BÖLÜM 27

Yola çıkmadan önce , Rasim bey ustune bir miktar para almis, bir miktar Zeliha hanima birakmis , geri kalanini da kesenin icine koyarak haniminin bildigi bir yere gömmüştü. Allahtan, hemen o gun satabildigi yaglarin parasini da altina cevirmisti, sanki malum olmustu O’na..Daha sikilmayan zeytin vardi fabrikada ama cogunu paraya çevirebilmişti. 
Kapıdan çıkmadan , uyuyan Cocuklarini optu, oksadi, Mehmedine bakti en cok ta.. Nasil dayanacakti O’nun yokluguna.. Kizlarini da severdi ama , sanki Mehmedinin yeri baskaydi yureginde , derin bir Ohh cekti, karisina bakti, gozleri doldu diyecek birsey bulamadi. Yalnizca ‘ evlatlarim sana emanet ‘ diyebildi. Zeliha hanim , agasinin elini optu, sarildi, belki de kocasini son gorusuydu..Bılemezdi, kimse de bilemezdi Tanri dan baska..
Kosta , Mecnunu hazir etmisti,yükü , atin eyerinin iki tarafina dengeli bir bicimde yerlestirdikten sonra, agasinin ata binmesi icin ters cevrilmis dibeğin yanina getirdi Mecnunu, Rasim bey, besmele cekerek atin sirtina atladi, 
– Hadi bakalaim Kostamu , bindik bir alamete ,gidiyoruz kiyamate diyerek atini kirbacladi, bu gidisin hayirli donusu olmasi icin dua edebildi yalnizca…Kosta dag yoluna dogru sapti, Rasim aga saskinlikla O’nu izliyor bir taraftan da atin dizginlerine canhiras bicimde asılıyordu..
MUHIMMAT YUKLENIYOR…
Adada bu isler oladursun ayni saatlerde , Bılal, Yakup Çavuşla birlikte karargahin oldugu iskeleye cektikleri tekneye silahlari taşımakla meşguldüler, Yakup Çavustan ’ tan cok erat yardimciydi yukleme isine, Bilal efendiye de pek el surdurmediler, ‘ siz ikiniz az dinlenin simdi’ deyip muhimmati her duruma karsi iyice sarip sarmaladilar, ustlerini eski battaniyelerle orttuler.
Yakup cavusla, Bilal’in yanlarinda bol miktarda yiyecek vardi, Bır de parakate seleleri ava ciktiklari izlenimi verebilmek icin daginik vaziyette birakılmiştı . Selim beyin evde azik hazirlamıştı kadınlar ; haslanmis patatesler, kofteler, yumurtalar, borekler doluydu teknenin ambarinda. Bir an evvel gun agarmadan Ayvalidan cikmak icin acele ediyorlardi yalnizca..
Sabahlari ezani okuyan erlerden biri Balikesirin Çaypınar köyündendi; yavasca iskeleye yaklasti,
– Haydi agalar davranin, davranin gari, neredeyse ezani okuycem ben, millet uyanmadan cikin su limandan , emme tikkat edinde gece gece taşa maşa carpmayin.. Yakup Cavusun en sevdigi erattı Sabri; 
– Ussagim sana ezani okumami dedik, git oku ezanini zaten sesini duyan cennetlik !! Ben kac defa bu denizde kilavuzluk ettim , sana carparim gene taşa carpmam !deyip sakalasti arkadasiyla.. 
– Biraz sonra tekne demir aldi ,Çaypınarlı Sabri arkalardindan bildigi butun dualari okudu, namazinda niyazinda cok temiz bir cocuktu , Izmire girerken ayagindan bir kursun yemis o gunden beri topallıyordu , o yuzden de geri hizmete almisti Kumandan Sabri’yi..
O sabah, deniz dalgaliydi lakin Yakup Cavus bu dalgaya pabuç bırakacak uşak değildi , sanki bu denizlerin bile klavuzuydu senelerdir, kafasi da iyi calisiyordu doğrusu; Bilal , arkadasinin yanina dogru seyirtti, birseyler yemesini istiyordu, ikiisi de ac cikmislardi yola .. 
– Kaynamis yumurtalardan birini cikardi, temizledi, tuzladi kaptanin yanibasina getirdi, yanina bir de borek koydu; 
– – Kaptan bizim buralarda “ ac ayi oynamaz “ derler , birer lokma yiyelim, zaten hava soguk, biraz da pekmez iceriz ustune .. Yakup cavus is basinda iken cok konusmazdi, basiyla olur anlaminda bir hareket yapti, iki arkadas hem gidiyor hem de atistiryorlardi yavas yavas, deniz simdilik dalgali olamasina dalgaliydi ama kimse gorunmuyordu ortalarda martilardan baska.. Bilal bir ara anacigini dusundu kimbilir ne kadar sikilmistir el evinde diye geçirdi aklından .Hatice hanim zaten burnu buyuk kadindi ama misafirine simariklik edecek hali yoktu heralde böyle zamanda… O arada Yakup cavus, Bılale dondu,
– Ussagum, karsida bir isik gordum da! Nedir bileymusun?
– Nerden bileyim Cavusum, ama ben Yunan bayragini cekeyim artik ne olurr ne olmazzz…. iKi erkek de cok daha dikkatli hareket etmeleri gerektigini dusunduler o andan itibaren …
Biraz daha ilerleyince geminin Rum hucumbotu oldugunu farketti Bilal, kesinlikle durdurup konusacaklardi hemen kiligini kiyafetini duzene soktu, Yakup cavus Rumca bilmedigi icin O’nu kamaraya sakladi, tek yapabilecegi buydu..Baliktan donuyor olacakti , butun gece avlanmisti guya..hucumbot yaklastikca yavaslıyordu ,Bilal , Yakup Cavusu iyice tembihledi, yalniz donerken mumkun oldugunca kiyidan uzak gidecekti, yakalanmamak icin.. Yakup cavus dikkafali karadeniz usagiydi, akil almayi sevmezdi oldu olali..; 
– Sen merak etme usagim , bu kuru kafa neler atlatti: UYYY Ruslarla az mi ugrasti bu gordugun ussak! 
Doğrusu; Bılalin su anda Yakup cavusun dikkafaliligi ile ugrasacak zamani yoktu, dumenin basinda usta bir balikci gibi davranmaliydi, parakate sepetlerini daha bir ortaya cikardi, misinalar oltalar birbirine karismis vaziyetteydi ambar üzerinde , ruzgar da vardi nasilsa , iyi bir bahaneydi bu durum icin.. Hucumbot, teknenin yanina kadar yaklasti, Yunan bayragini gorunce dostca bir selam verdi guvertede duran asker; Bilal’e seslendi ;
– – Kalimera palikaryamu, ne isin var bu havada buralarda?
– Ne isim olacalak komutan, paragat attim gittim topladim, korkuttular beni , derler Turkos cok bugunlerde denizlerde..
– Ne cogu bee, hepsi korkudan evdedir, zaten bu gece erkekleri topliyacak bizimkiler. Karilar ne yapacak yalniz basina…Hadi yolun acik olsun biz denizlerdeyiz , korkma git evine, nerede oturursun? 
Bilal yasadigi korku ve endiseyi hissettirmemeye calisarak cevap verdi:
– Molva da komutan, gideyim tospitumu yakayim ocacigimi, karim beni bekler, hade Yasu…
Lafı fazla uzatmama cabasındaydı Bilal , dümeni kırdı , tekneye hız verdı, uzaklastı.Yakup cavus konusulanlari duymustu, her iki adamda sapsarıydılar korkudan , Demekki bu gece Turkleri topliyacaklardi haaa?
Molivosun Babakaleye bakan yuzune , sahiline kurek ceke ceke yanastilar, Celal efendi ve adamlari gece yarisindan beri bekliyorlardi zaten, rahatca muhimmati bosalttilar, simdi asil is silahlari esit miktarda koylere ulastirmaktaydi… Yakup Çavuş biraz dinlendi, buradan memlekete donmek daha kolay diye düşündü , lakin cok bildigi bir deniz degildi, güneş yükseldiği icin rahat giderim diye helallik istedi , yola koyuldu..Ruzgar arkadan geliyordu, hava musaitti, hucumbotta nasilsa guney tarafina dogru gitmisti rahat rahat kiyiya cikardi artik.. Yol aldikca rahatliyordu karadeniz usagi,vazifesini yerine getirmenin verdigi huzurla bir de turku tutturdu;
Doldurdum martinimi de 
El dolusu sacmayla
Kurtulamazsan benden de 
Koye gelin kacmadan..

Bu arada teknenin altindan sanki bir vuruş sesi geldi, Tasa mi carpmisti yoksa, hayret bu derinlikte taş maş olmazdi ama !Bir balik mi carpmisti acaba?Denizle oyun olmazdi.
Kendini toparlayıp, teknenin hizini azaltti, kic tarafina dogru baktı , dipte sanki bir delik acilmisti, etrafta ne bulduysa tikmaya ,deligi tikamaya ugrasti, bu arada tekneye hiz verdi, Daha da Turk kiyilarina cok vardi, bir taraftan içinden dua edıyordu , o arada hucumbotun arkasinda bittigini farkedememişti . Rumca bir ses duyunca butun vucudunun buz kestiğini hissetti , ayni hucumbot degildi bu heralde??
Rumca tekrardan DUR diye bir ses geldi ama Yakup Cavusun tek bildigi yabanci dil Lazcaydi elbette:bir insan Rize’nin koyunde baska ne ogrenebilirdiki dagda odun cekerken? Hic arkasina bakmadan, sagir rolü yapmayi denedi. Nasilsa Yunan bayragi çekiliydi teknede.. bu arada hucumbot , onune gecti , Yakup Çavuşu durdurdu, belliki suphlenmislerdi, biseyler soyluyorlardı ama gozleri kararmis ne soyleyeni goruyor ne de soyleneni anliyordu, o arada aklina ilk gelen sey kelime-i sehadet getirmekti, sonu yaklasmisti, sehit olacakti biliyordu; 
Hucumbottan iki uc kisi tekneye atladi, yakasina yapistilar, konusturmaya calistilar, ama Yakup Cavus sanki transa gecmisti, ne soyleneni duyuyor ne de adamlari dogru duzgun gorebiliyordu; Rum askerler aralarında konustuktan sonra , Uzun boylu olanı belindeki tabancayi cekti, Yakup cavusu sakagindan vurdu..Rize’li Laz Yakup oracikta yigiliverdi.Cebinden cikanlar anaciginin, karisiyla kundaktaki oglunun soluk resimleriydi, bir de kucucuk bir en’am vardi boynunda…😢😢

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir