Yorgonun hovardaligi Midilli de meshurdu ama evlendikten , sonra kafasini cevirip etrafa bakmaya bile cekinir olmuştu. Eleni’si guzelligi kadar kiskancligi ile de gozunu baglamisti Yorgo’nun, lakin gonul bu ya Yorgo, Afronia’ sini nerde gorse O’nun sicacik bedenini duyumsar , dokunmak icin firsat yaratirdi.
Ailesi Afronia ile evlenmesine asla razi olmamisti, kızın babasinin Anadol’a silah, koyun kacakçılıgı yaptigi soylenirdi , nitekim de firtinali bir aksam Gera korfezi aciklarinda denizin koynunda kayboluverdi Nikos efendi..Afronia o gunden sonra anacigina bakmak icin evlere temizlige gitmeye basladı , varlikli aileler kolayliyordu, kiliseden yardim aliyorlardi ana kiz, sonunda Zeliha hanim bu genc guzel kizi yanina daimi olarak aliverdi, sabah gelip aksam gidiyordu artik, kucuk Mehmet e de goz kulak oluyordu; bir taraftan da evin temizlik islerini yapiyordu, lakin Zeliha hanim Yorgo efendi ile gonul iliskisini bildigi icin ilk gunden Afronia yi siki bir tembihten gecirmisti;
-Afronia , kizim beni iyi dinle, burasi senin evin gibi olacak, lakin bir hatani gordum mu, ikiletmem bilesin, heleki karsi da Yorgo efendi var, o tarafa baktigini bile gormek istemiyorum, Eleni cok kiskanctir, agzinin sirazesi de yoktur sakin basima dert acma benim…Afronia tum bunlari dinledikten sonra ‘ istavroz cikardi, Isa uzerine yemin etti, hanimina soz verdi ve o gunden itibaren de kimse Afronia nin bir yanlis hareketini gormedi..
YORGO , KOSTA’YI ÇAĞIRIYOR….
Yorgo, merdivenlerden inerken bir taraftan da Kosta, Kostaaaaa diye bagiriyordu,
– Kosta neredesin , kos yatros Stavro yu cagr, Rasim bey galiba ölüyor!!
– Sen ne diyorsun be deli adam , duyarsin sen dedigini, diye tersledi Kosta , geveze Yorgo ‘yu!
– -Bak yemin ederim Isa , Meryem ve Kutsal ruh uzerine Rasim bey cok kotu, adeee bekleme git cagir Yatrosu.
Eli ayagina dolanmisti zavalli Kosta’nin, babasindan sonra sevdigi tek erkek Rasim beydi, agasiydi, babasiydi buyuguydu, birden firladi ahirdan, Leyla da huysuzlaniverdi birseyler hissetmis gibi, birden iki ayagi uzeerinde saha kalkti.
Yorgo, tum bunlari gordukce korkmus, urkmus, ne yapacagini daha da sasirmisti. Ahira girse atlar tepecek, disarida kalsa kopek isiracak, birden kendini yukarida Afronia’sinin yaninda buluverdi, mutfak kapisindan iceri dogru süxülüverdi..😂
Kosta nefes nefese asagi mahalledeki Doktor Stavro’nun evine dogru deli gibi kosturuyordu…koyun eski dere yollarindan atladi, yagmurun yeni islattigi camurlu yollardan gecti, asagi mahalle de camur yoktu allahtan , zengin Rumlarin oturdugu mahalleydi orasi ..
Doktor Stavrosun uc katli buyuk vitray kapili, uzun pencereli, pembe taslardan yapilmis muhtesem evi karsisinda duruyordu.Herkes bu eve hayrandi ,ilkbaharda bahcesindeki Leylaklara zambaklara, bakmaya kiyamazdi koyun halki;duvardan sarkan sari yasemen kokmazdi kokmasina da, sarilarla bezenmis bahce duvarinin goruntusu de koydeki hicbir evde yoktu, Nerdeyse, butun kadinlar doktorun evini gordukce ic gecirirlerdi; Kosta, bu guzel eve daha once babacigi hastalandiginda gelmisti , birden onu hatirladi, kaninin cekildigini , ellerinin buz kestigini hisssetti, bahcenin buyuk uzun demir kapisini sarsarak acti, kalin tastan yapilmis yuksek merdivenleri hizla tirmandi ic kapinin çanına asildi iki defa;az sonra dr un hizmetcisi kapiyi araladi; belliki herkes daha uykudaydi..
– Elena, Agam Rasim bey hastadir cabuk yatrosu goturmem lazim, cabuk ama cabuk be Elena, sallanma !
–
Elena telasli hasta yakini gormeye o kadar alisikti ki;
– Stasu ,Kosta Stasu(dur) heyecan yapma geliyor simdi yatros!
Doktor Stavros ta cok titiz adamdi, giyinip cikana kadar nerdeyse hasta cennete giderdi, zaten yaslanmisti artik, emekli olup, Mesagrosa donmesi , yerlesmesi nerdeyse 20 seneyi bulmustu ama yine de köyün bir doktoru vardi Allahtan.
