Pehlivan Huseyin aga, geceleri kahveye cikmadigi icin sik sik evlatlarini, akrabalarini evine topluyor, uzun uzun konusuyordu, Koyun en yaslisiydi,tecrubesi coktu, Rumu iyi tanirdi, cok dostluk etmisti hepsiyle..Erkekler, Huseyin agayi dinlerken Ziyneti de diger odada kadinlari agarliyordu, kizi Zehra hizir gibi imdadina yetisir anacigina is birakmazdi, Sabire de kizi sayilirdi, kardesinin kuzusuydu O da ! Hepsi bir arada olmanin mutlulugunu yasamislardi bilmeden yillarca.. Aslinda beraber olabilmek cok guzeldi seneler sonra anlayabilmislerdi kiymetini…Zehra coktandir hamile kaldiginin farkinda bile degildi, neredeyse iki uc ay olmustu gebeligi..Mehmet Emin efendi ceketini uzerine atsa, hamile kalirdi Zehracik..Cocugunun olmasini cok istiyordu , ama bugunler gebe kalacak zamanlar degildi, belirsiz gunler yasiyorlardi, hersey olacagina varacakti nasilsa diyip kendini avutuyordu..
Bir taraftan Vecize Ile Lebibe yalniz kalmanin hem uzuntusunu hem de rahatligini yasamaya baslamislardi farketmeden. Rahmetli Ethem efendi eziyetli adamdi dogrusu, yemegini zamaninda ister, cok misafir sevmez, paraya tapardi.. Vecize diline getirip bunlari soylemese bile rahatligi davranislarindan belli oluyordu artik..O gun ,iki kizkardes Rustemin gelecegini tahmin edip hazirlaniyorlardi yine…
Vecize bahcedeki toprak firini yakmis, sabahtan beridir hazirladiklari mis kokulu tarcinli etleri , keskekleri, kuru fasulyeyi, pirinc pilavini firina atmak icin yardim bekliyordu .Komsusu Elena boyle zamanlarda Vecizeyi hic yalniz birakmazdi, colugu cocugu yoktu nasilsa, Vecize’ ye abla gibi baglanmisti, O da bir iki toprak tencere getirdi, elbirligi ile firinin agzinia koca bir tas koyup camurla sivadilar, Lebibe’nin hazirladigi yemekler sultanlara layik olurdu, Elena , Lebibe hanimadan cok seyler ogrenmisti son zamanlarda, Osmanlinin mutfak hunerleri Rumlarda yoktu o zamanlar..Firinin agzini sivadiktan sonra uc kadin oturup Sabah kahvelerini ictiler, prina atesinde pisen kahvenin tadi da hicbirseyde yoktu. Lebibe bu aksam bir musibet cikmazsa ‘ allahin izniyle’ oglunu bekliyordu , Sabah kahvesinden sonar kalkti , abdest aldi, evlatciginin sag salim koye varabilmesi icin yasin okumaya basladi, bir taraftanda kocasinin, anasinin babasinin ruhlarina bagisliyor, ara sira da ev sahibi Ethem enistesinin ruhuna gonderiyordu isteksizce.. Ethem efendi aile icinde cok sevilmemisti oldum olasi, babasi kizkardesini verirken , ‘Kizim rahat edersin , varlikli adam, elini sicak sudan suya degdirmezsin gel dinle benim lafimi diye’ vermisti, veris o veris , sonrasinda kimse Vecizenin hatirini sormayi akil bile edemisti, Akil mi edemeistiler, yoksa kizlarina yuz verirlerse iki cocukla baba evine doner korkusunu mu yasiyorlardi.?.O gunun kalan bolumunu dinlenerek gecirdi iki hemsire..
RUSTEM MISAVRUYA GIDIYOR…
Rustem de , Muhtar beyden bir kac gunlugune izin istemisti, anacigini ozlemisti lakin en cok ta anasinin O’nu ozledigini biliyordu. Bu kadar kosturma arasinda dinlenmeye ihtiyaci oldugu nu hissedemeyecek kadar genc ve cevvaldi Rustem o gunlerde..aksamuzeri olunca tebdili kiyafet giyindi tam bir Rum delikanlisi olup cikivermisti, ana dilinden daha iyi Rumca konusurdu,bilmeyen hic kimse O’nun Rum oldugundan suphe etmezdi zaten..
Atina atladi, Firtina gibi Misavruya dogru ucuyordu sanki o aksam uzeri. Peremaya geldiginde Rum ceteciler Rustemi durdurdular, Her geleni geceni durdurup Turk olup olmadigina bakiyorlardi, Turk olanlardan bircok kisiyi ya kursuna dizmisler ya da esir etmislerdi, Yalniz Rasim aga’nin Kosta sayesinde cani kurtulmustu, demekki yasayacak omru vardi daha
.Adini sanini sordular, Rustem her seferinde kendine bir degisik Rum adi buluyor, cetelerle sanki dalga geciyordu..Bu gece Yhannis olmustu kirk yillik Rustem.. Durdu, genclerle muhabbet etti, yolda kuskulanip Turk goruruse teredddut etmeden tek kursunla vuracagina soz verip ayrldi, boyle birini rastladiklari icin memnundu Rumlar, Onlarin arasinda boylesi az bulunurdu zira.. Rustem, MIsavruya vardiginda hava kararmis, aksam ezani okunmus, anacigiyla teyzesi pencerede oturmus O’nu sagligi icin Kuran okuyorlardi.. kapiyi hizla caldi, Lebibe hanim sanki etekleri zil calarcasina kosup kapiyi acti, Boncuk mavisi gozleriyle evlatcigi karsisindaydi, ana ogul sarildilar, opustuler, koklastilar.. hasret giderdiler, Vecize de butun bunlardan payini alinca , hazirladiklari masanin etrafina oturdu ucude , Vecizenin evindeki mobilya duzeni kimsede yoktu neredeyse, kocasi evlenmeden once Atina dan gemiyle getirtmisti mobilyalari..keten masa ortuleri,, porselen tabaklar sanki Muhtar beyin evinde yemekteydiler.. Elena da Rustem gelecek diye tatli yapip getirmisti, .. Mutlu bir aile tablosuydu su anda, Midilli de olanldan bitenden haberler Verdi Rustem anacigiyla teyzesine.. yemeklerini yediler, Vecize kahve yapmaya mutfaga gitmistiki , Lebibe iki laf arasinda ogluna bir kiz varmi diye soruverdi her zamanki gibi..ilk sordugu soru oydu zaten oglunu boyle gec gordugunde; Rustemin her zamanki cevabi ;
-Anacigim isten gucten gozumuzu acacak zaman mi var? olurdu. eh birde simdi memleket meselesi eklenmisti ustune.. Kahvelerini ictiler, Rustem anasinin yaninda sigara icmezdi ama bu gece izin isteyip bir tane tutturesi gelmisti, tam sigarasini yakmistiki bahcede birileri Rumca konusuyordu, Rustem kulak kabartti, sanki cetelerden gelenler vardi; silahini hazir etti, kapinin arkasina saklandi.. Genc Rum cetelerden biri bagiriyordu:
- Turkos, bizi kandirdin. yalan soyledin, Yhannis olmadigini biliyoruz, erkeksen cik ortaya..Rustem bunlari duyunca sinirden delirmisti,nasil evi bulduklarini dusunuyordu, etraftakilerden birisi mutlaka ispiyon etmisti, lakin yapacak birsey yoktu, etrafta ona yardim edecek kimse de yoktu, tek basina silahliydi, disarida dort kisiydiler, saldirmak icin hazir bekliyorlardi..
-Siz erkekseniz gelinde alin beni, hadi gorelim erkekl;iginizi; der demez Rum ceteler ates acmaya basladilar , ikisi kandirilmanin verdigi hirsla kapiya yuklendi, kapiyi kirip iceri daldilar, Rustemi oracikta gogsunun tam orta yerinden sehit ediverdiler..Lebibe hanim dusup bayildi, Vecize ne dedigini bilmez sekilde ciglik atiyordu biraz sonra duyanlar tek tuk gelmeye baslamislardi ama artik nafileydi, Rustem sehitlik mertebesine erismisti bile..
BILAL VE SIDIKA HANIM DUGUN YAPIYORLAR…
Iskoplu daki Turkler dugun icin sevinedursunlar, Misavruda bu acilar yasaniyordu.. Bilal kina gecesinden bir gun once kahveye cikmis, olani biteni duymustu, uzuntusu buyuktu, anasina bile haber vermeden atina atladigi gibi Misavruyu buldu, o ikindi namazinda Rustemi koyde topraga vereceklerdi, yetisir yetismez sadirvanda abdestini aldi, cok sevdigi arkadasina son borcunu odemeliydi, o arada Ruhi abeysiyle karsilastilar, Ruhi beyin Bilalin yuzune bakacak hali yoktu, gozlerini kacirmaya calissa da bir sekilde selamlastilar, Bilal yine de saygisizlik etmemek icin iki gun sonraki dugune davet etti Ruhi beyi, ne de olsa ekmegini yemislerdi, gidecek olan yoktu da, iste adet yerini bulsundu…
Rustemi cok buyuk bir aciyla topraga verdikte sonra, Bilal koye donmek icin acele ediyordu karanlik basmadan evde olsundu, anacigi da . nisanlisi da merak ederdi.. Evin kapisini acti, iki kadinda meraktan catlmamis hayat altinda bekliyorlardi, ilk once anasi oglunu guzelce hasladi, boyle gunlerde nasil olur da haber vermeden cekip giderdi, gavur yarali cakal gibi dolaniyordu ortalikta, iki gun sonra damat olacakti, bunun affedilir tarafi yoktu , Sidika hanima soylenip duruyordu. Bilal anasini sozunu kesmeden dinledi, kalbini kirmak istemiyordu, sakince durumu anlatinca, iki kadinda neye ugradiklarini sasirdilar, ne yiyecek ne icecek ne de konusacak halleri kalmamisti.. Bundan sonra yasadiklari ana sukrediceklerdi demek…
