BÖLÜM 12

Mehmet Emin Aga , anlattikca Rasim bey utancindan kipkirmizi kesildigini hissetti, Kosta’ya buyuk bir haksizlik yapmis oldugunu dusundu, O cocugun hic bir zaman agasina karsi bir tedbirsizlik, bir hiyanet icinde olmadigini bilirdi ama gunlerdir evde hasta yataginda hicbir sey yapmadan yatmak O’nu bunaltmisti, son zamanlarda koyunde yasananlar ustune tuz biber olmustu, bu durumu telafi etmeliydi.. 
Pelivan Huseyin aga ile , Mehmet Emin efendi musade isteyip Rasim beyin yanindan ayrildilar, kar hizlanmisti , boyle giderse zeytinin kalanini iceri sokmak(toplamak) kolay olmayacakti..
Rasim bey, kadin akliyla hareket eden bir adam degildi, lakin karisi her zaman akilli kararlar veren bir kadındı ; yerinden dogruldu, köşe odanin kapisini aralayarak seslendi:
– Zeliha hanim, bir gel de konusalim, Zeliha boyle cagrildiginda onemli bir durum oldugunu bilirdi, elindeki sebzeleri birakarak kose odaya dogru seyirtti, arkasindan da Mehmet’cik daldi odaya..
– -Buyur Rasim bey! Ses tonunda bir hayret ifadesi vardi, meraklanmisti ama az cok konunun Kosta ile ilgili oldugunu da tahmin ediyordu, kocasinin sinirinin kolay gectigini , yureginin yufka oldugunu hep bilmisti zira..
– Zeliha , anlatilanlari sen de duydun, bu cocuk bizi affeder mi dersin? Zeliha hanimin kocasinin basta yanlis yaptigini soylemesi nerdeyse mumkun degildi, yeniden bagirip cagirmaya baslayacagini bilirdi ….
– Efendi, cagirip gonlunu alacagiz, yok baska caresi yoksa gunahini cekeriz bu evlatcigin, yoktur yanlisi, bilirim hep bizi dusunur …
Kari –koca boyle dusunedursunlar, Midilli merkezde yasanan olaylar hayli sikintiliydi. Rumlar cete kurma pesindeydiler, koylerden eli silah tutan gencleri topluyorlardi, Turkleri istemiyorlardi artik bu adada..Bu arada , savasin bittigi Anadolu ‘ da Turk kuvvacilar da bos durmuyordu elbette, orada da cetin bir mucadele suruyordu, lakin bunun Midilliye yansimamasi lazimdi, aksi halde oradaki soydaslarimizi katlederdi, Rum ceteler..

Gazi Pasanin emriyle, kuvvacilar, Ayvaliktaki Rumlarin agzindan mektuplar yazip, adaya gondermeye basladilar, bu mektuplar Midillide bulunan soydaslari rahatlaracakti , en azindan bir cozum bulunana kadar..
Her seferinde bir ya da iki mektup geliyordu Ayvalik taki Rumlardan:(( gelen mektuplar sevgi ve muhabbet doluydu, Rumcayi ana dili gibi okuyup yazan Kuvvacilar yaziyordu elbetteki , mektubun biri o aksamuzer Mesagros koyune ulasti, akrabalarindan biri kahveci Strati’ ye gondermisti, Firincilik yapardi Nikolas Ayvali’ da ; mektubunda soyle diyordu;
Cok sevgili kardesim Strati, 
Bizi merak etmeyin sakin, sizi ozlemekten baska bir sikintimiz yoktur, Turkler benim firina cuval cuval un tasidilar, neredeyse butun Ayvaliya yetecek kadar un var benim firinda simdi, nereye koyacam sasirdim, yandaki berber Yorgakinin dukkanina bile depoladik. Rahatimiz iyidir, bizim hanim bu sene corek te yapacak, Turklere de dagitacayiz..

Her kim bizim sikintida oldugumuzu soylerse yalan soyler, biz burda huzur ve refah icindeyiz, cok sukur harp nihayete erdi, rahat rahat sobalarimizi tutturuyoruz, evlerimizde rahat oturuyoruz . 
E hadi cok isim var simdi, ekmekler yanmasin , Turku de Rumu da ekmek bekler benden. 
Hasretle operim matyasu (gozlerinden) kardesim… 
Kardesin Nikolas
Mektup, kahvede yuksek sesle okundu, Ayvaliktan gelen Rumlar bile bu gelen mektuplara o kadar inaniyorlardiki; yerlerini evlerini biraktiklari icin hayiflaniyorlardi.. 
Yıne de Mıdilli merkezde cete kurmak icin adam toplamaya devam ediliyordu, Mesagrosa da ugradi ceteciler o soguk gecede. Mektubun okunmasi tam bitmistiki iki palikarya hizla daldi iceri 
-Kalispera bre! Bize savasacak adam lazimdir,Turkler her an adaya da saldirabilir, askerimiz yetersizdir, eli silah tutan adam yokmudur? kim gonulludur aranizdan? 
Bunu duyan Kahvehanediki Turklerden bazilari sessizce baslarini one egdiler, disari cikip dikkati uzerlerine cekmek istemiyorlardi; ama durumun vehameti ortadaydi.. 
Mektubu dinleyen Rumlardan hicbiri, rahartini bozup, Turklerle basini belaya sokmak istemiyordu, kimseden ses cikmadi, ama Midilliden gelen palikaryalar israrciydilar, o arada kahvenin dip kosesinde ouzosunla demlenen Adonis ortaligi yatistirdi ;
– Bize zaman ver bre palikaryamu, biz de hain degiliyiz dusunuruz heralde, sana yarindan sonra sayi veririz.
Bunu duyan ceteciler, atlarina atlayip diger koylere dogru yollandilar, kahvehanedeki Turkler ses etmeden yavas yavas orayi terketmeye basladilar, kusagindan parasini cikaran , kahveci Stratiye borcunu oduyor, evine dogru yol aliyordu, durum vahimdi.
RASIM BEY , KOSTA’YI CAGIRIYOR..
Kosta sabah her zamanki erken saatte uyandi, gidip Mecnunun karnini doyurmak uzere evden cikti, butun daglar ovalar, bembeyazdi, gokyuzunde gunes parlamaya baslamisti bile, demekki hava bugun guzel olacakti , belki Mecnunu bir ara disariya cikarip dolastirirdi , kac gundur hayvancik ahirda sikintidan patlamisti.. Kapının acildigini duyan Rasim bey, Ayse’yi Kosta’yi yukari cikmasi icin cagirmaya gonderdi, Kosta henüz ahıra yeni girmişti ki , Ayse’nin sesiyle irkildi…..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir