Rahmetli annecigim , ilk dogum sancilarimi cekerken , anneannemin dogumlarini ne kadar kolay yaptigini anlatmisti, Ona benzersen hemen dogum yaparsin kizim diye avutmustu beni.. Tabiki hic o konuda anneannecigime benzemek gibi bir sansim olmadi malesef . Anacigim her zaman bu konulari konusmaktan kacinir, cok zorunlu kalmadikca adini bile anmazdi, eski terbiye mi desek yoksa o donem kabul goren davranis oyle miydi desek hala bu ketumlugunun nedenini adlandirabilmis degilim, bizim nesilin cogu bu konulardaki yardimi ya arkadaslardan ya da yarim yamalak okuyarak edinmistir diyebilirim… Simdi yeniden anilara donelim..
Zehra, evde yapayalnizdi, bagirsa kimse duymazdi, kalkacak hali kalmamisti, Orta kattaki alt odacikta kendi kendine doguracakti galiba..Sancilar sik geliyordu, galiba doguyordu cocuk, bacaklari arasinda buyuk bir basinc hissetti, cok cani yaniyordu, bagiriyordu ama duyan yoktu, yerdeki kurelalar(kilimler) kan icindeydi , zavalli Zehra ikinmasini bile bilmiyorduki.. O arada Ziyneti merak icerisinde kizini bekleyedursun, Sabirenin sevinc cigligini duydu;
-Teyze , bre teyze nerdesiniz, Zehra doguruyor, ebeyi cagirin… Sabire yanibasindaki evde otuirdugu icin hem kuzeni hemde gelinleri Zehrayi sik sik yoklardi, cok candan kadindi, kiskanma nedir bilmezdi, kizkardes bellemisti gelinlerini .. Abisi de Sabireden gozunu ayirmazdi zaten anasi babasi gitti gideli..
Ziyneti , ayagina bir cift terlik gecirir gecirmez firladi, guya ebeyi cagiracakti ama o sirada Mehmeti yollamak geldi aklina ,kizini yalniz birakmamaliydi, nelerden sonra giydigi terliklerin birinin baska digerinin bir baska oldugunun farkina varacakti..
Sabire , Zehranin basinda yalnizca dua ediyordu, ikisi de hayatinda dogum yapmamis kadinlardi, nasil dogurulur biliyorlar miydi? Zehranin cigliklarina , Ziynetinin cigliklari karisti ..
-Sikin kizim (ikin kizim) sikin sikinnnn … baska turlu dogmaz cocuk..
Ziyneti kizinin o halini gorunce bir taraftan agliyor bir taraftan da kendini toparlayip yardim etmeye calisiyordu.. Zehranin arkasina gecti, ikinmasina yardim ediyordu ama nafile ..bebek bir turlu dogmuyordu… Ebeyle , Mehmetcigin sesi duyuldu yokusun asagisindan, sokakta da kar buza donuyordu hani.., Ismet ebe ile Mehmetcik, duvarlari tuta tuta yokusu tirmanip evi buldular, Ebe ismet emirler yagdirmaya baslamisti gelir gelmez , hemen sicak su yapmaliydilar, temiz carsaflar getirmeliydiler.. Allahtan hersey hazirdi . Carsaflar sicak sularda kaynayip yeni dezenfekte olmustu, sobanin uzerinde sicak sular fokurduyordu sabahtan beri, Mehmet te disaridaki soguyu anlatmak istercesine;
-Donmayiz bu sogukta ablaa, donmaz cocucamiz , degil?deyip duruyordu.. Birden dis kapinin ipinin cekildigini farketti Sabire, abeyi gelmisti.. mujde vericekti ama cocugun bir sesini duysalardi.. Mehmet Emin efendinin iceri girip adim atmasiyla birlikte , bebecigin sesi duyuldu… Dunyalar guzeli harika bir kiz cocugu babasina hosgeldin diyordu.. Sabire hemen odaya kostu, bebegin cinsiyetini ogrendikten sonar abeysine mujdeyi Verdi.. O zamanlar mubadiller arasinda kiz ya da erkek cocuk ayricaligi yoktu hic bir zaman da olmadi, hatta kiz cocuklar ailelerine daha yakin olur dusuncesiyle bir nevi tercih sebebiydi…
Ismet ebe bebegi yikayip pakladi, kundakladi anasinin kucagina verdi..Mehmet Emin efendiden yuklu bahsisini alip cantasini topladi, hastasina yapacaklarini anlatti , yine geldigi yoldan , Mehmetcigin kolunda evinin yolunu tuttu..
-Dur bakalim , Hatice hanim da ne zaman doguracak diyip bahsisisn hesabini yapiyordu, buyuk evlerin yanindan gecerken, Haticenin de gunleri yakindi ama bakalim yoksa Doktoru mu cagirirlardi doguma?
Zehraya al kurdeleler takildi, lizozler giydirildi, lohusa yataklari yapildi, yanlarinda getirebildikleri igne oyasi yatak takimlari serildi,Adalilar bu lohusa ihtimamina cok deger verirlerdi, hele de ilk cocuk dunyaya gelmisse degmeyin keyfimize diyip duruyordu Ziyneti hanim, sarkilar , turkulerle hazirliyordu yataklari.. Sabire hemen eve gidip bir corba kaynatti, kimsenin yiyecek hali yoktu ama hic olmazsa sicak bir su gecsindi bogazindan zavalli Zehranin..
Ertesi gune badem sutleri kaynatildi, Mehmetcik kanatayi (porselen surahi) elinde gezdirip duruyordu, ablasina fincanla badem sutu icirmek en buyuk zevkiydi , evde bir bayram havasi esiyordu sanki..kimse bebege isim bulma niyetinde degildi , herkes sevincinin yasiyor, cevizli lokumlar yeniyor, kaynarlar iciliyor, adadan geldiklerinden beri yasadiklari ilk sevinci kutluyorlardi
RASIM BEY’LE ZELIHA HANIM EVLERINE TASINIYORLAR…
Gunlerdir , Fabrikadan gonderilen uc isci ile, iki kadin evi ve kiliseyi temizleyip kanlardan arindirmaya calisiyorlardi.. Evde ve kilisede cok arbede yasandigi belliydi, ama yukari katlardaki odalardan kan kokusu nerdeyse cikmamisti.. Zeliha hanim;
-Kimseye daha fazla agirlik olmak istemem , deyip ;geldiklerinin kirkinci gunu kendi evlerine tasinmak istemisti. Ev buyuktu, yukarida uc odasi vardi, asagidaki odalarda genis sayilirdi ama ferah degildi, biraktiklari ev ile mukayese bile edilmezdi.. Kosta ile Maria geldi gozunun onune birden, keske imkan olsa da onlara da yandaki firinin yaninda bir odacik yapiverselerdi.. Evin mustemilati genisti, buyuk bir camasirlik, ayakyolu, firin, genis bir sundurma vardi hemen yanibasinda .. bahceler cook ama cokk buyuktu, keske devlet izin verse de evlatlarinain ucune de o bahce icinde birer ev kondurabilselerdi..Zeliha , buyuk kizi Fatmanin yardimiyla denkleri aciyor, temizlenen bos sandiklara yerlestiriyor, herbirini arayip ta bulmak icin bir nisan koyuyordu..Ayse kilisede, Mehmet ile oyun oynarken ara sira Rasim beyin hismina ugrayip anasina yardima kosuyordu, zorlaniyorlardi elbette, yanasmaya, hizmetciye alisikti aile, zamanla hepsi olacakti ama bakalim bu kadar agac yetecekmiydi?Rasim bey , yatmadan her gece hesap kitap yapiyor, istedikleri rusveti kardeslerine soylemeden verse birsey kalmaz elimde diye soylenip duruyordu..
