Terlemeye basladi, eli ayagi titriyordu koskoca Rasim beyin, ellerini saklamaya calisti ama beceremiyordu, helal paraydi kurusuna kadara saydigi akceler, Anastas efendinin döllerine; kimsenin tek kurus hakki kalmasin diye gunlerce kesif yaptirmisti zeytin icinde;Birden kendini toparliyarak;
-Palikaryamu , bu densizligini gencligine veriyorum, derhal hanemi terket, yoksa canini yakarim, hadeee eksoo eksoo(disari, defol git)Yoktur benim kimseye satacak malim, git familyana da soyle bizde soz agizdan bir kere çıkar, donmeyiz geri “Satmam” dedimse satmam demektir, Hadeee Eksooooo!
Dimitri ne oldugunu sasirmisti, bu kadar sert bir cevap beklemiyordu,bir an gozleri Ayseyi aradi ama kimse ortada gorunmuyordu, en iyisi isi daha sarpa sardirmamakti, ayaga kalkti, isaret parmagini sallayarak
;
– Ee gorusuruz bee koca Rasim, kim hakliymis goruceksin tez zamanda , o zeytinler elbet bizim olacak gene..
Rasim bey birden tabancasina sarildi, kendine hakim olmakta zorlaniyordu, bir kelime daha soylerse vuracakti ayagindan bu serseri Rum’u..Dimitri, merdivenleri ucer beser atlayarak indi, hizla avlunun demir kapisina dogru kostu, Kosta ahirdan durumu hissetmis, solugunu tutmus, agasindan bir ses bekliyordu ki; Dımıtrı hizla koca demir kapiyi acip geriye savurdu.Giderken agzinda Rumca birseyler soyleniyordu, Kosata kulak kabartti;
-Goreceksiniz gununuzu Osmanli tohumlari, gideceksiniz bu guzel adadan, bu ada bizim , Defoldugunuz gunleri dort gozle bekliyorumm. diyordu Dimitri..
Kosta birden celallendi, ama arkasindan kosup bu it doluyle kavga etmek basina bela acardi. Kendini toparladi, istavroz cikardi, Isa’dan yardim dilendi, Anaciginin ogutlerini aklina getirdi rahatlamak icin..Kafasını kaldırdı, bahcenın demır parmaklıkları arasından karsıya baktı, komsu Yorgo perdenin arkasindan Rasim beyin evini dikiz ediyordu o anda ; gidip gorusmenin tam zamani diye dusunmüştü Yorgo, Hem Kosta da oradaydi, yuzlestirirdi efendisiyle bu hirsiz yanasmayi iste , ‘ hah tam zamanidir bre Yorgo ‘ dedi kendi kendine , o sirada karisi Eleni’nin o guzel sesiyle kendine geldi;
-Kale, Yorgo nerdesin vre, sabahin seher vakti ne ararsin elalemin evini dikizlersin , utanmasin vre!
Eleni, Midilli ‘li degildi, Selanikten gelin gelmisti adaya seneler once cok guzel kadindi, Yorgo ya vurulmustu gencliginde, ee dogrusu Yorgo da onu el ustunde tutardi, bir dedigini iki etmezdi, kafasini cevirdi. Elenisi erguvan sabahligiyla ay isigi gibi parliyordu, kirmizi yanaklari, siyah gozleri siyah saclari, bembeyaz teni gununu aydinlatiyordu insanin , Yorgo bu guzelligin karsisinda her zaman donar kalirdi; birden kendini toparladi;
– Bu erkek isi Elenimu, soyle gec sedirine uzan eftelya gibi , bir soluk karsi komsuya gecip gelecegim..seni sevmeden cikamam evden bilirsin…
Yorgo bir hisimla evin tahta oymali kapisini acti, kucuk avludaki asma cardagin altinda soluklandi, kalbi pir pir atiyordu hani, bu Turklere belli de olmazdi yani, cok ta ustune gitmemek lazimdi..Kapinin onune mahallenin kedileri birikmisti , Eleni yedirirdi onlari hergun evin artiklariyla,Yorgo da hic sevmezdi bu mahluklari;
-Sabah sabah ne ararsiniz tospitumu (evim) onunde ; hadeee pissst pistttt pisttt hadeeeee, deyince kedicikler korkudan dagiliverdiler, Yorgo yerden buldugu kucucuk bir tasi firlativerdi kacan kediciklerin arkasindan, Allahtan Eleni duymamisti, yoksa dar ederdi ona gununu gene..Rasim beyin kapisina gelince soyle bir durdu, kapinin çanına asildi, Kosta kapiyi ardina kadar acip, Yorgo yu iceri buyur etti; sasirmisti Yorgo bu adam hem oglagini calip , hem O’nu nasıl boyle saygiyla karsilardi, kafasindaki tilkiler birden kuyruklarini birbirine degdirmeden dolasmaya basladi;” Vardir bu bastarkunun bir plani “dedi kendi kendine..
-Kalimera bre Kosta , nerdedir Rasim beyimiz?
-Hayir olsun, Yorgakimu, bu sabah coktur agamin misafiri?
-Benim isim O’nunla, Kosta, seninle degil, cekil bakayim yolumdan..
-Eee tabii, herkesin isi onunla kim ne yapsin benim gibi yanasmayi?
-Hadee Kosta , bak sen isine..
Yorgo yukari cikti agir agir, bu evin merdivenlerini de oldu olasi sevmemisti, yuksek gelmisti O’na hep, ‘ ne isim var benım burda sabah sabah’ diye gecirdi icinden ‘ Rasım beye de belli olmazz hanii der gibi bir hali vardi Yorgo’nun. Kapiyi yumrukladi, icieriden hararetli sesler geliyordu, ‘gerci bu Turkler hep boyle sesli kavga eder gibi konusurlar’ diye gecırdı aklından , kapinin arkadan kilidi acildi, evin hizmetlisi Afronia kapiyi sonuna kadar acti; sasirmisti sabah erkenden Yorgo yu gorunce;
-ela mesa , ela mesa (gel iceri ) diyerek kolundan cekti
– Rasim beyi isterim Afronia’mu, knusacaklarim var
– Aman cok dikkatli ol sabahtan beri cok sinirlidir kizdirmis Anastas efendinin torunu beyimi..
Yorgo gerc ekten simdi korkmustu iste, ne diyecegini sasirdi. ‘Kosta caldi oglagimi’ dese, Rasim bey kovardi artik O’nu bu sefer; kirk yillik komsusunu kaybetmektense ozur diliyevirrdi, ne olacakki , alti ustu bir oglakti , zaten Kosta’nın caldigindan da emin degildi, simdi komsusuyla kotu olmanin alemi varmiydi? Yorgo bunlari dusunurken , hayat usutune bakan buyuk kose odanin kapisi acildi, Zeliha hanim kirmizi al-canfes sabahligiyla gorundu:
-Aman Yorgo efendi, Kostaya haber verin Doktor Stavrosu cagirsin , Rasim beyime birseyler oluyor . eli ayagi titriyor, yuzu kızardı terliyor,goğsü cok agriyor beyime birseyler oluyor Yorgo efendi hadi cabuuk cabukk cagirin doktoru!
Yorgo’nun eli ayagina dolasti. Ne yapacagini sasirdi, basi dondu, midesi bulanmaya basladi az daha hayat uzerindeki mavi cini sobaya carpacakti ki; kendini merdiven basinda buluverdi,Afronia, saskin vaziyette olanlari izliyordu; Yorgo o halde bile eski aşkı guzel Afronia ‘nin yanagindan kesme almayi ihmal etmedi..( Devamı var😊)
