Rasim bey ve Zeliha hanim,Bir hafta icinde alabildigince gezdiler,Zira , Zeliha hanim artik iyi olduguna inaniyordu, bir daha gelmiyeceklerdi Payitatahta nasil olsa . Hersey duzelmisti Zelihaya gore..Yavrularina kavusacak , hasret giderecek, evine ceki duzen verecek, esinle dostunla yeniden gorusmelere baslayacakti..Ama bir iki kumas almaliydi geldigine gore, gidince Afet hanimin terzisine diktirirdi, Kizi Fatmaya da lazimdi ipekli kumaslar, dunurculer gelip gitmeye baslamisti bile , ee artik onyedisini dolduruyordu, neredeyse eli kulaginda gelin olacakti.. Zeliha hanim Otel odasinda oturmus namaz vaktini beklerken Rasim bey tutacaklari kadin mevzusunu acmak icin yol yordam belirliyordu kafasinda , belki de gittiklerinde kadini hazir bulacaklardi evde, Karisinin haberi olmaliydi en azindan bu olumlu gelismelerden;
- Bak beni dinle Zeliha hanim, Tabib Nizamaettin beye gore cok yormayacakmissin kendini, iyiymissin masallah lakin” artik karina ev isi gordurme Koca Rasim “diye de tembihledi beni cikarken.
- Rasim bey ara sira boyle ufak tefek pembe yalanlari severdi, etrafindakilerin mesut olmasi icin ne zarari vardiki bir iki kelamin..
- -Eee, kolaymi kadin bulmak Ayvalikta Rasim bey, keske bulunsa..
- – Sen merak etme, Selim’e haber yolladim biz gidene kadar bulacaklar insallah..
- – Bu ne acele Rasim bey, herneyse allah razi olsun.. Zeliha hanimin aklina sagliginin ciddiyeti ile ilgili hicbirsey gelmiyordu, butun bulutlar dagilmisti kafasindan, kolay mi Ayvaliktan kalkip istanbul’lara gelmislerdi, gunlerce tedavi gormustu koca koca mermer duvarli hastanelerde..
- Ertesi Sabah erkenden Pera’ya alisverise gitmislerdi Rasim beyle ,Zeliha. Seyahatlerinin en ferahli zamaniydi.. Ermeni tuccarlar , cebi dolu Anadolu’ dan gelen mustahsili gozunden tanirlardi.
- – Hosgelmissiniz efendicigimm, nerlerden tesrif buyurdunuz Payitahta ?diyerek cesit cesit kumaslari seriverdiler Zeliha hanimin onune, buyulenmisti
- ! Bir iki urbalik kendine bir iki tane de kizlarina almaliydi, hele de bir Fatma’sina dunur gelip te dugun dernek olursa adadan getirdigi eski esvaplarla cikamazdi ya insan icine, eltileri her daim tertemiz ve sik giyinirlerdi.. bir iki tane de krep de mour namaz yasmagi almaliydi..kenarlarina igne oyasi yaptiracakti..Alisverisin sonunda faytona binip yine otellerine dogru yola koyuldular, Rasim bey ,bu aksam karsiki lokantadan balik pisirtip getirtecekti karisina , ohhh ne de ozlemisti ya balik kokusunu, hastanede yedigi o sulu soganli yemekler canina yetmisti Zelihanin..Seyahatlerinin en guzel gunlerini yasiyordu kari koca, daha once boyle hic basbasa gezme imkanlari olmamisti, Rasim bey ara sira dalip gidiyor, acaba bundan sonra yine boyle olacak mi diye de dusunmeden edemiyordu elbette..
- Bir kac gun sonra geldikleri Bahr-I Cedit gemisiyle geri donduler, kamaralari gayet luks ve guzeldi yine, bu sefer ayakyoluna oturmalari gerektigini ogrenmislerdi, uzun sure kaldigi hastane, oradaki helalar, otelin helalari hepsi zaten yetmisti Zeliha’nin canina, burasi hususiydi hic olmazsa…Iki dalgali koca gunden sonra nihayet Ayvalik limanina vardi koca gemi, Ne Rasim bey’in ne de Zeliha hanimin dalagali deniz seyahatine tahammulleri yoktu, iki gunu de yatarak gecirmislerdi.. Limanda Selim bey adami ile karsilamaya gelmis, Faytonu hazir etmisti, alip evine goturdu, karisi Hatice hanim,cesit cesit yemekler hazirlamisti,Rum hizmetci adaya gittikten sonra Arife diye bir kiz bulmuslardi ev isleri icin.. Arife guzel de yemek yapar borek acardi.Rumeliden goc etmisti, biraktigi malini mulkunu Ayvalik ta alamayinca boyle hizmet islerine girmeye mahkum olmustu zavalli kadin..Diger taraftan Emin bey de cocuklari getirmisti , Ozellikle kucuk Mehmet’in anacigina sarilisi , opusu gormeye degerdi, gorenlerin ici burkulmustu adeta… Selim ve Emin beyler abeylerinin agzindaki baklayi farketmislerdi ama Zeliha’nin yaninda konusulmayacagini da biliyorlardi BIr ara tenhada; durumu iyice anlatti Koca Rasim, gozleri bugulanmisti yine, Ama Allahtan umut asla kesilmezdi..
- Iceri odaya donduklerinde Selim bey,ozellikle yeni bir muhabbet konusu acmak icin bir kari koca hizmetkar buldugunu uzun uzun anlatti, fakir insanlardi, yatacak yerleri bile yoktu neredeyse, yukardaki mustemilati onlara vermeliydi Rasim bey, Arnavut gocmeniydiler, Veli dayi ile Hatice hanim caliskan durust insanlardi, her seyi yaparlardi. O koca ev yokustaydi her halikarda, ne Rasim beyin Ne de Zeliha hanimin yokusu yukle cikacak hali yoktu bundan sonra.. bu kari koca gencti de allahtan, rahat rahat is buyuracakti Zeliha , Hatice’ye…
- ZIYNETI HANIM, SABIRE HANIMLA GECMIS OLSUN ZIYARETINE GELIYORLAR..
- Zeliha hanimin , Istanbuldan dondugu haberi duyuldu, Artik iyiyidi masallah, herkes oyle biliyordu en azindan.. hastane de yatmaktan kilo da almisti, gerci cok guzel kadin degildi, boyu kisa sayilirdi, saclarina kina yakardi , lakin gozleri cok anlamli bakardi Zeliha’nin , ic guzelligi kimselerde yoktu, fakir annesiydi, bayram seyran beklemeden fakire fukaraya yiyecek, kilik kiyafet dagitir, olmayani sevindirirdi, babasi Haci Bohlul(Behlul) agadan vasiyetliydi, Haci effendi kizina o kadar serveti verirken, fakirle paylasacaksin tembihinde bulunmustu…
Ziyneti hanimla, Sabire hanim ,yanlarinda da Akli evvel Mehmetcik, koca kapakli bir sepeti doldurmuslar, gecmis olsun ziyaretine gelmislerdi bir kusluk vakti.. Sabah kahvelerini Hatice yapip getirmisti artik.. Evin buyuk kizi gibi hareket ediyordu Hatice Zelihanin yemek haric butun isini goruyordu. Sabire hanim, kapakli bakir kaplar icindeki mis kokulu tavuklu pilavlari, corbayi, agartilmis bademle suslu paluzeyi cikarip mutfaga birakmisti ,Kalayli bakir sahanlar da guneste isil isil parildiyordu hani.. Zeliha ablasini oldu olasi cok severdi, onun zenginligiyle beraber, alcakgonullugune hayrandi.. Burnu kafdagindaki Ruhi beyin Karisi Hatice ye mi benzerdi yani? Gerci Zeliha hanimin serveti hepsinden coktu ya…
Kadinlar aralarinda uzun uzun konusmaya daldilar, kahveler icildi, istanbul’ dan getirilen fistikli lokumlar yendi, muhabbetler edildi, Laflar donup dolasip kucuk Nezahat’cikga gelmisti .Gun gectikce buyuyor guzel bir kucuk hanim oluyordu, yurumeye konusmaya da baslamisti artik, Sukurler olsun,Zehra ya gorumcesi Sabire hanim yardimciydi , kizi gibi seviyordu Nezahat’cigi halasi.. kucagindan indirmiyordu, Zehra da biraz sert kadindi , o kadar yuz verilmesini sevmezdi, gorumcesiyle ara sira bu konuda ters dusuyorlar sonunda Mehmet Emin efendinin arabulucuguyla tekrar muhabbetleniyorlardi.. Misavrudan gelenler , Ayvalikta da munasebetlerini devam ettirmek icin ellerinden geleni yapiyorlardi.. Bu uzun yillar boyle devam edecekti..
ZELIHA HANIM FATMA ILE, SIDIKA HANIM’IN TORUNLARINA UGUR KADEME GIDIYOR…
Zeliha hanim ikiz bebeklerin dogum haberini alinca , oncelikle Naciye sonrasinda da Bilal ve Sidika hanim icin cok sevinmisti, Ne mutlu bunca badireden sonra aile huzura kavusuyordu, Bebeklerin kucuk altin sikkeciklerini hazirladi, kucuk kadife keseciklere koydu, bir sicak ogleden sonra Sidika hanimla’rin evinin yolunu tuttu kiziyla, Ne de olsa aylardan mayisti, havalar iyiden isinmisti artik. O zamanlar haber verme yoktu gitmek icin, zaten yeni lohusa evden aylarca cikamazdiki…Fatma da annesi gibi carsafa girmisti ama O’nunkisi daha acik ve yesil renkteydi, gozlerinle ayni renkti nerdeyse .. Sidika hanim, Cok sevdigi Zeliha hanimi gorur gormez sevincten kapiyi acik birakip iceri buyur etmeden Naciye’yi cagirmaya koyuldu, Ayvalik a geldiklerinden beridir bir iki defa ayakustu gorusmuslerdi neredeyse..
- Gel Kizim bak , kimler geldi, Zeliha ablanla, KIzi guzel Fatma geldi evimize.. Buyursunlar iceri, Zeliha hanimcim..Hos geldiniz , sefalar getirdiniz, diyerek genis sedirli oturma odasina aldi misafirlerini, evlerinin cumbasi oldukca ferahti, derya yi bile uzaktan da olsa seyrederlerdi, hele Istanbula kalkan gemiler buradan cok guzel gorunurdu, inen binen de secilirdi..Zeliha hanim Fatma ile yanyana cumbadaki sedire ilisiverdiler.. Bir baska misafir de vardi cumbali odada, Sidika hanimin kardesinin karisi Besime hanim..O da Iskopludandi, pek hatirlamiyordu Zeliha Besime hanimin simasini ama yine de adini duymustu Sidika ‘dan.. Cok kol kanat germislerdi, Sidika kocasini kaybettiginde.. BIlalin dayisi da Bilal gibi yigit adamdi, kardesinin acisinda hep yanindaydi..
- O arada , Naciye pembe sabahliklar, igne oyali geceliklerle bebeciklerini kollarina almis kapida gorundu, Masallah masallah deyip Zeliha hanim Altin sikkeler ikadife kesesinden cikarip bebeklerin kundaklarina saklayiverdi, Sidika ,gizli memnuniyetle, utangaclik arasi;
- – Ne buyuk zahmetler bunlar Zeliha hanimcim, bizi mahcub ediyorsunuz diyerek bebegin birini Zeliha’nin birini de Fatma’nin kucagina Verdi..
- -Insallah Fatma’miza da boyle guzel bebekler nasip olsun, yasi da gelmis artik guzel kizimizin diyince Fatmanin yanaklari kipkirmizi olmustu , Lohusa serbetleri icildi, kiz lokumlari yendi , Gobek anne Sahibe, hem bezleri yikiyor hem de hizmet ediyordu gelene gidene, masalahh Bilalin kazanci iyiydi artik.. ee zeytin den gelirleri de vardi cok sukur..Besime hanim , Fatmayi suzdukce suzuyordu, bir kac yas buyuk olsa da is guc sahibi Ali’si vardi, Fatma zengin kiziydi, verirlermiydi acaba ama , onlarin da soyu sopu, varligi da yabana atilmazdi hani..
