BOLUM 49

 Zeliha hanimin gogus agrilari siklasmisti, artik uygun bir dille Rasim beye soyleme zamani gelmisti , doktora gostermeliydi kendini ;bu normal bir soguk alginligina benzemiyordu..Ertesi Sabah kahvelerini icerken bahsederdi artik. Cocuklar kendilerini bakacak yasa gelmislerdi, lakin Mehmet’i daha kucuktu , okula yeni  baslamisti,hafizasina hayrandi ogretmeni, herseyi cabucak ezberliyor, bir soyleneni bir daha kolay kolay unutmuyordu, Cabucak okumayi da sokmustu, halbuki evde yardim edecek kimse de yoktu..Ogretmen , bu cocugu okutun, kafasi guzel calisiyor dedikce , Rasim beyin tadi kaciyordu,

‘ Bu kadar mal mulku kim bakacak , deruhte edecek ogretmen hanim” diyordu.. O Sabah Zeliha , Sabah kahvesini icerken kocasina durumunu en basindan anlatmaya basladi,  cani sikilmisti koca Rasimin, hastaligi hic sevmezdi, tam evlerine yerlesiyorlardi, huzurlari yerine geliyordu nerden cikmisti bu doktor isi simdi..Ama gideceklerdi elbette.. cani sikildiginda mutlaka kardeslerine gider akil danisir, derdini paylasirdi, Kahveyi ictikten sonra evden cikti, dosdogru Selim beyin yazihanede buldu kendini..

  • Sabah seriflerin hayrolsun abeycigim diye karsiladi,  abisini Selim bey, adet oldugu uzere elini operek basina goturdu;
  • – Hayirli sabahlar olsun ama pek hayir degil galiba Selim; Rasim beyin kaslari catilmis, gulen mavi gozleri islanmisti, masanin onundeki koltuga birakiverdi kendini;
  • – Zeliha yengen hastadir, Selim, uzun zamandir gogsunun ortasinda bir agri varmis, sirtina yayilirmis bazen de kolu uyusurmus bana daha yeni soyledi, kardesim..Selim bey’in de cani sikilmisti elbette ama belli etmek istemedi , daha fazla uzmenin hic geregi yoktu.Derhal yanindaki calisanlardan birini cagirip Doktor Fahrettin beye gonderdi, randevu alinmasi icap ederdi tabi.. Hasta coktu zira bu gunlerde..Saat kavrami cok yerlesmemisti o zamanlarda daha, genelde gunese gore randevular verilirdi
  • -Beyim ,doktor ogle yemeginden sonra bekliyor sizleri ,diye geri geldi  haberci..Gecikilmemeliydi, ..Rasim bey, hemen kardesinden izin isteyerek evinin yolunu tuttu, Zeliha hanim titiz kadindi, yikanip dokunmeden, doktora asla gorunmezdi, ic camasirlarini degistirir lavanta kolanyasini surunur, tertemiz sokaga cikardi, zaten evinin ici de sabun kokardi herdaim…
  •  Zeliha hanimla , Rasim bey , ogleden sonra , tam vaktinde  doktorun muayenehanesindeydiler, cani sikkindi her ikisininde ama konusmuyorlardi, hele Rasim boyle zamanlarda hic konusmazdi, disleri kenetlenirdi sanki..Bekleme odasinin duvarlarinda asili resimlere teker teker bakiyor, az da olsa gerilere gidiyordu , gidebildigince..
  •  Doktor Fahrettin beyi, tam  zamaninda yemekten donmus hastasini bekliyorken buldular iceri girdiklerinde ,  cok muhabbetli adamdi, aslinda hastayi rahatlatmak icin de konusmasi gerektigini cok iyi bilen harika bir tabibti.. Ayvalik icin sansti boyle bir hekim.. Rasim beye zeytinleri sordu, yaglardan bahsettiler, alisip alismadiklarini ogrenmek istedi, az degil bir seneyi bulmustu geldikleri..Ziyneti bu arada paravanin arkasinda ustundeki kara carsafi cikardi , doktoru bekliyordu, Fahrettin bey kadin hastalarinin hassasiyetini bildigi icin kafasini pek kaldirip kadinlarin  gozune bakmazdi, ilgilendigi yerdi onun icin onemli olan.. Kalbini dinledi. oldukca sikintiliydi Kalbin ritmi..Buralarda yapacak bir sey yoktu, ozamanlar en iyisi Istanbul du, buyuk hastaneler, aletler edavatlar vardi orlarda, hic oyalanmadan oraya gitmeliydiler…
  •  Dusunduklerini  yeni kendine gelmeye baslayan bu  insanlara nasil anlatacakti, yeni bir travmadan kurtulurken ikinci bir travma kolaymiydi?Bogazini biraz temizledi ; steteskopu kulaklarindan cikararak ,gozluklerinin uzerinden bakti ;
  • Rasim bey, benim burada yengeme yapacagim birsey yoktur, Sizi Istanbula gonderecegim, hem de zaman gecirmeden, oraya Gureba hastanesine gideceksiniz ve  benim selamimi gotureceksiniz, sinif arkadasim Nizamettin bey var, mesleginin en iyisidir , derdinize care ondadir agam…O ihtisasini Fransa da yapip geldi, size tek yardim edecek Nizamettindir simdilik sonra bize dusen kismini o yazar ben de burada devam ettirririm , merak etmeyin…
  •  Rasim bunlari duyar duymaz , basindan kaynar sularin dokuldugunu  hissetti, Istanbul bildigi yer degildi, koskoca payitaht(baskent) ! nerde bulurdu Gurebayi nerde bulurdu gidecegi yeri, karisini nasil goturecekti oralara !!! Bakindi ( bakin)  basina  gelenleri..MIdillideyken bir kac kez gidip gelmisti ama , yaninda hep arkadasi esi dostu vardi, simdi de Zeliha ile gidecekti; .
  • Kari koca doktordan ciktilar , Selim beyin hemen az ilerdeki yazihanesine ugramadan eve donmek olmazdi, durumu anlatacaklar Payitahta giden vapurun en erken ne zaman oldugunu ogreneceklerdi..Rasim bey kardesini gorunce biraz rahatladi, durumu anlatti, nasilsa ona care bulurdu Selim …. Zeliha hanim hic konusmuyor, yalnizca konusulanlari dinliyordu.Cani sikilmisti ama belli etmek te  yakisik almazdi simdi…Cocuklarini nereye birakacagini dusunuyordu, gerci  Fatma artik gelinlik kizdi ama o koca hengame evde  yalniz birakamazdi kizlarini da Mehmedini de…Selim bey biraz sonra elinde denizyollari- Istanbul biletiyle iceriye girdi, en yakin gemi onbes gun sonraydi, luks kamaradan abisine iki kisilik yer almisti, Rasimin parasi vardi, boyle zamanda para hesabi yapilmazdi, zaten yine abisi degilmiydi; ” her yerde darlik, lakin panayirda bolluk ” diyen…
  •  BILAL EVE GELIYOR…..
  • Bilal efendi , katipligin tadini cikarmaya baslamisti, gayet disiplinli, caliskan, tercume islerinde son derece basarili aslan gibi bir Turk olup cikmisti, Hakli olarak bulundugu konumdan gurur duyuyor, yaptigi isten buyuk bir haz (zevk) aliyordu, mutluydu, ara sira hulyalara dalar, karsi Naciyenin guzel goguslerini hayal ederdi, Cok guzel kadindi Naciye, tas gibi  bir vucudu vardi, siyah saclarini saldigi zamanlar bembeyaz vucuduyla degme film artistelrine tas cikartirdi, Bilal film artisti falan bilmezdi ama Adada arkadaslarinin anlattiklarina gore hayal eder dururdu evlenmeden once…Eve dondugunde masanin ortusunun degistigini , sofranin gayet ic acici bicimde hazir edildigini girdu, ” heralde misafir var bu aksam ” diyerek ic gecirdi, Bu yorgunlukla misafir de cekilmezdi ama ne yapsin , Tanri misafiri diye sineye cekerdi artik…
  • Kapiyi actiginda , Naciyesinin lavanta kokusunu duyumsadi, hazir anasi da ortalarda yokken gidip karisini soyle bir kucaklayip opmek geldi icinden, mutfakta arkasi donuk salatasini  hazirlliyordu Naciye, birden kocasinin sarildigini farkememis olsa gerek, bir ciglik atti, o unutmak istedigi  korkuyu hep yasiyordu zavalli kizcagiz.. Sidika hanim namaz ortasinda : Tovbe estafurullah cekip seccadeden disari atti kendini ; yukari hayat ustunde kilardi hep namazini, kulaginin biri de her daim asagidan gelen sesteydi hani..
  •  – Hayirdir kizim , Naciyem guzel gelinim, ne oldu kim korkuttu seni , korkmak sana yaramaz   , torunumu dusururusun alimallah deyip merdivenlerden iniyorduki saskin vazitteki ogluyla karsilasti trabzan basinda ;
  •  – Hay Allah be oglum, neden geldigini haber vermezsin bak korkuttun karini…Bilalin torun lafini duydugunu farketmemisti Sidika , o koca adamin ilk defa sevinc gozyaslarina bogulduguna sahit olmustu oracikta….
  •  – Hadi gel, bak Naciye Istanbul sofralari hazirladi bize, bakasan ne yemekler yapti  …Ucu birden sofraya oturdular.  Naciye maharetli kizdi, ne de olsa Hatice hanimin rahle-I tedrisinden de gecmisti, cok lezzetli yemekler yapardi, hersey usulunce hazir edilmisti, yemege dugun corbasinla basladilar, hem neseleniyorlar hem huzunleniyorlar, hemde Naciyenin anacigini Istanbula gidip almak icin plan yapiyorlardi, Bilal effendiye gore artik Zavalli kadini alip buraya getirmenin  zamaniydi, Sidika bu ise pek sicak bakmiyorsa da; gelini alinip uzulmesin diye ses cikarmiyordu…Daha sonra tenhada oglunu bir kenara cekip;
  •  Oglum , Bilalim. huyunu suyunu biledigim insanla bir cati altinda ben nasil yasayayim, simdi alirsan bir daha geri goturemezsin. en iysimi sen al Naciyeyi gotur Istanbula gorsun anacigini , deyip durmustu..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir