BOLUM 64

Salih Usta ile Sabire hanim , ertesi Sabah uyanir uyanmaz Asabiye hastanesinin yolunu tuttular, eskiden simdiki gibi randevu almak , gunler onceden telefon etmek gibi kurallar da yoktu , imkanlar da.. hastalar hastaneye gitt mi sirasi gelen doktoru gorurdu..Asabiye hastanesi bu konuda en iyi calisan hastaneydi hem de; gelen hasta geri dondurulmezdi ..

 Sabire oldukca heyecanliydi, korkuyordu, hic gormedigi yerleri, hastaneleri, gormustu, Dunyasi; Midilli, Misavru koyu ve Ayvalik la kisitli olan biri icin cok buyuk bir deneyimdi elbette..Biraz sonra elinde kagitlarla kisacik boylu, biraz sismanca, gulup soyleyen , etrafina sakalar yapan bir adam gorundu koridorun basinda;

  • Sertabib geliyor dediler, Aaa bu adamcagizmiydi koskoca Fahrettim Kerim?Sabire Gozunde o kadar buyutmustuki , dev gibi enine boyuna, gozluklu, kimselerle konusmayan kocaman bir adam bekliyordu.. Hosuna gitti, demekki rahat rahat derdini anlatabilecekti Sertabibe.. rahatladi, basindaki esarbin dugumlerini acti, terlemisti heyecandan.. siralarini bekliyorlardi onlerinde bir kac hasta daha vardi, belliki Anadolunun ic taraflarindan geliyorlardi, ust bas uryandi.. yanlarindaki hastalar da  belliydi, kiminin kasi oynuyor kimi hic etrafa bakamiyor, kimisi hep guluyordu, Allah dusurmesindi, eksik te etmesindi.. Salih cavus , bir kez Sertabibi gordugunu hatirlar gibi oldu, cepheye gitmeden askerleri muayene etmis gibi hatirliyordu , ama bellegi aldatabilirdi yine de…
  •  Biraz sonra beyaz kepiyle guzeller guzeli bir hemsire Sabireyi ve Salih cavusu iceri cagirdi, Heyecandan titriyordu hala Zavalli genc kadin;
  • – Gelin bakalim buyurun oturun demekle basladi Fahrettin Kerim; kim dertli onu dinliyelim once.. Sabire heyecanli idi ama konusmayi hic ihmal etmezdi, cekincesi yoktu nerde olsa kendini ifade ederdi.. Derdini anlatti dili dondugunce… Sertabib  Ayvalik adini duyunca:
  •  Oooo! zeytinyag memleketinde o guzelim cam havasinda insan sinir hastasi  mi olur aa kizim ?diyiverdi
  • Siz dunyanin cennetinde yasiyorsunuz, bol zeytinyagli yiyecekler, temiz hava bol gida, sikintisiz hayat bu hastaligin ilacidir , lakin bir kere kurt dusmus bedene ilacini da ihmal etmiyeceksin, Verdigim ilaclar saati saaatine alinacak lakin ilacini birakirsan seni koruyamayiz kizim, sonra doktor derdimi bilemedi dersin.. Nerde yakalandin ilk krize anlat bakalim biraz.. Sabire herseyi bastan sona kadar anlatti doktora, hakliydi elbet, hic te kolay olmayan bir degisimin eseri olarak kalmisti  bu lanet hastalik ama allahtan ilaci  vardi…Doktorun muayenesi uzun surdu, basini olctu, dinledi ,  , bacaklarina , dizlerine cekicle vurdu,, Sabirenin hic gormedigi bilmedigi seyler yapti velhasil , ama cok neseli adamdi. konusmasa bile sarkilar mirildanirdi.. Sonunda anlatacaklarini anlatti Sabire ile Salih cavusa; sikinti uzuntuden uzak duracakti, ilaclarini kesinlikle alacakti, ertesi sene mahsulden sonra yine gelecekleri hocayi gormeye…

Kari koca hastaneden ciktiklarinda rahatlamaislardi, Sirkecideki eczanenin birine girip receteyi uzattilar, yapilmasi uzun surecekti , o yuzden aksam uzeri ancak biterdi ilaclarin hazirlanmasi.. Civari dolastilar iyice, Denizin kenarinda oturdular, mis gibi iyot dolu havayi soludular, Lakin Sabire Yeni camiye gidip dua etmek istiyordu, asil niyeti de bu koskoca camiyi gorebilmekti yakindan..Salih Cavus o kadar iyi bir esti ki; annecigim her anisinda “Enistem olmasa , Halam o kadar uzun yasayamazdi ” derdi..

