O sirada kapi acildi, beyaz igne oyali krep namaz ortusuyle Zeliha, elinde sut tepsisiyle iceri girdi, ardindan da Fatma…
Mısafirler kalkmak uzereydiler, ama Zeliha’nin sutunu icmeden pisisini yemeden kalkamiyacaklarini biliyorlardi, kapidan cikmalarina musade etmezdi vallaha..En azindan agizlarini tatlandiracak birseyler vardi, hepsinin uzuntusu yuzlerinden okunuyordu zaten, bir- iki hos- bes muhabbet etmeye calissalar da konu donup dolasip esas mevzuya geliyordu..Fatma bir kucak odunla disaridan iceriye girdi, kose odadakinin, hayat ustundeki cini sobanin atesini korukledi,odunlari doldurdu. mutfaga da kalanlari goturdu, hava hala hatiri sayilir bicimde soguktu.. Zeytin odunlarini gorunce , erkekler zeytinden konusmaya basladilar, hemen hemen hepsinin zeytini bitmisti, Rasim beyin de bitmek uzereydi, hepsi mahsulu paraya cevirip evde saklama konusunda hemfikirdiler, Midilli deki buyuk bankaya yatirmaya bile korkuyorlardi, velhasil; herkesin rahati kacmisti, belirsizlik icerisindeydiler. Anadola gideceklerini daha telaffuz etmeye cekinseler de sonunda adadan gideceklerini tahmin edebiliyorlardi, Ruhi bey bu arada sessizligi bozdu;
– Agalar hic birsey belli degil, biliyorsunuzdur belki?Ismet pasa, Lozan denilen yerde buyuk devletlerle masaya oturmus durumda, yaninda da Rafet bey var, hemen hemen her gun her gece Gazi pasa ile irtibat halindeler, ama vaziyet cok cetin, her an mutala kesilebilir diyor, payitahttan gelen gazeteler!Bu durumda bize hazir olup , karari beklemek duser, mumkun oldugunca Rumlarla iyi gecinelim, gerci bugune kadar bir sikintimiz olmadi ama, Su uyur, dusman uyumaz, Agalar..
Herkes bir muddet dusundu, Ruhi bey de olmasa koyde murekkep yalamis pek kimse yok gibiydi;Yarindan tezi yok Pehlivan Huseyin agayi, Iskopluya( Skopelos) gondereceklerdi, Huseyin aganin orada cok hisim akrabasi vardi, gidip bir gece yatar sabah erkenden yine gerisingeri donerdi.Bu isin gec kalinacak tarafi yoktu.
RUMLAR KILISEDE TOPLANIYOR..
O gece, eli silah tutan 40 yasina kadar butun Rum erkekleri kilisede toplanmaya baslamislardi, zafer naralari atiyordu iclerinden bazilari, allahtanki Adonis , akli basinda bir gencti, baliktan yeni donmustu , ustunu basini bile degistirmeden kilisede almisti solugu, soyle bir saydi neredeyse yuz kisiyi buluyordu gelenlerin sayisi, sevinci yuzune yansimisti, altarin uzerine cikip oradakilerin dikkatini cekmek icin kuvvetli bir islik caldi;
-Palikaryamu beni dinleyin; oncelikle kimsenin koyumuzdeki Turk kardeslerimize dusmanlik icinde olmasini istemiyorum, ben dogdum dogali onlardan dostluktan baska birsey gormedim, biz burada kardes gibiyiz, eger dusman olursak hepimizin huzuru kacar.
Bu arada arka siralardan bir kac kisinin homurdandigini duydu,agizlarinin iclerinde konusmaya baslamislardi bile, belliki ayni fikirde degildiler, herkesin O’nun gorusunde olmasini da beklemiyordu zaten;
– Duyarimki benimle ayni fikirde olmayanlariniz var, normaldir ama alinan karara uyacaksiniz, yoksa hepimizin cani yanar, Turkler savasi sever biliyorsunuz, hicbirseyden de cekinmezler, sanirsiniz biz onlara saldirirsak onlarin eli armut toplayacak? Bekleyecegiz, bakalim Ayvali dan ne haber gelecektir?Simdi size sunu soylemek istiyorum, yarindan tezi yok herkes sehirdeki askeri birlige gidip silahini alsin, bir iki atis talimi de yaptiracaklar orada, hazir olup bekleyelim, eger Turkler Anadoludan gelip adaya cikacak olurlarsa o zaman gerekeni hepbirlikte yapacayiz.. Yarin aksam yine bu saatte toplanalim, kim nerede duracak onu konusalim..Ade Kalinihtasas bre palikaryamu! Zito Venizelos!
Hep bir agazdan;
– -Zito venizelos diye karsilik verdi gencler.. heyecanlanmislardi..
Kosta ne yapacagina karar vermisti bile; gidip silahini alacak , gerektiginde agasinin evinde sakliyacakti, keske bir kac tane daha alabilseydi?Lakin cok tedbirli olmaliydi, butun Rumlarin guvenini kazanmaliydi, yoksa onu vuruverirdi birisi ..Bunlari dusunerek evin yolunu tuttu, anacigi daha uyumamis, Kostasini bekliyordu; gaz lambasinin verdigi isik gittikce azalmis, pencereden giren ay isigi odayi daha cok aydinlatmisti.
-Mama, yati (nicin)uyumadin?
-Ah bre Kostamu , hic tutar uyku beni, dusun dusun iskata (B.k), Turkler gdecek mi adadan , ne diyor Adonis?
– Gidecekler galiba mama, ama ne zaman bilinmez, benim derdim, agama ve familyasina bir zarar gelmesin.Sen de yarin sehire gelsen benimle, olur?
-Ne isim var benim sehirde pedimu(cocugum)?
– Silah dagitacaklar mama, sana da bir tane aliriz belki?
– Ohh Panayam, bre pedimu ben komsularimi oldurucem sakin o silahla?
-Yok be mamamu, Rasim agama vericeyiz silahlari, Onlarin silahi yoktur, lazim olursa kullansin adam..
Maria, konusulanlara cok alisik olmadigi icin derin bir nefes aldi, istavroz cikardi, yarin sehire silah almaya gitmek yerine kiliseye gidip sulh(baris) icin dua etseydi daha iyiydi , Lakin devir ne icap ettiriyorsa onu yapacakti elbette..
RUHI BEY, MIDILLIDEKI DOSTLARINI ZIYARET EDIYOR..
O geceden sonra herkes uzerine dusen gorevi yapmak icin , hazirliga baslamisti.Rumlar da , Turkler de birbirlerinden habersiz hazirlaniyorlardi. Civar koylerden alinan haberler de ayni yondeydi, butun Turkler birbirlerine kenetlenmisler agizlari muhurlu, birlik beraberlik icindeydiler, agizlar tek yemek yerken bir de dua ederken aciliyordu, kimse dogru duzgun mevzulari birbiriyle bile konusmuyordu, tek konusulan yer toplantilarini yaptiklari evlerdi..Kadinlara bile tafsilat (aciklama) vermekten cekiniyorlardi, mevzu hayli ehemmiyetliydi (onemliydi)..Ruhi bey o sabah evinden cikarken, karisi Hatice hanima gece gelmiyecegini, o aksamki toplantinin sehirdeki Turklerle olacagini soylemekle yetindi.Hatice de aslinda erkek kadindi, biraz burnu buyuk delerdi ama mesele memleket meselesi olunca aldigi Istanbul terbiyesi geregi kaplan kesilirdi. yataginin altinda sakladigi tabancasini cikardi, yagladi, herhangi bir durum icin hazir etti..
Ruhi bey gun boyunca gelen giden Rum musterilerinin agzini yokluyor ama hic bir bilgi alamiyordu, belliki onlar da hazirilik iceririsindeydiler, eski dostlarinin bile bu konu acildiginda suskun kalmayi terih ettiginin farkina varmisti o gun, demekki mevzu her gecen gun ciddilesiyordu, aksamuzeri olunca yazihanesinin kapisini kapatti,atina atladi, Muhtar beyin sahildeki buyuk evine dogru yola cikti, Midillinin en hatiri sayilir ailesiydi Kulaksizogullari ailesi;kapiya geldiginde her zamanki ev gozune bir sato gibi gorundu.. pembe taslarla orulmus merdivenlerden cikti, kapinin aslan basli tokmagini tiklatti, kapiyi Muhtar beyin kendisi acinca sasirmisti Ruhi, ama dogru ya bugunku gece de Rum hizmetcinin evde ne isi vardi?
İki erkek kucaklastilar, buyuk yesil cini sobanin yandigi salona gectiler, Sofra, Muhtar beyin hizmetcisi tarafindan gitmeden hazirlanmisti bile, esi Vediha hanim da yemekte onlara eslik edecekti. Mutfaktaki buyuk firinda pisen etli patates yemegi ile basladilar, arkasindan etli ayva, tereyagli pilav ve tatli ile devam ettiler, bir taraftan da iki erkek te ouzo icmeye devam ediyorlardi, cok icmezlerdi ama boyle beraber olunca ara sira icmek iyi oluyordu …Yemek biter bitmez, asagi kapinin acilmasi diger beylerin de geldigi haberini veriyordu, Ziya bey, Musta Bey, Ali bey, Fahri bey gicir gicir yeni ayakkabilarini cikarmadan salona gectiler, Muhtar beyin evi ayni bir Fransiz malikanesi gibiydi, Karisi da kendi de Avrupa da egitim gormus kimselerdi, bu aksam hizmetci olmadan herkes kendi isini kendi gorecekti, Vahide hanimda onlara hizmet edecek kadar genc degildi tabiki..
– Erkekler masanin etrafinda oturdular , birer kadeh ouzo doldurulmustu kadehlerine, Gazi pasa gibi kadehlerinin yaninda sari ve beyaz leblebiler vardi..cok icmezlerdi ama bu aksam bu gerginligi atmak icin birer kadehcik icmeliydi hepsi..
– Bir muddet sonra konuya gecildi; Ruhi bey koyde olandan bitenden haber verdi, diger beyler de Sarlica dan, Komi’den, Gule’den , Islemetopu’ndan, Molva’dan gelen haberleri anlattil;ar, her yerde durum uc asagi bes yukari ayniydi, ortak karar birinin ya da ik ikisinin Anadola gonderilmesiydi, az cok gelen mektuplarin kuvvacilarin agzindan yazildigini tahmin edebiliyorlardi ama belki bir iki kayikla silah gonderirdi Gazi Pasa , boyle bir seyin olmasi elzemdi(cok acildi).Ama kellesini koltuguna alip kim giderdi Ayvaliya? Muhtar bey atildi;
– – Kac gundur dusunuyorum da bu is icin en uygunu benim adamlardan Rustem, cok cevval cocuktur, Rumcayi Turkceden guzel konusur, kiligini degistrir, biyigini kesersek Rumdan ayirmak mumkun olmaz, lakin Ayvaliya adim attimi Turk oldugunu ispat etmesi lazimdir, bizimkiler isi siki tutmuslar duydugum kadariyla, derken biyik altindan da guluyordu.. ama kimse orada yapilanlardan emin olmadan herhangi birsey telaffuz etmek istemiyordu, hepsinin kulagina az cok birseyler gelmisti ama onemsiz dedikodulardi bunlar.. Ruhi bey o arada sessizligi yine bozarak:
– Beyler, bizim Rasim beyin iki erkek kardesi de Ayvali da is tutmustur , her ikisi de celeplik yaparlar, Rustem efendi gider gitmez onlari bulup selamimizi getirmelidir, sonra da mektuplarimizi onlarin gosterdigi kisilere teslim eder, ne dersiniz?
– Hep birlikte onayliyoruz anlaminda kucuk ouzo kadehlerini kaldirdiar, gecenin sonu gelmisti boylelikle,
– Muhtar bey misafırleri ugurladıktan sonrA RUHİ BEYE ayak yolunu ve yatacagi odayi gostermek icin hazirlaniyorduki kapi hizla calindi…
