MIDILLI ADASI VE MUBADELE ILE ILGILI KISA TARIHI BILGI;
Mıdıllı adasi , Osmanli Padisahi Fatih Sultan Mehmet ve ordulari tarafindan EGE DENIZ’ini kontrol altinda tutmak amacli 1462 de Osmanli topraklarina katildi
450 yil boyunca Osmanli eyaleti olan bu adaya, Fetihten sonra , Fatih’in emriyle Yenicerilerden bazilari ve Orta Anadolu halkindan bir bolumu mecburi goc ettirilerek yasayan halkin cogunlugunun musluman olmasina gayret gosterilmisitir ..16. yy boyunca halkin yaklasik %40 i muslumandi, 20. Yy da ise bu oran %15 lere dusmeye baslamisti, Bunun asil nedeni de Yunanistanin 1860 li yillarda Osmanli egemenliginden ayrilip kendi egemenligini ilan etmesiyle dogru orantilidir, 1912 yilindan itibaren ise Midilli adasi tamamen Yunanistanin egemenligine gecince Turk ve musluman halkin %60 kadari adayi yavas yavas terketmeye baslamislardir, Hatta 1912 yilindaki isgal sirasinda buyuk vatan sairi Namik Kemal’in oglu Ali Ekrem Bey (Bolayir)Yunanlilar tarafindan esir alinmistir.
Midilli deki Muslumanlar, diger adalardaki Turk ve Musluman halk gibi yalniz sehir merkezlerinde degil , kirsal bolgelerde de yasamaktaydilar, Turklerin zengin olanlarindan bazilari ise Midilli merkezdeki yasamlarina devam ediyorlardi, cogunun evi kosk denecek tarzda guzel ve alimliydi. Adada yasayan Turklerin bazilarinin Ayvalik, Edremit ve Dikili de mulkleri oldugu tarihi belgelerde anlatilmaktadir.Ada halkinin baslica gecim kaynagi; zeytincilik, sabunculuk, uzum ve sarapciluk, palamut mese ticareti ve balikcilikti.Turk ve musluman halkin yasadigi Midilli merkez haricinde baslica kirsal alanlanlar sunlardi;
Molovas (Molivos),Kalonya (Kaloni),Sigri, Balcik (Balstsika),Sarlica,(Thermi)Fila (Filye),Comlekkoy (Sklohori), Petre (Petra),Mandumandu(Madamados),Plimer(Plomari), Komi,(Kumi),Iskoplu(Skapelos), Papados (Papazlik), Misavru(Mesagros), Keramiya, Kapya(Kapi), Iskamya (Skamia)
Kaynakca:Lozan Mubadilleri Vakfi Belgeleri
Ankara Unv. Tarih Bol. Dergileri Veritabani
ARALIK 1922
Rasim bey, Mıdillideki buyuk hastanede 10 gun kadar kaldiktan sonra evinin ozlemiyle yanip tutusmaya baslamisti, her gelen doktora ;
– Beni ne zaman evcezime gondericesin , doktor? Diye soruyordu. Karisi Zeliha hanim yanibasinda sandalye uzerinde sabahlamaktan neredeyse canli cenazeye donmustu, Midilli merkezdeki akrabalar, Rasim beyin hastaligini duyar duymaz, corbalar, badem sutleri hazirlayip hastaneye akin ediyorlardi ama Rum doktorlarin siki tembihi vardi;
– -“ Yagli, tuzlu, tatli yenmek yasak , guzel yiyecekleri artik unutacaksin, tatsiz , tuzsuz yemege basliyacaksin, yoksa oteki dunya seni bekler” deyip Rasim beyin gozunu iyiden korkutmuslardi..
Taburcu edildigi gun; Rasim bey neredeyse kurban kesecekti,Lakin ne sihhati ne de nesesi kurban kesmeye musait degildi, yorulmamasi , uzulmemesi lazimdi bundan sonra , O’nu en cok dusunduren de mahsulun istedigi gibi toplanamamasiydi.. Allahtan cani kadar sevdigi, evlat yerine bildigi Kostasi vardi, ufaciktan beri Kosta Rasim beyin hizmetinde oldugu icin herseyi ogrenmisti;her aksam hesabi, cuval sayisini , calisan sayisinin hesabini getirip agasina tekmil verdiginde;
– Agam, gozun arkada kalmasin, senden iyisini yapamasam da, elimden geleni yapiyorum, sen sakin uzme kendini ;deyip kahveye gidiyordu, Kahvede olan biteni dinleyip arasira agasina anlatiyor, bazilarina sansur uyguluyordu. Bazi haberlerin Rasim agaya simdilik soylenmemesi lazimdi; Kosta bu Anadol’dan gelen dedikodularin dogruluk payindan cok emin degildi ama soylenilenler de yabana atilacak seyler degildi yani,hele koye ve civar koylere Ayvaliktan, gelip yerlesen Rumlarin anlatiiklarini duydukca ne diyecegini ne dusunecegini sasirmis vaziyetteydi, O’nun agasi boyle eskiya degildi Allahtan, lakin karsidan gelip Misavru(Mesagros) ya yerlesen Rumlar arasinda her turlusu vardi, hepsi issizdiler, her an Turklere karsi kotu baskaldirmalar olabilirdi, bu durumda ne yapardi Kosta ? O’na bir gun ;
– – Ya O , ya Biz? Derlerse Kosta agasini asla birakamazdi, O’ndan ve Zeliha hanimdan hele de Fatma’sindan asla vazgecemezdi, onlar O’nun ailesiydiler artik , 15 yasinda babasini kaybettigi gunden beri , anacigini bir de bu aileyi baba -ana bilmisti..