-Memleketi yankesiciler istila etmis, Zeliha hanim, ne yapalim bizimde kaderimiz boyleymis, duyuyorumda bircok insan biraktiginin cok daha azini aliyormus . Allaha sukredelim biz paramizi kurtardik gavurdan, birde kurtarmasaydikk, yanmistikkk , diyip avunuyordu..
O yil zeytinler neredeyse altinda curuyorken toplanip sikilmaya baslamisti ama Rasim bey her gun aldigi yeni atinla zeytine gidiyor aksama kadar baslarinda kaliyor, cuvallari develere yukleyip alacakaranlikta Ayvalik a donuyordu, sanki daha dinclesmisti, Isleyen demir isildarmis Zeliha hanim diyerek te kendini eglendiriyordu..Zeliha cok titiz kadindi, ama bazen titizligi delilik sinirina yaklasiyordu, fircalanana tahtalar yeniden sodali sularla fircalaniyor, evin gavurdan kalma neyi varsa sanki hic iscilerce yikanmamais gibi tekrar elden geciyordu, Rasim bey o aksam eve geldiginde :
-Zeliha hanim; birak artik bunlari biraz da etrafa kulak ver, bak Zehra hanim dogum yapmis , bir kizcazi olmus, gitmeyecesin(gitmeyecek misin?) kiz lokumu yemeye?
— Aaaa ne zaman hic haberim olmadi, evi kirklarken , iyiki soyledin Rasim bey, hemen gideyim, lakin ne goturucem bilmemki..
- Yakin akrabamizdirlar, bir altin goturmek duser sana kadinim, acima .. namuslu insanlardir, oyle insan az bulunur bu civarda…
- – Ertesi gun Sabah, Zeliha erkenden kalkmis,badem sutu kaynatmis, altini kucuk kadife kesesine koymus, buyuk kizi Fatmayla beraber Zehranin evinin yolunu tutmustu, kucukler lohusaya goturulmezdi o zamanlar, ayipti , ne de olsa kadin isiydi bu …Yillar sonra kucuk Mehmedin karisi olacagi nereden bilinebilirdi dogan dunyalar guzeli kiz cocugunun…
- Zehra saltanatli bir lohusalik suruyordu. gorumcesi Sabire etrafinda gonullu hemsire gibiydi, Anacigi da hem evinin isini goruyor hem pehlivan Huseyin agayi doyuruyor, hem de kizinin evinde aliyordu solugu, Pehlivan aga da geldiklerinden beridir keyifsizdi hani…..
- – Bu Anadol bana yaramadi, Ziyneti diyip duruyordu.. Carsiya pazara giderken Mehmedi yanina aliyor sepeti ona tasitiyordu, Allahtan adada biraktigi 1500 agac zeytinin karsiligini burada almisti, Oglu da 1000 agaca yakin zeytinin tapusunu ibraz edip sahiplenebilmisti , muhacir haklarini da almislardi, ehh cok sukur daha ne isterlerdiki sagliktan baska .. Ama iste yaramamisiti bu Anadol havasi koca pehlivana..
- Zeliha hanim , geldiklerinden beridir bu cok sevdigi insanlari gormemisti, sarilip opustuler, uzun uzun muhabbet ettiler, bebecigi sevdiler, lohusaya nazar dualari okudular, Misavruyu anip aglastilar, aksamin alaca karanligi oldugunun farkina bile varamadilar o gun…Zeliha, Fatmasinla eve donerken yillar once Uc yasindayken olen kizi Hanifeyi hatirlayiverdi birden, cok aci hatiraydi, iki gunde atesli hastaliktan gidivermisti yavrusu, mezari bile gavurun memleketinde kalmisti artik, bunlari dusunurken gogsunde yeniden bir agri hissetti, soguktu bir an evvel eve gidip sobalari yakip ocagi ateslesinlerdi artik, neredeyse Rasim bey zeytinden donecekti…
9
