biraz kendine gelip bir kac lokma birseyler yedikten sonra, Kosta’nin gelisini gormek uzere kose odadaki sedire gecti, hem sobasi sicacik yaniyor , hem de sabah gunesi iceriyi isitiyordu, havalard a duzelmisti, ee ne de olsa cemre topraga kavusmustu artik. Basini duvara dayadi, karsilari seyre daliyorduki asagi demir kapinin acildigini duydu, Kosta’ya seslenmesi icin Tula’ yi tembihlemisti onceden..iKi Rum gencinin sakalasarak birbirleriyle konusmasini dinledi, ama Kosta’sinin neşesi yoktu eskisi gibi..
– Kalimera agam, beni istermissin, buyur dinlerim seni..
– Kalimera bre Kosta, otur biraz hele diyeceklerim var sana..Biliyorsun ortalik kaynayip duruyor, Dun ben de bizim tuccar Dimitriye gitme gafletinde bulundum, artik kalem kirildi oglum, bizi burda tutmayacaklar, bekliyecegiz, mutarekeyi elbet.. elimi kolumu salllayip Anadol’a gecemem ben , kardeslerim gittiler ama ben onlar kadar dili yavuz digiliyim, beceremem sakin orda is yapmayi, korkarim ,şerren kesilen parmak acimaz oglum.. Lakin seni burada yetim birakmak niyetinde de degilliyim , en azindan karnini doyuracagin mal verecegim sana bre pedimu.. Kosta durumu coktan biliyordu ama utancindan kafasini kaldirip Rasim beyin yuzune bakamadı ;
– – Sen ne uygun gorursen agam, senin sozunun ustune soz soyleyemem ben ….
Rasim bey, Kosta’nin yuzunun kizardigini gorunce ne kadar dogru bir insanla calistigini bir kez daha anlamıştı.
– Hadi git evine , atini al, kafa kagidini al da gel, seninle Midilliye gidecegiz bugun..Kosta agasinin elini opup basina koydu, gzlerinin icine bakmadan sarildi;
– – Agam , bilmemki ne demem lazimdir sana, Teos (allah) ayagina tas degdirmesin … Sen cok yasa ZITO Rasim!! Diyerek cikti..
–
– BILAL MIDILLIDEN ILACLARLA DONUYOR…
– Bilal efendi, ilaclari yaptirip adaya firtina gibi dondugunde ,Ruhi abeyi evden cikmisti, isi gucu vardi, kadinlarla vakit eglendirmeyi sevmezdi.. Bilal efendi ilaclari anasina tarif etti, Naciyeye tarif etmeye utanirdi, ne de olsa kadin hastaligi sayilirdi bu durum, Sidika hanim hala Bilalin bu ilgisinden rahatsiz olmus vaziyette kaslarini kaldira kaldira oglunu dinledi.. Dayanamadi, sonunda agzindan baklayi cikariverdi Sidika;
– -Bılalim nedir bu acelen, merakin elin hizmetcisine? Anlamayamadim bir turlu..
Bılal ‘ elin hizmetcisi ‘ lafina cok icerlemis olacakki, birden sesinin tonunu sertlestirerek;
– – Bak Sidika hanim- kizdigi zaman anasina boyle hitap edrdi-O elin hizmetcisi dedigi kizi alip Iskopluya gidicez, gelinin olacak, haberin olsun, o kizi burada Hatice hanimin merhametsiz yuregine emanet edemem, bundan sonra kiza etmedigi terbiyesizligi birakmaz, ezer gecer zavalliyi
sonunda yavrucak canindan d olur, gunahini cekersin duydun muu?
Sidika hanim oglunun sinirlendiginde yirtici bir kaplan kadar acimasiz olduguu cok iyi bilirdi,cani sikildi, ama artik isyan edip soylenecek kizacak zaman degildi, zaten gavurun merhametsizligini gormus bu kiz belki gelin olarak Ona iyi bakardi kimbilir?Yuregini yumusatmaya calisti, sevapti boyle bir kizi kurtarmak, Helal sut emmis bir kiza da benziyordu, kimi kimsesi yoktu, rahatsiz edeni de olmazdi boylesinin..
– Odaya elinde ilaclarla girdi, Naciye yatagini topluyor, bira taraftan da agliyordu; gormemezlikten geldi Sidika; eliyle Naciyenin basini oksayarak ;
– -Bak kizim, seni Bilalime gelin almak isterim , ne dersin bizimle Iskopluya gelirmisin?Birden ne diyecegini bilemedi Nacıye’cik , Saskinligini saklayamadi , afallamisti, hic boyle bir sey getirmemisti aklina, kim napsindi Onu artik boyle kirletildikten sonra?ne demesi gerekiyordu bu durumda, ‘Hatice hanimima sorun’ dese, belki musade etmeyecekti . ihtiyaci vardi zira O’na, Ruhi abeyime sorun dese ,belki o da karisinin etkisi altinda kalacakti. Akilli cevap vermeliydi.. dusundu..
– -Sidika teyzem, bu benim icin buyuk bir piyangodur, lakin yine de Hatice hanimdan izin alin , bakarsin müsade buyurmaz ..
– Orasini bize birak sen Naciye. Diyip,İlaclari tarif etme fasliana gecti Sidika…
KOSTA ILE RASIM BEY MIDILLI YOLUNDA..
Kosta, Kaliopiyi hazirladi, anasina durumu anlatti, Zeliha hanima hazirliklarinda yardimda bulunmasini soyledi, artik gidis icin yavas yavas hazirlanmaya baslamisti hanimi, ne zaman olacagi belli degildi ama eli kulagindaydi..
Rasim beyle beraber Midilliye dogru yola koyuldular, hava oldukca guzeldi, gunes hafif hafif isitiyordu bile, dereler icinde dag laleleri acmaya baslamisti yine, Rasim bey ara sira yavasliyor lalaerin guzelligini seyrediyordu, rengarenk mis gibi kokuyorlardi, Kosta bir ara atindan atladi bir kac tane toparlayip agasina getirdi,
-Agam yakana takarsin belki. Dedi?
– Eee sakin beni deli panayot sandin bre Kosta???Gulustuler, yollarina devam ettiler, Perama ya yaklasmislardi ki ; yolda bir gurup ceteci sanki onlarin yolunu bekliyordu, ellerinde tufeklerle tozlu yolun her iki tarafina saklanmisken birden çıkıvermişlerdi onlerine….
Hoppppp Bre Turko, stasu ! ( dur bakalim turk)
Rasim bey cok iyi Elinika (sehirli rumcasi) konusurdu, durdu. Kosta ne yapacagini sasirmisti, bu capulcular onu da dinlemezlerdi simdi,
– Durdum bakalim bre palikaryamu, soyleyin bakalim ne istersiniz benden?
– Canini isteriz Turkos! Cok can gitti Anadol da onlara karsilik biz de senin canini isteriz, katalavas?
– Rasim bey tas kesilmisti, diyecek soz bulamiyordu> Kosta çıldırmış gibi atindan atladi, Çetelere dogru yurudu, bir cogunu tanimiyordu, lakin bir kacini kilisedeki toplantilarda gormustu..