Doktor Stavros bir muddet sonra, ince tel gozlugu, kolali beyaz gomlegi, ingiliz yunlusu kumastan dikilmis yelegiyle kapida gorundu, sakalindaki tuyler iyiden dokulmus , agarmis nerdeyse cimbizla yolunacak hale gelmisti,Kosta doktoru gorur gormez az daha boynuna sarilacakti..
– Yatrosimu, grigora girigora, (cabuk cabuk) Rasim bey Ölüyor..
Doktor her zamanki sakinligiyle,
– Hic oyle kolay ölünürrr ?? be evla’dım dur bakalim daha derelerin altindan cok sular akacaktir, Rasim ölmez hemen, Kuvvetli Turk’tur O !Daha parasini alacayim ben Onun ! cok parasi vardir bilirim..
– Kosta bunlari duyunca cileden cikmisti ama yapacak birssey yoktu bu geveze ihtiyara tahammul etmeliydi.. Doktor kalin yun kumastan Istanbul –Beyoglunda terzi Bogos’a diktirdigi ceketini, Elenanin elinden giydi, koca siyah bavul misali cantasini acti, icinde bir iki eksik vardi, muayenehane olarak kullandigi odadan eksiklerini cantasina koydu;
– –EE Hade gidelim bakalim, gorelim neyi var koca Rasim’in!
Kosta, doktorun elinden tuttu, cantasini aldi,yukari mahalleye cikmak icin caba sarfmetnesi gerekiyordu bu yasli adamin, yavas yavas yol aliyorlardi , ama Kosta’nin ici icine sigmiyordu, okulun onune vardiklarinda gunes iyiden yukselmisti, cocuklarin bazilari okula gidiyordu ama aralarinda Ayse yoktu elbet bugun..bahce kapisini hizla acti, bahceye girince doktorun elini birakti, hizla merdivenlerden tirmandi, camurlu ayakkabilarini bir tarafalara firlatarak sahanliga daldi, çini soba catir catir yaniyordu her sabahki gibi,ama bugun evde kizarmis ekmek ve cay kokusu yoktu, buyuk kose odanin kapisini tiklatti,tam iceri giriyorduki doktorun sesi duyuldu;
-_Kosta evla’dim nerdesin be kopelamu?( Cocugum)
-Edo ime yatros,(buradayim) baktim agam iyidir!
-Hic senin bakman olurrr be kopelamu?tut su cantayi da girelim iceri..
Doktor iceri girer girmez , Rasim bey canlaniverdi birden,
-Bre doktor Stavros, sen de uydun bunlarin aklina, yok benim biseyim , para verecekler illaki sana!
– Goreceyiz bakalim be Koca Rasim, varmi biseyin, yok mu biseyin? Ne oldu boyle?
– Sorma uzun hikaye yatrosimu, anlatirim birgun elbet, sinirlendindim iste biraz..
– birazzz??? Haah bre Rasim, kimse inanmaz senin biraz sinirlendigine, kizdinmi agzindan kopukler cikar, bilirim ben senin nasil kizidigini, uzat bakalim kolunu bana dogru..
Doktor Stavros guzelce muayene etti Rasim beyi, muayene ettikce yuzu asiliyordu, sirtini dinledi, gogsunu dinledi, tansiyonun olctu , dinledi , dinledi , dinledi..
.Zeliha hanim nefesini tutmus bekliyordu, Kosta bir kosede, kizlar disarda, herkes sus pus vaziyette doktorun agzindan cikacaklara dikkat kesilmislerdi , duvardaki eski antika saatin akrep ve yelkovanının çıkardıgı seslerden ve hayat ustundeki cini sobanin citirdilarindan baska hicbirsey duyulmuyordu, Doktor cantasindan biraz pamuk ve siringasini cikardi. İlaci siringaya cekti, Rasim beye kaba etinden ignesini yapti, belliki durum vahimdi ama kimseye birsey soylemiyordu.. biraz bekledi bir daha kontrollerini yapti, Rasim beyin rengi biraz duzene girmisti; ardından Stavros sakin sakin konusmaya basladi;
– Ah koca Rasim, sanslisin boyle karin var, sanslisin boyle bir adamin var, sanslisin ki zamaninda yakaladik, simdi sana igne yaptim , sakinleyeceksin, sonra da köyün faytonuyla Midillideki hastaneye gideceksin, yatiracaklar seni orada, yoksa…
Rasim bey bu laflardan hic memnun olmamisti, zeytinin en zor gunleriydi. Kasim yagmurlari baslamadan zeytinin toplanip yagin depoya girmesi lazimdi, biraz yerinden dogrulur gibi oldu, doktor derhal mudahele etti, kipirdamamasi lazimdi, zira bu kadarcik nmuayene ile bile hayli ciddi bir terleme ile kalp krizi gecirdigi belliydi, gogsunun agrisi hala hafiflememisti.
-Ben, ogleden sonra gene gelip bakicam sonra da faytona sizi elcegizimle yerlestiricem dedi..Zeliha hanim hayatinda doktora para vermemisti ama kocasinin kusagindan 3 akce cekip aldi, Dr Stavrosun avucuna birakti…
Evde hic olmayanlar olmustu, boyle bir hastaliga bu aile hic sahit olmamisti lakin bundan sonraki gunler yasamlarinda dev dalgalara gebeydi. (devami gelecek)
