O gece neredeyse Rasim beyin hayatindaki en uzun geceydi, Yatsi ezani okunmadan ,cikip bu haberi Pehlivan Huseyin agayla paylasmaliydi, ici icini yiyordu, bu agir yukun altinda ezilmeden verilen gorevi yerine getirmeliydi, kulaklari uguldamaya , basi donmeye basladi, karisina ve cocuklara bir sey hissettirmeden, kulot pantolonunu (golf pantolonunu) giydi, fesini basina gecirdi, kasaturasinin belindeki kusaga yerlestirdi, gocugunu sirtina gecirdi, tabancasini surekli yaninda gezdirmek istemiyordu, gecen yil payitahta (baskent) gittiginde bir Ermeni silah saticisindan almisti , iyi bir markaydi , bugune kadar birkac kez dagdaki kurtlar icin kullanmsti yalnizca, ama bundan sonra kullanacaga benzerdi.. Kafasi daha once boyle dusuncelere alisik olmadigi icin, kapidan cikarken sersemledi, ama donup te karisini urkutmenin anlami yoktu, kadin kismiydi sonucta..
Rasim bey , gece pek sokaga cikmazdi, o yuzden kimseye gorunup , dikkat cekmeden Pehlivan Huseyin aganin evine varmaliydi . Dere boyuna geldiginde iki Rum delikanlinin soylene soylene Kiliseye dogru gidiyor oldugunu farketti, kulak kabartti ama ne dediklerini duyamadi, arada mesafe vardi ne de olsa, onlar da bu gece Kılisede toplanacaklardi heralde, Hay Allah ! meseleler git gide sarpa sariyordu.
Yukari Turk mahallesine dogru cikmak icin koseyi dondu, birden ayaginin altindaki sari kayanin ufalanip kaydigini hissetti, su anda dusmek en son dusunebilecegi seydi , duvara tutunup dengesini sagladi, Allahtan sokak karanlikti, karsisina biri ciksa da konusmazsa zor taninirdi, bir daha gucunu toplarlayip, yavas yavas yurumeye basladi, yasi neredeyse 60 a yaklasmisti, kilosu da yerindeydi boyle zamanda yuruyup tepeye dogru cikmak elbetteki kolay degildi, Basini kaldirdi, karsidaki yanyana duran ikiz evlere bakti,Huseyi aganin evinin isiginin sonmus, perdesi kapanmisti, Yatsiyi gecmisti elbette, artik eli mecbur Mehmet Emin in evinin kapisini calacakti, Allah vere de onlarda yatmadan yakalayabilseydi; Bahcenin tahta kapisisnin filini indirdi, sesini cikarmadan merdivenlerden cikti, solugu kesilmisti, hastaligin da etkisi vardi elbetteki bu halinde daha yeni kalkmisti yataktan,ellerini titredigini basinin dondugunu hissetti, ne kadar komsular akrabaysa da sesinin duyulmasini istemiyordu.Kapiyi cok fazla ses cikarmadan yumrukladi, sanki kimse yok gibiydi iceride, gerci iki kisinin ne tikirtisi olurdu ki gece vakti? Yeniden yumrukladi, ama yine ses yoktu. Tuh !Allah kahretsin , bu sogukta gecenin bu vaktinde olacak seymiydi bu simdi? merdivenlerden dikkatlice indi , yandaki Mehmet Emin efendinin Kızkardesi Sabire hanimin evine gidecekti, Kocasi Salih cavus duyardi mutlaka..
Onlarin bahcenin tahta kapisinin kolu uzundu, dikkatlice kaldirrir kaldirmaz koca bir coban kopegi havlamaya basladi, soguktan dallari kavrulmus erik agacinin altinda vargel de gezip duruyordu zavalli hayvancik.
,Rasim bey, kaydirmanin (sundurma)altinda soluklandi, tam kapiyi vuracaktiki Salih cavusun sesini duydu;
-Kimdir oo?
– Merak etme Salih cavus, yabanci degil ac kapiyi diyebildi, nefesi neredeyse soguktan kesilmek uzereydi.. Salih cavus, kapiyi acar acmaz , Rasim beyi karsisinda gorunce saskinliktan kucuk dilini yutmak uzereydi;
– Hayrola Rasim Agam, seni bu saatte buraya atan ruzgar kuvvetli poyraz olmali, gir iceri gir hemen !! cok soguk disarisi..Rasim bey , giristeki hasir sandaliyenin uzerine kendini ativerdi,basi hala donuyordu,Salih cavus saskinliktan ellerini koyacak yer bulamiyor, dort donuyordu;
-Agam , bir bardak su getireyim ister misin?
-Yok , Salih oglum, bir nefesleneyim,sonra konusalim derken , basindaki beyaz namaz yasmagiyla Sabire hanim arka odanin kapisinda gorunuverdi.Mehmet Eminin Efendinin kucuguydu, cok can kizdi. Herseye, herkese kosardi, hasta dedin mi Sabire elinde bir kase paluzeyle mutlaka oradaydi, evlendi evleneli cocugu olmamisti iste.. Tek dertleri oydu bu iki genc insanin. Salih cavus iyi bir ayakkabi ustasiydi, butun köyün ayakkabisi onun elinden cikardi, yalnizca cok zengini ya Midilli den ya da Payitaht tan alirdi ayakkabisini.
Sabire hanim, Rasim abisini bu saatte evinde gorunce cok korkmustu;
– Hayirdir, Rasim abeycigim ,sakin Zeliha ablama bisey oldu? delirtme beni! Rasim yutkundu, olay aslinda cok daha vahimdi, memleket meselesiydi , nereden basliyacagini dusundu, soluklandiktan sonra, Rustemin gelisinden baslayip son ana kadar olan biten herseyi oracıkta anlatıverdı ..
Ohh bee! Bir nebze olsun rahatlamisti ..Salih harpten yeni ciktigi icin az cok olaylarin bu vaziyete gelecegini tahmin ediyordu ama Sabirenin korkusu panige donusmustu.
– AA, abeycigim, Rasim abeycigim napariz, gavur keser bizi burda , Anadolda kimsenin ruhu bile durmaz, ah basimiza gelenler, bakarmisin , napalim ne isleyelim simdi?
Rasim bey , Sabireyi cok severdi ama bu halini kaldiracak durumda degildi;
– -Sabire bak kizim , seni severim bilirsin ama suracikta agzini muhurluyorssun , bir daha acmamak uzere , biz erkekler oturup bir seye karar vermeden kimseyle birsey konusmak yok.. duydunmu ? iste o zaman keserler bizi buracikta..
Sabire durumun vehametini derhal kavrayivermisti, ne de olsa akilli cevval kadindi.Kocasi, Rasim agayi ic odaya alip sobaya iki odun daha atti, kayinbiraderine,haber vermek icin disari cikti. Odada birden sessizlik oluvermisti , yalnizca Sabirenin hickirik sesleri geliyordu hayat altindan, Rasim bey kapidan disari basini uzatti, zavalli kiz merdiven altindaki buyuk kuyunun kapagina oturmus ellerini yasmagiyla birlikte yuzune kapatmis agliyordu, Rasim ilk olarak o zaman inceden bir sizinin yuregine saplandigini hissetti..
Salih cavus biraz sonra , Mehmet Emin efendi ve Pehlivan Huseyin agayla birlikte iceri girdi, bu is cok ehemmiyetliydi(onemliydi), Bundan boyle uyku haramdi .. Erkekler neredeyse sabaha kadar oturup; nereye , kime ne soyleyeceklerini nasil soyleyeceklerini konustular, cok zor bir durumdu, bu isi Rumlarin hicbirinin haberi olmadan butun Turklerin ogrenmesi lazimdi.. Aslında, en buyuk sikintilari hicbirinde silah olmamasıydı, Rasim bey gibi bir kac kisi harıcınde. O yuzden birinin tebdili kiyafet yapip Anadola gecmesi lazimdi, belki biraz silah getirip kimseye gozukmeden genclere dagitilabilirdi.Sabah ezani okunmaya baslamisti ki; Rasim bey sabah Kostayla zeytine gidecegi sozunu verdigini hatirladi, yalan soylemeyi de beceremezdi, nasil edip cocugu atlatip gitmeyi erteleyecekti.
-Agalar, benim gun isimadan evime donmem lazim, bundan sonra kimseye bir sey belli etmeden herseyi oldugu gibi devam ettirecegiz , geceleri de evlerde toplanacagiz, ama hic bir zaman kalabalik olmadan ; dikkat cekmemiz lazim, deyip kalkti.
Salih cavus, Rasim beyin koluna girdi;
– Agam , musade et, eve kadar geleyim seninle.
– Yok be bre Salih, Koca Rasim o kadar da düştü mu?Giderim evvelallah duvarlari tuta tuta, hele bir iyileseyim, gosteririm ben gavura. Ama dua edelimki bir kargasa cikmasin aramizda, hepsi esimiz dostumuzdur ne de olsa..
Rasim bey, usulca kapidan cikti, bu sefer donus yolunu degistirdi, gelirken kimse gorduyse de donus saatini kimsenin gormemesi lazimdi. Kosta’nin evinin onunden gecerken kucuk evin perdesinden soluk bir lamba isigi siziyordu, acaba oglu gibi sevdigi bu delikanli da kilisedeki toplantiya katilmis miydi?Sessizce kimseye gorunmeden,evcezini buldu. Yukari kapinin kilidini actiginda Zeliha hanim, hayat ustunde sobanin arkasinda kivrilmis uyuyordu. Evi gozune birden saray gibi gorundu, yeni yapilmis sayilirdi, boyasini badanasini gectigimiz yaz basi yaptirmislardi, gunlerce ustalar calismis, koskoca evin boyanmadik tarafi kalmamisti, eger Anadola gonderilirlerse bu guzelim evini esyasinin, dogdugu buyudugu bu yerleri nasil birakirdi? Dusunmek istemedi daha fazla..
Zeliha hanimi usulca korkutmadan uyandirdi, konusulanlarin bazilarini anlatti. Meselenin ne kadar onemi oldugunu haturlatmasina gerek yoktu artik, yalnizca yatak odasına girip , kabartilmis pamuk yataklarina uzanirken sabah Kostayla zeytine gidemeyecegini soyledi karisina.
– Tamam Rasim bey, sen merak etme ben onu hallederim, hic sikinti yapmadan uyu, bundan sonra hepimiz sihhatli olmaliyiz, hayatimiz degisiyor artik, dediginde Zelihasının gozlerinin altinin uykusuzluktan mosmor oldugunu farketti..
