Anastas efendi köyün yarisinin sahibiydi bir zamanlar, cok zengin ama bir o kadar da cimriydi, kimse sevmezdi, iki kizi vardi, ikisi de Atina ‘ya evlenip gitmisler, babalarini da yanlarinda goturmuslerdi, yillar sonra Anastas efendinin cenazesini koye getirdiler , aile mezarligina defnettiler, kizlari babalarindan comertti , cenaze toreninde kiliseye yukluce bir bagis yapmislar, bircok fakirin de cebine harclik koymuslardi.. Sonra dan duyulduki Kizlardan buyuk olani zeytinliklerini satiliga cikarmisti, Rasim bey de uygun bir fiyatla zeytinleri varligina ekliyevermisti, degeri kadar parasini odememeyi cok gunah sayardi..o yuzden kesif yapildi, zeytin agaclarinin rayici belirlendi ve kurusuna kadar saticinin kocasinin avucuna sayildi Buyuk Midilli bankasinda ..
Koyun en varlikli adamiydi artik Rasim bey, Hayir yapmayi cok bilmese de , Zeliha hanimin eli cok acikti, zeytin mevsimi fakirlere zeytin, zeytin yag dagtilmadan evin ambarindaki kupler dolmazdi, Perama’daki fabrikadan yag gelir gelmez bukkallara dolar, köyün muhtac ailerine dagitilirdi, adet olmustu , Kosta cokiyi bilirdi kime ne verilecegini; gerci her sene Zeliha hanim ailelerin durumunu az cok bildigi icin verilen miktari arttirir ya da azaltirdi ama gene de bilirdi Kosta..
Dimitri’yle Sarkis o aksam kahvede yerli halkla muhabbeti koyulastirdilar , annelerinden ogrendikleri bilgileri teyyit etmeye calisir gibiydiler, cok fazla gec kalmadan atlarina atlayip Midilli merkeze geri doneceklerini soyledikleri an; kahveci Strati aziz Meryem uzerine yemin ederek gencleri evinde agarlamayi teklif etti. O gece,gencler annelerinin genc kiz olarak ciktigi bu koyde misafir olarak kaldilar, cok yakisikliydilar, onlari gorecek kizlarin peslerini birakmayacagi asikardi ama onlarin gozu koydeki kizlari gorurumuydu bilinmez..
🤓🤓🤓🤓
Sabahin ilk isiklariyla birlikte , Kosta ahirin kapisini acmis, Mecnu’nu, agasi icin hazirliyordu, birden avlu kapisinda beliren delikanlinin sesiyle irkildi;
-Eee bre biz Rasim beyin evini arariz, nerededir bilirsin?
Kosta bu yakisikli gencin soru sorus seklinden huylanmisti birden bire;ukala , cebi parali,saclari briyantinle taranmis, yeleginin uzerinden altin saatinin kostegini ozellikle gostermeye calisan hovarda kilikli bu adam sabah sabah Kosta’nin midesini bulandirmaya yetmisti;
-Buyurun, burasidir ama bu saatte kimdir arayan beyimi?
– Dimitri, benim adim ..Anastas efendinin buyuk torunuyum, Rasim beyle gorusmem lazim zeytine cikmadan..
-Anladim da beyim, karga bokunu comaklamadan bu saatte ne isin var buralarda, Rasim agam biraz sonra cikar ama Onu rahatsiz edecek bir lakirdin varsa once bana soyle..
– Bak , Rasim agayla konusacaklarim seni ilgilendirmez, benim ailemin mevzusudur bunlar.. sen de kim oluyorsun yanasma degilmisin aganin yaninda?
Kosta sinirlendigini belli etmemeye calisarak Mecnu’nu hazirlamaya devam etti, hic orali olmamisti bu laflardan sonra..aksi halde kavga cikacakti, bu ukala adami koyden dove dove gndermeyi dusundu birden ama sonra belki Rasim beye onemli birsey soyleyecektir diye susmayi surdurdu. Dimitri butun kustahligiyla konusmaya basladi yine;
– Sana soruyorum, yanasma… Agan ne zaman iner asagiya?
Rasim bey avludaki gurultuyu duymustu; sakince yukari sahanligin kapisini acti, asagi seslendi;
– Kostamu, oglumm; kim var orda?Ne istermis bizden desin bir bakalim..
– Kosta agzini acmadan , Dimitri yukari dogru bagirdi;
– Rasim aga ben Anastas efendinin buyuk torunu Dimitri seninle konusmak isterim, dun aksamdan beridir Mesagrosta’yiz seninle konusmadan buradan gitmeyiz..
– Eee soyle bakalim palikaryamu? Ne konusacakmissin benimle?
– Mevzu onemlidir , boyle ayakustu olmaz , eger musaitsen yukari cikmak isterim..
Rasim bey bu olmadik saatte gelen genc zuppeden rahatsiz olmustu ama evine Kabul etmese korktugunu dusunecek Rum delikanlisini iceri buyur etti, sahanlikta kitik yastiklarla yapilmis, etegi bir karis dantelli , mis gibi sabun kokan kar beyazi yastik kiliflariyla bezenmis kucuk sedirin uzerinde; tabancasi, heybesi, gocugu oylece duruyordu.Rum delikanlinin bunlari gormesinden rahatsizlik duymustu ama olmustu bir kere.Dimitri, gocugu eliyle iterek sedirin kenarina ilisti, tavanlardaki oymalara bakmaya basladi, buyulenmisti..Rasim beyin sesiyle tekrar kendine geldi;
– Sabah kahvesi icermisin, palikaryamu?
– Ee zahmet olmazsaa..
Rasim bey Ayseyi cagirdi, misafre kahve yapmasini isteyecekti, Ayse evdekilerin hepsinden guzel kahve yapardi, eli yakisirdi yemege icmeye ama delismendi, sokaga cikinca koyun butun erkeklerini kendine baktirmasini iyi bilirdi. Yakisikli delikanliya capkinca soyle bir goz suzdu, sanki ‘Kahveni ic de, sonra bulusalim dercesine Rum delikanlisina bir bakis firlatti, Dimitri bu durumu derhal yakalamisti..
-Ayse, kizim misafirimize bir orta sekerli sabah kahvesi yapmani istiyorum, hemen pisirip getir, acelemeiz var..
-Acelem yok, Rasim bey benim mevzu derindir konusmamiz lazim,Rasim bey bu sozleri duyunca afalladi bir taraftan da sinirlendi, sabahin kor safaginda bu Rum delikanlisi ne demek istiyordu, yuzu kipkirmizi kesildi, dilini dislerinin arasina alip kisik ama sert bir sesle sordu;
– Soyle bakalim, dilinin altindan cikar baklayi nedir benden istedigin?
-Rasim aga, Duydumki Anadol da savas bitmis, siz Turkleri oraya gonderexceklermis, burada ömrünüz yokmus artik, o yuzden anamizdan aldigin zeytinlikleri bize geri satmani istiyoruz..Cok para da veremeyiz haaa, aldigin fiyatin altinda fiyata satacaksin bize..
Rasim bey birden tavanin basina yikildigini hissetti, boyle birsey kulagina calinmisti ama dogru olabilecegine ihtimal vermiyordu..elbette malini bu hergele soytariya satmayacakti hele de ucuz fiyata ama birden dili agzinda buyudu ne diyecegini sasirdi….( ARKASI YARIN)