FATMA, KIZ DOGURUYOR..

 Bir aksam vakti, asagidan bir kadin yokus yukari dogru soluk soluga tirmanmaya ugrasiyordu, Fatmanin sancilari siklamisti, kardeslerine, babasina haber verilmeliydi.. Dogum yakindi…

Ayse , hemen uzerine bir hirka alir almaz, ablasinin evine kostu, Besime hanim, Sidika hanim, coktandir orada bekliyorlardi, biraz bozulur gibi oldu ama belli etmedi, kizkardes dururken bu kaynananin da ablasinin basinda ne isi vardi?Ablasini gormek uzere odaya girdiginde Ismet ebe, yardimcisi genc bir ebeyle Fatmanin basindaydilar.. En son Onlarin haberi olmustu ,

Ayse bu ise hayli icerledi, babasina durumu anlatacakti ama simdi konusulacak konular degildi  bunlar..Gece olustu, Fatmanin feryatlari gitgide yukseliyordu ama bebek daha gelecek gibi degildi, Ismet ebenin cani sikkindi; lakin dogum guc degil ama gec olacakti durum onu gosteriyordu, bebek annesine biraz cektirecege benzerdi..

Zorlu bir gecenin sabahinda Fatma nur topu gibi guzel bir kiz dogurdu, sari saclari bukle bukleydi. cin gibi bakiyordu etrafina.. Ismet ebe kizi guzelce yikayip pakladiktan sonra babaannesinin kucagina veriverdi;

  • Yuklu bahsis isterim Besime hanim, zor dogumdu, gelinini  de bebegi de kurtardim evvelallah ama anamdan emdigim sut burnumdan geldi.. Besime kesesinden bir mecidiye cikarip uzatti ebeye, Surati asilmisti Ismet ebenin, lakin diyecek sey bulamadi, utandi konusmaya.. Rasim bey olani biteni disaridan duyuyordu, Ebeyi cagirdi dis avluya;
  •  Gel bakalim, Ismet hanim, hakkin odenmez kizim, buyur diyip kirmizi kadife kesesinden cikardigi  iki altin mecidiyeyi  Ismetin avucuna birakiverdi..Durumun farkindaydi Rasim, Besime hanimin da Kemal efendinin de ne kadara cimri olduklarini bilirdi , lakin simdi sirasi degildi bu mevzularin.. Ayse iyiden zivanadan cikmisti, yuzu asikti. Sidika hanim durumu farketti ama araya girmekten de cekiniyordu, Besimenin hatalarini saymakla bitmezdi.. Neyse biraz  gunler gecsinde arayi bulurdu insallah.. 
  •  Iyiden Sabah olmus  Gunes yukselmisti, bebekte annesi de uyuyorlardi, Ismet ebe agri kesici ignesini yapip gitmisti, tembihledi yine de kanama artarsa O’ na haber versinlerdi..
  •  Oglene dogru, Naciye iki guzel kizini ellerinden cekerek, Fatmanin evinde almisti solugu kizlar neredeyse uc yaslarini dolduruyorlardi, cok guzel seylerdi yuzlerine bir bakan bir daha bakardi.. Bilal de oglen arasi, karargahin yakinligindan istifade edip  kuzenini gormeye geldi, cok sevincliydiler, Sidika hanim, mutfakta lohusa serbetini kaynatmaya baslamisti bile, bira taraftan bademler kavruluyor , diger taraftan cevizler dovuluyordu..Sabah tan konu komsu haberdar olmustu elbette, zaten gece feryatlari duydukca Allah kurtarsin diye dua etmislerdi.. En sonunda haber Ziyneti ile Zehraya ulasti..Bu durumlarda Badem sutu kaynatmadan gitmezdi Ziyneti, Duyar duymaz badem sutunu kaynatip, kanataya doktu, ogleden sonra gormeye giderdi lohusayi Zehrayla birlikte… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir