BOLUM 48

Pehlivan Huseyin aga , kapinin demir kolunu indirdi. ‘kImdir o?’ diye seslendi ..

-Huseyin abeycim, telaslanma, benim, tartamislarin Mehmet! deyince kapiyi acmisti koca pehlivan, komsusunu iceri buyur etti, adada da yakin otururlardi, karisi da Rasim beyin akrabasiydi, cok temiz insanlardi, zeytincilikle gecinirlerdi, Mehmet ayni zamanda cok da dindardi, her gece yatsi namazini camide kilmaya ozen gosterirdi, yine bir yatsi namazi donusuydu heralde- demekki zaman  kadar gecmisti –

  • Huseyin abey, yukari eve cikarken senin ambarin kapsini acik gordum kilidini kirmislar besbelli, Mehmet Eminin evinin kapsini  calmak istemedim , ne de olsa lohusa var, korkutmayayim bu saatte diye..Galiba hirsizlik yapilmis abeycim gel birlikte bakalim istersen..Huseyin aganin cani sikilmisti, geldiklerinden beridir boyle seyler yoktu ama tabiki olmayacak ta degildi.. Huseyin aga ayagina  Salih cavusun yeni yaptigi potinleri gecirrir gecirmez asagi kapidan cikarak yokusu tirmandi, yokusa da gozu yoktu hani..Ambarin kapisinin kilidi kirilmisti, koca sandigin kapagi acikti icinden bugday, fasulye, pirinc , yagdan peynirler calinmisti, cuvallar nerdeyse yarilanmisti, peynirler de kupun dibinde kalmisti .. belliki sokagin sakinliginden faydalanan birileri yapisti bunlari, sinirlensin mi uzulsun mu sasirmisti, demekki su kadarcik seye tenezul edcek insanlar vardi civarda…Mehmet efendi gidince , kizinin damadinin kapisini hizla caldi, sinirini onlardan cikaracakti  belliydi..
  •  Mehmet Emin ,kayinpederini bu saatte ancak kayinvalidesi ile beklerdi ama yine de gec olmustu  cocugu ancak uyutmuslardi guc bela, kendi de  budamadan gelmisti yorgundu;
  •  – Hayir olsun baba, bu saatte ne bu celal?
  •  Ne olacak, hepimizi soyacaklar suvana (sogana)  cevirsinler, siz dustunuz bir kukla(bebek)  derdine hic kulak vermesiniz , karsi ambarin kilidini kirmislar, duymadiniz hic?
  • KUsurumuza bakma babam, cocuk uyumadi agladi saatlerdir Zehra ayaklarinda sallar ,duymadik,
  • – Duymadiniz ama ac kalicayiz  sonunda gel de bak!
  • Mehmet Emin kayinpederinin arkasindan yalinayak karsi kapiya gecti, aman allahim ambar yari yariya bosaltilmisti, yeni tuzladiklari zeytinlerde kofunlerde yariya inmisti, demekki ac insan vardi etrafta..Arkadan Ziyneti oglancigiya geldi hem kizini torununu gorecek hem de kocasini yatistiracakti, zira sesi yokusun  basindan duyuluyordu Pelivanin..
  • Mehmet Emin efendi yarin ise gitmeyip, bu mevzuyu kumandana anlatmanin  en dogrusu olacagini dusunuyordu, kayinpederine dusuncesinden bahsetti, ikisi birlikte gideceklerdi..Yarin olsun hayrolsundu..