–
– O gece Kosta basini yastiga koydu , perdesi yari acik pencereden gokyuzundeki yildizlari saymaktan baska birseye izin vermiyordu dusundukleri; taaa ki;caminin hocasi sabah ezanini okuyana kadar; ezani dilemeyi oldu olasi severdi, ama anasina hic bundan bahsetmemisti, cunku anasinin en buyuk korkusu Kosta ‘nin yanilip yakinip da musluman olmasiydi..Hani Kosta da bunu dusunmemisti degil;, hele Ramazan ayinin iftarlari, firinlardan cikan sureler, etli patates yemeklerinin kokusu, keskeklerin lezzeti , O’ nu hep bir gun olsun oruc tutmaya itiyordu..
–
– O aksam , Kostadan baska uyumayan biri daha vardi, Afronia, sancilar icindeydi, sari duvarli sevimsiz ayakyolunda kisilip kalmisti( alaturka tuvalet)cikamiyordu, Yorgoyla beraber olmasinin ustunden nerdeyse 2,5 ay gecmisti ama Afronia bir turlu adet olamamistui, kimseye de derdini acamazdi, hele Zeliha hanim bir duysa o gun koyardi kapinin onune, nasil uymustu Yorgonun aklina, nasil aldanmisti O’nu yillar once ortada birakip ceken giden bu adama? Sessiz sessiz aglamaya basladi. O guzel siyah lule saclari terden sirilsiklam olmus , yuzune yapismisti,elleri titremeye , gozleri kararmaya basladi, susuzluktan dudaklari kupkuruydyu, acisini haykirmamak icin dudaklaini kanatincaya kadar isirmaya devam etti, tek derdi hamileligine son vermekti.
Mahalledeki dogum yaptiran Agate den laf arasinda bir sey duymustu ;Supurge copu bu isi halleder demisti Agate ebe, ayakyolunun supurgesinden kopardigi coplerle gebeligini sonlandirmaya calisti; tam o sirada buyuk bir sanciyla kpkirmizi bir et parcasi ayakyolunun deligine dustu, kanamasi devam ediyordu, hem de oncekinden iki kat fazlasiyla..tuvaletin cesmesinden su alip ortaligi temizlemek uzereydiki; gozleri karardi ve kendini ksybetti😢
Sabah ezani , anacigi Fedora’nin da tuvalete kalkis saatiydi, Yaslı kadın avluya bakan odanin yanindaki sari sevimsiz tuvaletin kapisini acti, guzeller guzeli Afronia sinin baygin halini gorunce birden cildirdi, bagirip cagirmadan sedirin uzerine yatirmaya ugrasti, Kizi baygindi, ama Fedora’nın durumu anlaması icin Ebe Agate yi cagirmasi lazimdi, alahtan ebe nin evi cok yakindi, sokaga cikarken sogugu unutmus, gecelik entarisiyle firlamisti..
Ebe Agate’nin gelip , Afronia yi muayene etmesi ancak bir on dakika yi aldi, iceri girdiginde kiz kendine gelmeye baslamisti bile;
– -Ah bre koricimu ( kızım) neler yaptin seennnn?oldurecezin kendini.. delisin, hic bu is kendi basina yapilir, kimle yaptiysan Onu caricazin..(cagiracaksin)diyerek kizi rahatlatmak icin bir igne yaptı. bol sekerli su icirdi, agrisini hafifletip tekrar yatirdi, yattigi yatak kan golune dinmustu, Fedora dan carsaf yirtip getirmesini istedi, gelen carsaf temiz olmaliydi yoksa kizi mikrop kapardi, zavalli Fedora evliliginden beri saklayip kullanmadigi carsaflari sandıktan çıkartıp, Agate ye verdi , pansuman yapilmasi icin..
Fedora kızını hamile bırakanın kim oldugunu az cok tahmin ediyordu ama o anda konusup ortaligi ayaga kaldirmasi uygunsuzdu,
– Agatemu, oldu bi kere, cok cizli (gizli) kalsin bu laflar olurrr?
– -Hic olmazzz? Benim isimdir buu neler gordu matyamuuu?(gozlerim)
Sabah olmustu ama Afronia nin evden cikmasi, ise gitmesi mukun degildi, Fedora ,Rasim beyin evine kizinin hasta oldugu bugun gelemiyecegi haberini ucurdu, bakalim daha kac gun gideneyecekti?
– KOYDE HIRSIZLIK ARTIYOR..
Ertesi gece kahvehanede, koyun en yakisikli delikanlisi Adonis baliktan yeni gelmis, ouzosunu koymus demleniyordu, lakin Peremadan gelir gelmez yasli babacigi, tavuklardan ikisinin kayip oldugunu soylemisti, Adonis’e.. bugune kadar olmayanlar oluyordu koyde, eskiden koy halki, Turk’u de Rum’u da kapisini fillemeden(kilitlemeden)yatar, kimsenin ufacik bir rahatsizligi olmazdi, neydi bu olanlar son gunlerde? Kimsenin Anadol’dan yeni gelen aileleri suclamaya dili varmiyordu..
