Salih usta, o gun dukkanini kapar, kapamaz solugu gemi acentesinde aldi, sansina cuma gunu sabahtan Istanbula gemi vardi, yetisiriz dusuncesiyle, kamaralidan iki kisilik biletini alarak cuzdanina yerlestirdi, Cok luks degildi kamaralari ama olsun, yatacak, yerleri olacakti ya, muhim olan Sabire hanimi dinlendirmek yormadan goturmekti..Salih Usta iyi kazanirdi ama harp te cok yoksulluk , cok aci, cok aclik cektigi icin parasini harcamaktan da korkardi hep.. Harp geliyorum demezdi, bir de bakivermissin bir gun toplar karsi kiyilari dovmeye baslardi, Harp ;ne ana, ne evlat ne de kari koca dinlerdi, emir geldimi arkasina bakmadan giderdi insan.. Elin silah tutmayagorsun, kendini cephede buluverirdin..Salih usta ; eve biletlerle donunce , Sabire’nin yuzu dusmustu, Istanbul’ a doktora gitmek oldu olasi korkutmustu genc kadini .Oldum olasi eli tez kadindi,ertesi sabah erkenden tahta valizi yukari hayat ustundeki sandigin yanibasina yerlestiriverdi, aklina geleni icine atmaya basladi, Hazirlanmak dedigin nedir derdi hep..
Cuma sabahi erkenden Salih usta ile Sabire hanim, limanin yolunu tutmuslardi, heyecanliydi Sabire.. ne de olsa ilk defa Ayvaliktan cikacakti, Gemi ye ayak atar atmaz , sendeledi, bildigi seymiydi yaaa bu gemiye binisler? Salih Usta gozunun icine bakardi karisinin, koluna gecer gecmez kamarlarinin yolunu tuttular, off ne de buyuk gemiydi bu yaaa???, Midilli den gelirken bindiklerinden daha buyuk daha temizdi..Yatmasi ve iyice dinlenmesi lazimdi..Sakasi yoktu hastaliklarin, sardimi goturuyordu.. Yolculuk zorlu gececekti malesef.. Sabire yattigi yerden ne zaman basini kaldirsa mide bulantisiyla istifra ediyordu, yaklasik 24 saattir sudan baska birsey dusmemisti midesine.. Salih cahil adam degildi, askerde cok ilk yardim derleri almislardi harp boyunca.. Gemide doktor vardi mutlaka gidip bulmaliydi, boyle giderse cok su kaybedecekti zavalli kadin..
Salih Usta bir muddet sonra yaninda uzun boylu beyaz tenli, masmavi gozleri deniz gibi parlayan bir Rus doktorla geri dondu, Ihtilalden kacip gelen Ruslardandi , yarim yamalak Turkcesiyle , sikintisinin ne oldugunu soruyor tek tek anlatmasini istiyordu Sabireden.. Sonunda , gayet insani bir bicimde mudahelesini yapti, tedavisini verdi, tekrar gelip bakacagini soyluyerek cikti kamaradan..
Ertesi gun ogle uzeri Istanbulda Karakoy Limanina yanasiyordu Bahr-I Cedit gemisi Ayvaliktan getirdigi bircok yolcusuyla.. Elbette yolcular yanliz Ayvaliktan degildi civar nahiyelerden, kasabalardan , yerlesim yerlerinden gelenler de vardi iclerinde .. Ama Ayvalik yolcusu fazlaydi, hele de bircok genc talebe vardi Ayvaliktan Istanbulda tahsil eden..Salih Usta, Istanbul’un yabancisiydi, Elbette payitahttan sevk olmuslardi harp muddetince ama hic otel aramamistiki kendi basina.. Yine de akilli adamdi, murekkep yalamis gencleri severdi.. Talebelerden biriin yanina yanasip, muhabbet etmeye kendini tanitmaya basladi, Sirkecide Anne babasinin Ayvalik tan geldiginde kaldigi Oteli tavsiye etti, Genc delikanli .. Hayli temiz bir aile oteliydi, her otelde kalinmazdiki Istanbul gibi yerde,Batakhaneler coktu , rahmetli babacigimin deyimiyle…Keske Rasim beye sorsaydi cikmadan ama , adamin derdi basindan askindi simdilere , nerde bulacakti Rasim abeyini?
Salih ile Sabire Sirkecideki Lalezar oteline yerlestiler.. odalari caddeye bakiyordu, Yeni cami o kadar yakindiki, her ezani keyifle dinleyebiliyorlardi.. Sabire rahatlamisti. Yemege , rahat nefes alip, rahat uyumaya basladi.. elbette ertesi gunu bir taksi bulup Bakirkoye Asabiye hastanesine gideceklerdi..Bakalim Sertabib Fahrettin Kerim’e ulasmak o kadar kolay olacakmiydi?
AYSE’NIN ELBISESI DIKILIYOR…
Ayse , Saziment ablasiyla icli disli olmustu son gunlerde .. Provalar da kendini aynada gordukce ici kayniyordu.. Kolay mi nerdeyse Ayvalik’in en iyi ailelerinin birinin ogluyla sozlenecekti, Hem de cok yakisikliydi Ali.. Enistesine tas cikartirdi.. Zaten o enistesini hicbiri sevmemistiki, suratsiz, icten pazarlikli adamin tekiydi.Ama O’nun Ali’si oyle mi olacakti yaa? Babasina da kardesine de saygida kusur emeyecekti..Ayse aynaya bakarken bunlari dusunuyor, bir taraftan da Saziment ablasina belli etmemeye gayret ediyordu..Lakin Saziment kurt gibi bir kadindi, ne dedigini ne diyecegini bilir, musterisini gayet guzel tavlar, asla da saygisizlik etmezdi hani.. Genclerin dilinden de cok iyi anlardi..Ayse’yi iyice tanimisti artik nerdeyse 15 gundur her gun gidip geliyordu, az kal misti bitmesine kiyafetin ama daha bunun nisanligi gelinligi vardi, yagli kapiydi Rasim beyin kapisi..
- Ayse’cim ne dusunuyorsun bakalim? Gunler yaklastikca kalbin de agzina yaklasmistir heralde?
- Vallahi ne desem Saziment ablacigim, bilemedim.. Zor isler bunlar , hem cok guzel hem cok zor, Annem sagken bu kadar dusuncem yoktu, simdi herseyi dusunmeden edemiyorum,Bazi konularda da sabirli olmak susmak zorunda kaliyorum biliyorsun ; diyerek basini one egdi..
- – Yerden goge haklisin guzel kizim , lakin hayat o kadar mucadele istiyorki hicbirimize dur durak yok…Sabirli olmak en buyuk meziyettir. Rah. annemin cok guzel bir sozu vardi boyle zamanlar icin derdiki; Sabirla Koruk Helva Dut Yapragi Atla Olur.. O yuzden sabrederek goreceksin bu isin devamini Aysecigim..
- O deli kiz gitmis yerine olgun bir genc kiz gelmisti soz isi cikti cikali, babasina yemegini , sofrasini hazir ediyor, Kardesinle ilgileniyor, anasinin yoklugunu aratmamaya calisiyordu.. Bu arada Fatma da dogurdu doguracakti hani.. eli kulagindaydi.. Hergun her gece haber bekliyorlardi..
- Rasim bey o gece yemekten sonra kahvesini icerken soyle bir Ayseye bakti, kizinla konusmasi lazimdi bu koca evle basa cikamiyordu artik .Bahceler, kilise, evin dokulen duvarlari iyice bir elden gecmeliydi…Boyle ihmal edilirse yikilir giderdi papazin evi..
- Ayse, gel bakalim otur karsima; dinle simdi lafimi; Bu evi sana vermeye karar verdim ben kizim, Biz Mehmetle Boyaliktaki evde kaliriz, Hatice ile Veliyi de gotururz yanimizda onlar alt katta biz ust katta uyuruz.. Dugune kadar bu evi guzel bir elden geciririz boyatir badana ettiririz, bizde kardesinle Ayvalik a geldigimizde naa (elinle isaret ederek)suracikta alt odada uyuruz size sikintimiz olmaz kizim…
- Ayse neredeyse sevincten ciglik atacakti, Zeliha hanim olsaydi asla boyle birseye izin vermezdi biliyordu,
- – Beybabacim, senin evin nerede istersen orada uyursun orada oturursun, boyle bir seye ne diyecegimi sasirdim..
- Rasim bey, iyi bir aileye girmenin de verdigi huzurla boyle bir comertlik yapiyordu, bir de bu evden sitki siyrilmisti, her kapidan iceri girdiginde Zelihasi gozunun onunde canlaniyordu, Ama Mehmetin gelecegini fazla dusunmemisti boyle bir karar verirken; kafasinda soyle bir plan vardi.. Oglumu da madur etmem yaa ona da fazlaca mal veririm, tek gozumun nurudur benim Memedim oksuz Memedim…
- Ama gelecek gunler Rasim beyi yaniltacakti elbette, Evlilik olduktan sonra bu planlar hic te dusundugu gibi islemeyecekti, Mehmet’i en cok madur olan evladi olacakti…