 O gece her iki aile icinde uzun olacakti.. Bir de Salih cavusla Sabireyi uyandirip huzursuz etmek istemedilerdi, Zaten Sabire hasta kadindi, boyle seyler hastaligini arttirir marttir neme lazimmm, diye dusunduler olsa gerek usulca evlerine donduler …

  •  Huseyin Aga ile Mehmet Emin efendi Sabah erkenden karargahin yolunu tuttular, giristeki asker kim olduklarini ne istediklerini teker teker sordu, parmak izlerini aldi, zira ikisi de okuma yazma bilmezlerdi.. hemen nizamiyenin arkasindaki bir odaya gonderdi ikisini de; orada oturup bekliyecekler, kumandan munhal(bos) olunca onlarla gorusecekti… Huseyin agayla, Mehmet Emin  effendi iceri girer girmez karsilarinda hic beklemedikleri biriyle karsilastilar, Bilal buyuk ceviz masanin ardinda oturmus, calisiyordu, gelen mektuplarin tercumesiniyapiyor, bir taraftan da Osmanlicasini yaziyordu sari buyuk kagitlara; memleketlilerini gorunce oturdugu yerden firladi, Huseyin aganin elini optu, iki gun once Goreve  basladigini katip olarak kumandana yazi goturup getirdigini, tercume isleriyle mesgul oldugunu anlatti.. Huseyin effendi can-i gonulden sevinmist bu ise, Bilal iyi ve namuslu cocuktu, eh az cok murekkep te yalamisti , Yere havalisinden birini orada gormek gurur vermisti onlara, Bilal de yaptigi isten belliki gurur duyuyordu.. Baslarindan gecenleri once Bilal efendiye anlattilar; sasirmadan onlari dinledi Bilal, zira bir gun once de iki kisi ayni sikayetle gelmisti , demekki bir gurup insan yapiyordu bu isii.. Komutanla gorusmustu dun gelenler lakin sonuc neydi sormamsiti , ustune elzem olmayan seylere burnunu sokmamasini tembihlemisti kumandan baslarken..kumandan Bilal efendinin yaninda gordugu bu effendi kilikli iki adami gorunce ayaga kalkti, biri neredeyse babasi yasindaydi..
  • – Buyurun agalar deyip, basiyla  yaptigi bir hareketle Bilali geri gonderdi; baslarindan geceni, uzun uzuadiya anlattilar,Hele Huseyin aga , anlatirken biraz da abartiyor, agzindan kopukler saciyordu.. Yarbay Izzettin bey de sasirmis gibi degildi;
  •  Agalar, Kozak havalisinde ceteler var, bunlarin cogu Turkmen, Rumu buradan temizlerken cok yardimlari oldu ama Gazi pasamizin  kesin emirleri  var, artik dagilip koylerine doneceklerdi; donmezlerse bizim basimiza is acacaklar, zira biz onlari dagitacagiz.. Bu isler onlarin isi; Bundan bir hafta once de coban Huseyinin bes kuzusunu calmislar, kendilerine hak goruyorlar, orduya yardim ettikleri icin.. Bunun hirsizlik oldugunu bile dusunmuyorlar, lakin bu dupeduz eskiyalik…Simdi Ankara’ya telgraf gonderecegim ne lazimsa yapacagiz, temizleyin derlerse temizleyecegiz  bu eskiyalari, ama guzellikle dagilirlarsa kimsenin cani yanmaz, boyle guclenmelerine musade edemeyiz..Sizler evlerinizin kapilarini iyi kilitleyin agalar, dikkatli olun, bugun bunu yapan yarin ne yapar bilemeyiz..
  • Huseyin aga ile Mehmet Emin effendi tatmin olmus gorunuyorlardi, rahatlamislardi ,musade isteyip kalktilar, bir muddet sonra  ayaklari onlari kahvehaneye dogru goturuyordu, bu saatte kimse olmazdi ama bulduklarina mevzulari anlatmaliydilar ki herkes onlem alsin.. Adadan  gelen ,her koyden insan otururdu kahve civarinda , daha cok Kapya dan gelenler, Iskopludan gelenler hep  o Kahvede toplanirlardi, Karsida firincilik yapan Osman vardiki  zaten ayakli gazete idi , ona soylemek yeter artardi bile..
  •  NACIYE ILE SIDIKA HANIM…
  •  Gelin kaynana degil. ana kiz gibiydiler, huzurluydular , cevizli lokumllar alinmis, kahveler yeni kavrulup ogutulmus , misafirler ugura kademe gelip gitmeye baslamisti bile.. Eee kolay mi Bilal ef fendi kumandan katibi oluvermisti , dedikodular surup gidiyordu; kimisi Naciyenin  eski kirigi oldugunu soyluyordi kumandan icin, kimisi de Bilal effendi kumandana cok para yedirdi diyorlardi, Olmadik dedikodular geliyordu bazen Sidika’nin kulagina ama ,ne ogluna ne de gelinine soylemeden cevabini yapistiriyor, hakkindan geliyordu hepsinin., Bilalin kulagina gitse soylenenlerin hakkindan gelirdi gelmesine ama  bir de kodesi boylardi alimallah..Sidika hanim akilli kadindi, gun gormustu , okumayi yazmayi bilirdi , oglunu  da az cok tahsil ettirmis okumayi yazmayi , Rumcayi ogretmisti, Bilalin yaptigi kahramanliga istinaden  kabul olundugunu hic kimse diline getirip te soyleyemiyordu..Ne olmustu bu insanlara Ayvalik a geldi geleli? Ah Despina neredeydi? hic bilmezdi boyle kotu seyler soyleyip Sidika ablasini uzsun, kotu birsey duysa bile istavroz cikarir yarim agizla anlatirdi Sidikaya.. Burada bes vakit namazinda niyazindaki musluman gecinen  bu insanlar zavalli gelininin namusuna bile dil uzatiyorlardi, kizcazin basindan bir takim  sikintilar gecmisti gecmesine ama kendi rizasiyla olan birsey yoktuki… Herneyse, simdi gele gidene kahve ve lokum ikram edip oglunun ,memuriyetini kumandanin Bilali ne kadar  sevdigini anlatma zamaniydi…Sidika hanim bunlari dusunedursun; Naciye ust katin merdivenlerinden etekleri zil calaraktan  indi, soylemeye cekiniyordu lakin Sidika hanimdan baska kimi vardiki artik O’nu ana gibi bellemisti..
  •  Sabah serifleriniz hayrolsun hanimannecigim diyerek her zaman yaptigi gibi Sidika hanimin elini optu, birsey soylemek istedigi belliydi cunku her zaman Sabah tekmilinden sonra cekilir mutfaga gider kayinvalidesine bir aci kahve yapar getirirdi.. Sidika, gelinini rahatlatmak icin elindeki tesbihini birakti, namaz yasmagini iki kulaginin arkasina itti,;
  •  Hayirdir guzel  gelinim, bana arzuhalin mi var?
  • Hanimannecigim nasil soyluyecegimi bilelememm, utanir sakinirim, aldigim terbiye buna musait degildir lakin sizden baska kimim var benim?
  •  Soyle kizim, sen benim artik gelinim degil kizimsin, benim senle Bilalden baska, senin de bizden baska kimsem  yoktur selvi boylum.. Naciye bu sozlerden rahatlamis, agzindaki baklayi cikarmaya karar vermisti; 
  •  -Hanimannecigim ben neredeyse iki aydir  ustumu( adetimi) gormedim galiba gebeyim, ama daha Bilale bile soylemedim once emin olmak istedim…Sizce oyle miyimdir ? derken uzum siyahi gozlerinin ici guluyordu.. Sidika elbet bu haberi bekliyordu ama belli etmemisti ne ogluna ne de gelinine.. Cok sevindigini gostermek icin, gayet icten bir sekilde Naciyeye sarildi;
  •  –Bak kizim kiz olursa Sidika, oglan olursa Esat koyacaksiniz adini duydunuz  mu?Naciye ne diyecegini bilemiyordu hele bir dogsunda adi ne olursa olsundu,
  • – Karnin belli olmadan da bu som agizli insanlara da birsey soylemeyelim vallaha nazarlara geliriz, bak her isimiz birden Allahin da yardimiyla yoluna giriyor..Garip kusun yuvasini Allah yaparmis evladim… diyerek gelin kaynana dertlesmeye basladilar, bu gece iyi bir yemek yapsinlardi da yerken Bilal efendiye mujdeyi birlikte verirlerdi artik… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir