BOLUM 55

Ayse , odaya girdiginde  aglama rolunu  basariyla  oynuyordu..gozyaslari sanki kurumusta gozlerinin yanina birikmis  gibiydi, Zeliha hanimin her sordugu soruya;

-Hayir ben oyle birsey yapmadim,gitmedim, bana iftira atiyorlar diye cevap veriyordu. Papagan gibi ayni cumleyi tekrarliyordu her soru soruldugunda.Cok zordu agzindan laf almak ama Zeliha kizinin yalan soylediginden adi  gibi emindi.. Rasim beye soylemesi gerektigine inanmisti artik, bu yuku kendisi kaldiramazdi, Ayse hercai bir kizdi, ailede sulalede gorulmemis kadar rahatti ,Bir gun olur da kacarsa aileyi rezil rusvah ederdi alimallah..

 Aksam yemeginden sonra Ayse, yukardaki sandik odasina saklanmis cikmamak icin inat  ediyordu, Babasindan cok korkar ama yine de yapacagindan geri kalmazdi. Rasim bey , olanlari duydugunda bir kez daha kalp kirizi gecirmesi hicten degildi neredeyse.. Misavru kucuk yerdi, boyle seyler icin cok cesur olmasi lazimdi genclerin ama bu Ayvalik’a geldiler geleli; Cocuklarinin akibetinden korkmaya baslamisti.. Giritten , Adadan, Rumeliden gelenler karmakarisikti artik , neredeyse kimse kimseyi tanimaz olmustu, kendi hisim akrabalarini , kendi mahallelerini bile tanimak zorlasiyordu gun gectikce.. Yeni gelip yerlesenler, baska koylerden gelenler, Giritliler, Rumelliler, nasil tanisindi hepsini Zavalli Rasim?Yuz kisinin yasadigi bir koyden binlerce mubadilin birlikte yasadigi bir Anadol kasabasina gelmislerdi. Ovundugu tek sey namusuydu, O zamanlar belden asagi namus herseyden onemliydi, sozune guvenilirlikte oyleydi ama  namus denince akla ilki  gelirdi hep..

 Rasim bey , biraz kendine gelince hizla merdivenleri cikip merdiven basindaki  kucuk sandik odasina daldi, Ayse orada saklanmaya calisiyorsa da babasinin elinden kurtulamazdi, BIr kac tokat ask ettikten sonra , daha fazlasini yapmamak icin kendine hakim olmaya calisti; avazi ciktigi kadar bagiriyordu; Yan taraftaki mustemilatta Hatice ve kocasi da sinmis korkuyla olanlara kulak kesilmislerdi..

Ben koca Rasim hic bir zaman namusuma laf soyletmedim , bundan sonra da soyletmem, Bizde bir laf vardir ‘YA EL BEGENSIN YA YER BEGENSIN’.. Duydunnn? haberin olsun … Bundan sonra carsiya bile cikmak yoktur, her yere ananla gidicesin…Ayse olanlardan oldukca urkmustu, artik sokaga cikmayacakti, Hatice hanimda ona yardim etmezdi, O gece aglaya aglaya uykuya daldi, ablasi Fatma da anasi babasi ile ayni fikirdeydi, kesinlikle ona yardimi olmayacagindan emindi.. Acaba Kardesi Mehmed’e mektup verse gotururmuydu okula giderken?

 Rasim bey, ertesi gun solugu kardeslerinde aldi, bu delikanlinin kim oldugunu sordu, pek az kimse taniyordu, lakin kizinin daha kocaya varacak yasi degildiki 14une yeni basmisti Ayse, Onunde ablasi vardi , Fatma neredeyse 19 una girecekti yaz sonunda..Ayseyi disarida yalniz gorecek olurlarsa O’na soylemekten cekinmeyeceklerdi..

Bu terbiye sekli yillar sonra da bizim evimizde  de surdu gitti, Fiziki siddet hicbir zaman gormesem bile babamdan herseyden cok korkardim,Birbirimiz ne kadar cok sevsek te asla yuzgoz olmadi babam benimle.. O’na sormadan evlenecegim ilk esimi sectigimde , aylarca benimle ayni sofraya oturmadi, Onun terbiyesine gore ben O’n un aile onurunu yerle bir etmistim.. Anneme benim terbiyem konusunda ; Ilk soyledigi sey YA EL BEGENSIN YA DE YER BEGENSIN di, Yillar sonra anlamini  cozdugum bu soylemin ne buyuk agirligi oldugunu farkedebilmistim, Bir gun kendi hayat hikayemi de yazacak olursam , yasadiklarimi anlatmak isterim…

 ZEHRA KIZINI BUYUTUYOR…

Yaz sicaklari artik yavas yavas hissedilir olmustu,Ziynetinin bahcesindeki cardak tan asma yapraklari ve koruklar  sallanir olmuslardi, Zeytin de Koruk taneleriyle ayni zamanda buyur dusuncesi  yaygindi mubadiller arasinda.. Mehmet Emin effendi sik sik , disari ( zeytinliklere ) gidiyor, mahsulu yokluyordu, cok sukur bu sene beklenilenden iyiydi..Disaridan donunce kahveye gidip zeytin muhabbeti etmek erkeklerin en buyuk zevkiydi

– Nailsin be, Mehmet Emin aga? nasildir zeytinler? Var mahsul bu sene?

