Salih cavusun , ne denli yakisikliligi oldugu butun civar nahiyelere yayilmisti, iyi zanaatkat oldugu da herkesce asikardi, yalniz az konusurdu iste, bir tek kusuru agzindan kerpedenle laf cikmasiydi.. Ayvalik disindan da gelen giden cok musterisi vardi, artik yanina birini alip yetistirmeliydi lakin kafasi talebe yetistirecek kadar rahat degildi Salih’in…Bir gun, Ayvalik’ a yakin Ayazmant beldesinden bir kahya Salih cavusa iki cift kadin ayakkabisi getirdi, belliki cok degerli iki ciftti, kahyalik maasiyla giyilecek ayakkabilar degildi..Istanbulda yapilmis. her tarafi elde dikilmis, gercek deri bir cift siyah bir ciftte koyu lacivertti, uzerindeki islemelerde elde oyulan cinstendi, Salih hayranlikla bakti, ayakkabilari kokladi- her zaman iyi ayakkabiyi deri kalitesini anlmak icin koklardi-, belliki halis muhlis deri idi.. ama tabanlari yipranmisti..
-Salih cavus, adini cok duyduk, Ayazmantta, bizlerin tamire getircek ayakkabisi bile yoktu ama son zamanlarda artik saglam birer potin edindik cok sukur..Ustam bu getirdigim ayakkabilar, calistigim agamin haniminin ayakkabilaridir, malk mulk deryadir Saffet beyde, karisi da hanimefendi bir kadindir, lakin biraz huysuz bir hanimdir, senin methini duymus, illaki at arabaya buraya getir diye tutturdu.. Nazike hanim isterse hayir demek olmaz Cavusum, affet, son soz senin…
Bu sozleri duyan Salih cavusun kan beynine hucum etmisti, Oldu olasi emrivakiyi sevmezdi, bugune kadar parayla kimse satin alamamasiti O’nu , bundan sonra da satilik degildi elbette; o konusmayi sevmeyen Salih cavus hiddetlenmisti ama yine de terbiyesini korudu, zavalli kahyanin ne kabahati vardi
-Kahya, elciye zeval olmaz derler, sozum sana degil, lakin git o hanimina benden selam soyle, biz arabaya atilacak davar degiliz, hem de kimsenin ayagina gitmeyiz, isterse bu minvalde ayakkabi yaparim , gelirse ayak olcusunu burada alirim , lakin ben kimsenin huzuruna gitmem.. bu da boyle biline, haydi Allah yolunu acik etsin..
Kahya ne diyecegini bilemeden,
– allaha emanet ol ustam deyip kapiyi cekti, kapinin da uzerinde kucuk bir can vardi ,acilip kapandikca sallanir, Salih ustaya geleni gideni haber verirdi.. Zavalli Kahya kapiyi oyle sert cekmis olmaliydiki, can uzun sure kendine gelemeden sallandi durdu..
BILAL EFENDI AILE REISI OLMAYA CALISIYOR..
Bilal, anacigi ve sevgili Naciyesiyle mutluydu , lakin paralar suyunu cekmeden bir an evvel bir is bulmaliydi, ehh cok sukur kimseye rusvet vermeden malini da almisti, zaten hicbir katibin ondan rusvet istemeye gucu yetmezdi, onun da sohreti adaya silah getiren adam olarak yayilmisti, herkes kahraman gozuyle bakiyordu ama en buyuk sikintisi kendine uygun bir is edinememekti, butun derdi zoru az da olsa gelir getiren bir meslegi olsundu, elinden is gelir miydi? Ehh O da emin degildi ama bir is verilirse butun namusuyla sonuna kadar ugrasirdi..Okuma yazma bilirdi, Rumcayi da okur yazardi, hem askerde hemde adada iki dili de okuyup yazmayi ogrenmisti.. Anacigini, Naciyesini cok merakta birakmayan isleri yapmaliydi artik yasida kemali buluyordu lakin guclu kuvvetli adamdi, ata binmekte , silah kullanmakta ustune yoktu..Son care , karargaha gidip kumandandan bir is isteyecekti, eger Ali yuzbasi oralardaysa mutlaka Ona bir is bulurdu.. karisina da anasina da hicbir sey demeden ertesi Sabah kararagahin yolunu tuttu, aklina Yahya cavusla limandan ayrilislari geldi, ne Yahya cavus ne de Caypinarli Sabri yoktu artik, Caypinarlinin teskere aldigi , koyune dondugu lakin iyi bir asci oldugu icin Vilayete asci yamakligi yapmaya gittigini duymustu.. Nizamiyedeki asker Bilali durdurdu, .. adini kimligini sordu ..
- Ali yuzbasiya soyleyin beni iyi tanir, Yereden Bilal geldi deyiver ..
- Agam, sen nerede kalmissin . Ali yuzbasi gideli neredeyse bir sene oldu, evlendigi haberi bile geldi yavuklusuyla.. Bilal bu soze hem sevinip hem de dusunmustu, simdi kime anlatacakti derdini..
- – Eee beni komutanla gorustur o zaman oglum.. Musaitse tabiki..
O zamanlar bugun git, yarin gel sozu daha nufuz etmemisti genc Cumhuriyetin damarlarina, asker biraz sonra geldi Bilal efendiyi alip, kumandana goturdu;
Kumandan oldukca yasini basini almis, saclari agarmis, biraz kilolu . bir gozu hafiften sehla, babacan bir adamdi, harp meydanlarinda sancak tasidigini soylemisti erat iceri girerken..Bilal’ i ayakta karsilamisti, ee ne de olsa Onunda bir sohreti vardi artik bu havalede.
-Buyur soyle otur Bilal efendi, adini cok duydum Ali Yuzbasim gitmeden, sag salim geldiyseler ,Bilal efendinin sayesinde olmustur demisti. Bilal bu kadarini beklemiyordu, yuzu kizarmistu , utandi basini onune egdi, simdi bu durumda nasil is isteyecekti kumandandan?Birden gozunun onunden Yakup cavusla yasadiklari gecti
- Yalniz degildimki kumandanim, Yakup cavus vardi, Onu donuste sehit verdik, benim yaptigim gemiyle gelip , sandalla geri donmekten ibaretti..
- – Sen buna yalniz bu kadar basit diye mi bakiyorsun, Bilal effendi, canini ortaya koymussun daha ne olacakti ?Simdi soyle bana nedir sebebi ziyaretin?En zor kismina gelmislerdi konusmanin, Bilal nasil soyleyecegini , nereden baslayacagini bilemiyordu, gozleri daldi, derinlere gitti birden , utaniyordu ama bir evladi dogarsa ne yapardi, tek zeytinler gun gelip yetmeyecekti onlara, simdi bile zorlanmaya baslamislardi Ayvalikta.. Gun degisiyor, para aslanin karnina iniyordu her gunes battiginda..
- – Kumandanim nasil soyleyecegimi bilemedim, lakin benim calismaya ihtiyacim vardir, anacigim bir de karim var yarin oburgun bir de evladim olursa elimdeki varlik bizi gecindirmeye yetmez, diyecegim budur.. Komutan, o babacan yuzuyle ve gulen gozleriyle Bilal’ e yaklasti, sirtini sivazladi..
- Bundan mi utaniyorsun, Bilalim? calismak istiyormussun, bundan daha guzel ne olabilir? Lakin bana biraz zaman ver , senin gibi bir kahramana uygun bir is bulmam lazim.. Biraz uzun surerse benden degildir bilmis ol, Ankara’dan musaittir sehadetnamesi (belgesi)almadan birsey yapamam.. Ama halledecegim senin isini hic merak etme.. Simdi birer kahve icip konusalim; Komutanin asil niyeti Bilali konusturarak tanimakti, hakkindaki gerekli raporu yukariya verirken kendi izlenimlerini yazmaliydi..Dereden tepeden konusmaya basladilar , Nizamettin Yarbay, babacan bir o kadar da kurt gibi zeki bir adamdi, ne sorup ne soyletecegini biliyordu, o sordukca BIlal anlatiyor, Bilal anlattikca Nizamettin yarbayin soracagi geliyordu.. Koyde cok isler yapmisti Bilal, hele su mubadele zamaninda , kimisi bilinir kimisi bilinmezdi ama yurecigi bir evlat sahibi olmak icin carpiyordu artik . Karisinin basindan gecenleri bile anlatacaktiki, bir el agzina gidip O’ nu susturmustu sanki. ..Kendi kendine,’ sus be koc geveze, yeter artik ‘ deyip izin istedi.. Huzurla cikti karargahtan, bir muddet bekliyecekt elbet, yumurta bile hemen civciv olmuyordu…
ZIYNETI EMANETIN DERDINE DUSTU..
Ziyneti hanim . Elena’in verdigi inci kolyeyi, olesiye sakliyor, birsey olacakta emanate hainlik decek diye odu kopuyordu, Vecize hanimlarin Kucukkuyu taraflarina yerlestiklerini duymustu, lakin o inci kolyeyi nasil aileye ulastiracakti bilemiyordu, kimseye de tevatur etmek istemiyordu, dost var, dusman var aman allah korusun bir de basima is acarim deyip susuyordu, O gece Pehlivan agasina akil danismak gelmisti aklina, kocasi bu meseleyi biliyordu ama elbette unutmustu bu zamana kadar.. aksamuzeri kizinin yanindan erkenden ayrildi, Sabire bir dakika olsun Zehrayi yalniz birakmiyorduki zaten, yemegini yediriyor, bebegin altini temizliyor, gonullu hemsire gibi dort donuyordu; adalilar; ‘ kirk gun lohusanin mezari acik olur ‘ derlerdi , o yuzden ihtimam cok fazlaydi, eskiden bu kadar koruyucu ilaclar, onlem getirecek yontemler yoktu elbette..ufak bir ateslenme bir cok lohusanin can kaybina sebebiyet verdigi bilinirdi halk arasinda..o yuzdendirki Sabire, Zehra’yi yerinden bile kimildatmiyordu;
Sonralari anneannecigim yillarca gorumcesinin ilk dogumundaki hakkini odeyemeyecegini anlatip durmustur bizlere, Gercekten can kadindi Sabire buyukkannem, ama onunla uzun zaman gecirme firsati bulamadim malesef, hastaligi ve kullandigi ilaclar Onu cabuk yipratti…annecigim de halasini kendi annesinden ayirmazdi, inanilmaz bir baglilik vardi o guzel insanlarin arasinda, simdiki akrabalar arasindaki bagliligin kiskancliga donusmus olmasi beni inanilmaz sasirtir…
Ziynet,i eve gidince Pehlivan agayi sobanin arkasindaki siltede yatar buldu, Eski hali yoktu koca pehlivanin, odun bile kiramiyordu, odunlari kesmek icin adam tutmustu bu sene, oysaki Adada oyle miydi yaa? her isini kendi yapardi, Zeytine yanlizca toplayici tutar gerisini sirikcilarla birlikte kotarirdi, kahya da, mal sahibide hep kendisiydi,
‘ Biz okka kayigiyiz, evlatlarim , bir firtina ciktimi devriliveririz ” derdi.. Evlatlarina idareli gitmelerini, cok zenginlere hic bir zaman ozenmemelerini soylerdi.. Ziyneti hanim pehlivan agayi uyandirdi, ne de olsa aksam ezani okunmustu, namazini kilacakti, yemeklerini yiceklerdi belki ondan sonra da torununu gormeye giderlerdi yeniden..
-Huseyin aga, uyan bakalim , adadan geldin geleli uyursun, ac gozunu ,bak diyecegim var sana..
Hayirdir, Ziyneti kadin, nedir bu telasin gene, ne var ne istersin benden suracikta kestiriyordum iste,diyip sitem etti karisina..
– Bak sana birsey sorucam, bu Elenanin bana verdigi inci kolye vardir ya, hatirlarsan, deyince Pehlivan aga basini kasimaya basladi, hatirlamiyordu ama hatirlar gibi yapti, yoksa Ziynet baslardi uzun uzun anlatmaya gurultu cekecek hali bile yoktu ;
-EEee ne olmus simdi inci kolyeye?
— Onu nasil teslim edicem sahibine? Kucukkuyuya yerlesmis Vecize hanim kizlari ile..Huseyin aga dusundu , dusundu.. ama bir yolunu bulamiyordu, oraya gitmek cok zordu , balikcilar giderdi lakin herkese de emanet edilmezdiki… En guzeli Salih cavusa sorsunlardi, Onun oralardan gelen giden cok musterisi vardi …Kari koca , Akli evvel oglanciklari Mehmetcikleriyle aksam yemegini yer sofrasinda yediler, tam bitirmislerdiki asagi avlunun kapisi hizla acildi; gelenin kim oldugu gorulmezdi geceleri.. alt kattaki demir korkuluklu kapi hizla caliniyordu, bu saatte gelen hayra gelmezdi ama , Mehmetcik yerinden firladi kapiyi acmak icin, lakin babasinin Durrr deyisiyle geri cekildi, bu saatteki calinan kapiya Huseyin aga bakardi ancak..