 – E cok sukur be Emin abey , iyidir .. EE cok baktik  bu sene gavrun zeytinine , geldigimizde agacciklar korungaziydi(celimsiz, bakimsiz)bakarim bu sene yeni  dallar olmus  kolum gibi..Koyun gubresi cokuydu damlarda, hepsine verdim ,bu yakin yerler kiz gibi masallah.. Uzaklara da gideriz Mehmetle ama zor olur gubreyi goturmek tek arabayla, du bakalim seneye belki  cift kosariz .. kimbilir?

-Kolay degil be Mehmet Emin, bak Ramazan mubarek te basliyor , yarin arife, kalkicayiz  sahura insallah, nasil bu sene Zehra kizimiz oruc tutamaz ama sen kismetse devam degil?agzini ariyordu Kapyali Emin efendi..

 -Elbette , Emin abey , sihhatimiz oldugu muddetce oruc birakilir hic?

– Malum, Zehra hanim emzikliydi ama kizcazimiz buyudu emmez kayi, bu sene ikimiz de tutariz insallah allah nasip ederse…

 – Tutun tutun evlatcim , allah bereketini verir evinizin..

 Mehmet Emin yorgundu, bir fincan aksam kahvesi ictikten sonra evin yolunu tuttu, kahveciler yeni yeni cay da demlemeye baslamislardi  pek makbul degildi henuz ama kahveden daha bile ucuzdu yani.

.Eve girdiginde Mehmetcik Nezahatin besigini salliyor, dayisina (enistesine) eliyle sus isareti yapiyordu? Mehmet Emin efendi sasirmisti, Zehranin cocugunu Mehmed’e emanet ettigi gorulmemisti , Ne de olsa akli evveldi. becerip bakamayabilirdi..

-Memet, , kim birakti seni buraya oglum, nerdedir ablan?

-Babam hastadir, hepsi bizim kose odaya toplandilar, yasin okurlar.. Kodular (koydular)beni buraya, sallayim kizcazimizi diye , sen de gidicesin dayi? demeye kalmadi, Mehmet Emin effendi hizla kapidan gerisin geri firladi, demekki kayinpederi iyiden agirlasmisti, gerci az cok bekleniyordu ama bu kadar cabuk olacagini dusunmemislerdi.. Yukari odaya cikmak icin hizla koruklu cizmelerini cikardi, odaya girdiginde kayinvalidesi, kizkardesi Sabire, karisi baslarini ortmus yasin okuyorlardi, Koca Pehlivan HUseyin aga yalniz bir nefes alip veriyordu,  gogsu hizli hizli inip kalkiyordu, gozleri simsiki kapaliydi..yasi kemale ermisti ermesine ama yine can kiyiliyormuyduki? Mehmet Emin gozlerinden iki damla yasin aktigini farketti, nasirli elleriyle sildi, burnunu da cebinden cikardigi mandilisiyle temizledi.. Cok severdi kayinpederini ara sira kizsa bile babacan adamdi, evlatlari icin , sulalesi icin canini siper etmeye hep raziydi, Adadan gelislerini, karantinadaki halini,  koca pehlivanin asi olurken ki aglamakli suratini, Misavru daglarinda beraber ayiklama (budama) yaptiklari gunleri, cigirdiklari Istanbul turkulerini , kahvedeki  Gavur cetecileri devirsini, herseyi ama herseyi hatirlayiverdi birden.. Ada koftesini cok severdi ikisi de Ziyneti hanim sik sik yapar sopaciklara takar, hem kocasina hem damadina hem de Mehmedinin eline tutusturudu yukari bahcedeki odun atesinde kizarttiktan sonra..

 Mehmet Emin effendi once bir koseye cekildi, dua etmekten baska yapilacak birsey kalmamisti..  O arada Salih Cavus tu  kapida beliren. Canakkale de, Balkan da yuzlerce binlerce sehidi topraga vermis  o adam gitmis, yerine cocuk gibi aglamakli bir delikanli cikagelmisti nerdeyse.. Aile toplanmisti deryaya bakan o guzelim kose odada.. Baska kimseye haber vermeye luzum varmiydi? belliki bu geceyi cikarmazdi koca pehlivan…Ziyneti eliyle Hayir anlamina gelen isaret yapti damadina, su anda tek yapilacak huzurla ruhunu teslim etmesini beklemekti..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir