Bu arada Fatma ve Ayse, kardeslerinin nisanina bir taraftan sevinirken bir taraftan da icten ice kiskanclik kirizleri geciriyorlardi.. Nezahat’i hem begenir hem de kiskanirlardi hani.. Anali babali buyumesi, mektep medrese gormus olmasi , okuyup yazmasi, etrafta hanimefendi olarak anilmasi gorumcelerinin kiskancligini mi koruklemisti acaba?
Fatma nin kizi dunya guzeli bir kiz olmasina ragmen nerdeyse gelinlik cagina yaklasiyordu ama hic talibi cikmamisti daha.Ayse’nin kizi,Muge’cik cok kucuktu henuz, Lapiska saclari , tatli bal gozleri vardi , ama sansi hicbir zaman o guzel yuzu gibi olamayacakti malesef…
Yillar icinde kizlarin guzellikleri talihlerine hic yansimamisti , Annelerinin mubadelenin etkisiyle yasadiklari olumsuzluklar, annesiz buyume kizlarin karakterlerinin sekillenmesinde oldukca olmusuz rol oynamisti.. Ikisi de mal mulk kavgasinin icinde buluvermislerdi kendilerini, Annelerinin mubadele doneminden etkilenip hastalanmasi ve hayatini kaybetmesi iki kiz kardes icinde onmaz yaralar acmisti..Hic bir zaman empati yapmayi becerememisler, hic bir zaman kucuk kasabali olmaktan kurtulamaislardi.. Ama Nezahat’in bu kisilik yapisiyla uzaktan yakindan alakasi olmadi, Annesinden , halasindan, yakin akrabalarindan aldigi terbiyeyi Midilli ve Anadolu kulturu ile harmanlayarak mukemmel bir kisilige sahip olmayi becerdi.O da onun sansiydi belki.. Dogustan yetenekli kizdi, guzel resim cizer , musikiye heves ederdi ama erken yasta nisanlaninca butun dileklerini ertelemek zorunda kaldi ..Hayat bu ya!
Bu arada Rasim bey, Yeni bir ev almis, kardeslerinin yardimiyla dosemis, dayamis oglunun askerliginin bitmesini bekliyordu. Evin hayatalti denen altkatina , Hatice ile Veli efendiyi yerlestirmisti, ona yardim etmeleri icin bu arada atlari icin de evin arka bahcesinde bir ahir yaptiriverdiler, Kiliseli evde biraktiklari kadar buyuk degildi lakin ehh iste idare ededi yine,
— Neredenn nerelere geldik ?diyip duruyordu her aksam yemegini tek basina yerken Rasim bey..Zordu, hem de cok zor .. Bir erkegin o kadar yil sonra esini kaybedip. kizlari ve damatlari tarafindan yalniz basina terkedilmesi.
Ayse ile kocasi , ev alindiktan sonra el opmeye gelmislerdi ama kalpler kirikti artik, tamir olurmuyduki kirilan , eskisi gibi olurmuydu hic? Rasim bey affeder gorunurdu her seferinde ama yurecigi kan aglar aksamlari Zeliha’siyla konusurdu yalniz basina kaldiginda..
Ramazan bitmis, Bayram gecmis, kis gelmis, bahar olmus gunler aylara aylar yillara eklenmisti,zaman geciyordu .Lakin Mehmet’in askerliginin bitecegi yoktu, zaman ikinci cihan harbi zamaniydi, Rasim bey, oglunu ara sira ziyarete gider, yegeni Meliha’nin evinde kalirdi, Payitaht artik , Istanbul degil Ankara olmustu, Gazi pasanin emriyle, ama Istanbul baska carpardi Rasim beyin kalbinde .. Sirkeci de Zelihasiyla kaldigi otelin oune gider, karisiyla yedigi lokantada yemegini yer eski gunleri hatirlardi ara sira.. Zaman Harp zamani oldugu icin kitlik ta baslamisti memelkette. Allahtan Milli Sef Ismet pasa . memleketi harbe sokmamisti da , yiyecek ekmek bulabiliyorlardi..Bir de harbe girseydi genc Turkiye yara ustune yara acilacakti
Rasim bey, Istanbuldan yeni donmustu, kardeslerinin dusuncelerinden haberi bile yoktu elbette.. Ertesi Sabah erkenden Selim bey ,agabeyini gormek icin solugu Rasim beyin yeni evinde aldi.Mavi beyaz boyali kapinin el bicimdeki tokmagini iki-uc defa hizli hizli vurdu, Hatice alt katin demirli penceresinden basini cikarip bakinca butun heybetiyle ve yakisikliligiyla Selim bey sarimsak tasindan olma merdivenlerde dikilip duruyordu.. Veli effendi bir kac adim atip sahanliga dogru seyirtti, kapinin demir kolunu indirmesiyle kapi aciliverdi;
- Hayirdir agam, Sabah ezani mi atti seni buralara?
- -Yok, bee Veli !abeyimle gorusucem , nerdedir, sakin kalkmadi uyur daha?
- -Ayak yolundadir agam, gideyim haber vereyim geldigini. coktan kalkti sabah namazini kildi, gelir bi lokma atar agzina simdi, Bu arada Hatice sana bir aci kahve yapsin..
Rasim bey, konusmalara kulak kabartmayi oldu olasi severdi, Midilli den kalma aliskanlikti, ne de olsa .. Gavura ne oldu ne olacak, ne yapti ne yapacak darken kapi dinlemeyi aliskanlik haline getirmisti Koca Rasim..Kardesinin vakitsiz saatte gelisini hayra yormazdi, Vardir bir melanet gene derdi icinden. Uckurunu ic donlarini toplaya toplaya gecelik entarsinle cikti. biraz da kizmisti hani..
-Hayirdir Selim’im bu saatte , karga bokunu comaklamadan ne isin var burda? Beni teftis edersiniz sakin, zamparalik yapar miyim diye.. ? diye esprili bir dille kardesini haslamisti aslinda..
Selim bey , kas goz isaret yapti, ust odaya ciktilar, niyetini nasil aciklayacagini bilemiyordu bir turlu sert adamdi agabeyi.. –
Agabeycigim bak dinle beni, kizmadan dinle ama olur??
-Cikar agzindan baklayi, eveleyip geveleme sabahin seher vaktinde daha cok bozma sinirlerimi ne istiyorsun benden ? para desem para degil, senin benden cok var.. soyle bakalim..
- Agabeycigim, sana munasip bir hanim var, gel nikahliyalim seni , bitsin bu sefaletin, hem bak ele de karisiyoruz yine , sana dur sus diyecek biri lazim..
- Rasim bey Kardesinin bekledigi kadar buyuk tepki vermemisti, surati asildi boncuk mavisi gozleri bugulandi, kafasini sert sert kasidi..belliki Zelihasi gelmisti aklina ama bir karar vermeliydi ,Zeytin zamani yanasmalari zeytine alip goturmeye basladiginda ev bark zebil oluyiordu, evi deruhte ( cekip cevirecek)edecek bir kadina ihtiyaci vardi ama nasil kabullenecekti? Kolay miydi Zelihasinin yerine koskoca Bohlul aganin kizinin yerine baska bir kadin koymak ???Kardesine olumlu ya da olumsuz bir cevap vermedi,
- – Dusuneyim be Selim birak beni , diyedursun, Emin beyle Selim bey , nikah islemlerini baslatmislardi bile ,belliki yalnizlik onun da canina yetmisti.. Abeyleri hayir dememisti, yaaa,,, Ne mutluydu onlara..
- Evlendirecekleri hanim da kocasini yeni kaybetmis fakirce bir kadindi, temizligi tertibi meshurdu, Ev kadinligindan ahciligindan da herkes emindi, lakin zordu kabul edip koynuna almasi Rasim beyin,. Hersey birkac gun icinde olup bitiverdi. Rasim bey, Bahriye isimli bu hanimla iki sahit bir nikah memeuru huzurunda nikahlandilar.. Rasim bey de Bahriye hanim da birbirlerinden azami derecede utaniyorlardi.. Evdeki hizmetliler yine orada kalmaya devam edeceklerdi.Lakin kizlari Fatma ve Ayse hosnut degillerdi babalarinin evliliginden. Mallarin bolunecegi, uvey annenin babalarini ikna edip mallarin ustune konacagi korkusuyla aynip tutsuyorlardi, en buyuk korkulari buydu..Halbuki Bahriye hanim kimi kimsesi olmayan bir kadindi, colugu, cocugu yoktu Kizlar gibi art niyetli hic degildi..Rasim beyle ayri ayri odalarda uyuyorlardi, ikisi de yasini basini almis insanlardi, birbirlerinden cekiniyorlar birbirlerine bey , hanim diye hitap ediyorlardi evin icinde bile…
- Rasim bey , rahata ermisti, evinde huzur bulmustu, yemegi sofrasi, isi asi eskiyi aratmiyordu , Kardesleri de menunudular agabeylerinin durumundan .. Sira olayin Mehmede duyurulmasina gelmisti . Selim bey uzun bir mektup yazdi yegenine..
- Sevgili oglum , Memedim..
- Nasilsin, insallah iyisindir? Harp zamani askerlik kolay degildir ama komutanlarina kendini sevdirgini duydum, Baban gidip geldikce, rahatinin yerinde oldugundan, Meliha ile Feridun’un evine evci ciktigindan bahsediyor, memnun oluyoruz oglum…Kizkardeslerin ve enistelerin bildigin gibidirler, herhangi bir inkisaf (gelisme)goremiyoruz bizlere karsi.. Ne kizlar ne de kocalari bizlere senin gibi sarilmadilar.. Herneyse oglum sana birsey soylemek isterim..Olgun karsilayacagindan suphem yoktur, sen akilli bir gencsin,, Buyuk acilar yasadin, bircok badireler atlattin, hemen kotu birsey sanma.. Lakin canin sikilirsa bize yaz oglum.. Emin amcanla ben birlik olup babani , Bahriye adinda dul bir kadinla nikahladik Memedim.. Babanin rahati yerindedir, huzura kavusmustur…………………………………………….
- ………………………………………………………………………………………………………………………………….
- …………………………………………………………………………..Seni hasretle yanaklarindan opuyorum Memedim.. AMCAN SELIM
- Sevgili oglum , Memedim..
- Rasim bey , rahata ermisti, evinde huzur bulmustu, yemegi sofrasi, isi asi eskiyi aratmiyordu , Kardesleri de menunudular agabeylerinin durumundan .. Sira olayin Mehmede duyurulmasina gelmisti . Selim bey uzun bir mektup yazdi yegenine..
Mehmet ,telsiz basinda sinyal dinliyordu mektup eline gecince,, Komutanin haberi olmadan mektup verilmezdi ama nobet tutan bahriyeli getirip. Mehmet’in eline sikistirivermisti iste, nasil olduysa?
Mektubu okuyup bitirdiginde Mehmet’in nobetini bir baska arkadasi devralmak zorunda kaldi, ne sinyal dinleyecek ne de kendine gelip insan icine cikacak gibi degildi, annesinin olumunden sonra hissettigi en buyuk uzuntuydu belki de… O gece sabaha kadar icin icin agladi oksuz Mehmet.. Midilli yi dusundu, annesini, Kostayi, kopegi pamugu, Atlarini, arkadaslarini, sokaklardaki celik comak oynaslarini Zeliha hanimin caliliklar arasindan onu kopegiyle cagrisini, babasinin cizmelerine nasil asilip ta cektigini , bahcede kopecigiye oynayislarini, ablalarinin huysuzluklarini …. Hersey gecti gozlerinin onunden film seridi gibi.. Hic birsey eskisi degildi elebette ama bu son olay tuzu biberi olmustu… Gunlerce kendine gelemedi.. Soranlara bir akrabasinin hasta oldugunu soyluyordu, boyle birseyden bahsetmek onun icin buyuk utancti…Kimseye acamazdi bu sirrini buralarda.. Askerlik bitene kadar da acamadi..
Yaz gelmisti, Mehmet te nerdeyse 2,5 senedir askerdeydi, artik teskeresi yaklasmisti ama harp bitmeden gondermezlerdi hicbirini ..Mehmet, bir aksam yine sinyalleri dinlerken cok hizli gecen bir haberi yakaladi.. Japonya ya ATOM BOMBASI denen bir bomba atilmisti, ilk defa boyle birsey duyuyordu, Mehmet.. Hemen sinyalleri yaziya doktu, komutaninin oldugu odaya kostu. sertce bir selam verip komutanina kagidi teslim etti.. Komutan hayretler icindeydi nasil boyle birsey olurdu?nasil bukadar insana kiyilirdi.. Ertesi gun butun dunya calkalaniyordu, JAPONYA’ya ABD tarafindan atom bombasi atilmisti, boylelikle Japonya da 14 agustos 1945 TE resmi olarak yenilgiyi Kabul etmis ve ikinci dunya harbi sona ermisti.
Zaman zor geciyordu askerde, surekli agir geceden nobetler, ikinci cihan harbinden kalma bazi muskullukler(sorunlar) bahriye cavusu Mehmet’in de askerliginin uzamasina neden olmustu. o devirde 3 seneden asagi bitmezdi askerlikler, ama ise yarar erleri komutanlarinin daha fazla tutma hakki da vardi..Zaman savas zamaniydi, Turk ordusununda askere ihtiyaci vardi..
1,5 sene sonra , Mart ayi basinda Mehmet terhis oldu, Ayvalik a gitmek icin vapura binmisti, ama nereye gidecegini bilmiyordu, Kendi evi yoktu artik, Kizkardeslerinin evlerine gitmezdi, enistelerin ne kadar huysuz ne kadar ictenpazarlikli olduklarini biliyordu, Babasinin evinde yeni kadin vardi, gitmek istemiyordu, nereye gidecektiki Ayvalik a indiginde ?
1,5 gun suren gemi yolculugunda bunlari dusune dursun, Ayvalik a indiginde , Emin amcasinin yazihaneye dogru goturdu ayaklari onu.. Nasilsa Afet yengesini anasi gibi severdi, Afet hanim da baska turlu korur kollardi Mehmedi, evlatlarindan ayirmazdi..
Rasim bey ise , oglunun geldigini duyar duymaz firladi, kizgindi elbette , neden evine gelmiyorduki? Su kadincagiz zaten el gibi hizmet edip duruyordu, O’na analik yapacak uvey ana olacak hali mi vardi?.. Neyse birkac gun Emin amcasinda misafir kaldiktan sonra Mehmet babasinin israriyla evlerine gitti. Hatice hanim, veli effendi kapida karsiladilar Mehmet’i .. Bahriye hanimda beyaz namaz yasmaginla merdiven basinda bekliyordu,, Mehmet yukari merdiven basina cikti, Bahriye hanimin elini optu, usulca gerisin geri alt kata ayak yoluna geri dondu.. ,belliki gozyaslarini ayakyolunda silecekti.
Hatice hanim ciglik cigliga seviyordu Mehmedini…Cok ozlemisti belliki. Haniminin emanetiydi, cok sverdi Zeliha hanim oglunu, kucuck birakip gocmustu bu dunyadan..
Oyyy MEMEDIM MEMEDIM ASLAN MEMEDIM, guzel gozlu memedim, ne istersin pisirelim sana evlatcim? Pirincli guvec yapicayiz sana bugun istersin cocucam?? Mehmet icin icin agliyordu. soyliyecekleri bogazina dugumlenmisti, Hatice ablasinin yesil gozlerine hicbirsey demeden bakip , arka avluya cikti.. Atlarin sesleri sanki hosgeldin diyordu, Durdu bakti bakti, Midillide kiler kadar besili degillerdi ama yine de ahirdaki koku ayniydi, kavalina (at pisligi)kokusunu icine cekti, atlarin yelelerini oksadi, gozleri bir an Kostayi gormustu sanki acik duran kapida..Ama hayaldi yalnizca ..
Mehmet, bir taraftanda nisanlisini ngormek istiyordu ama cat kapi gidemezdi ki, Veli efendiyle konustu , mahhalleye gidip kizi gorecekti artik .. Nasilsa dugun dernek te yakin sayilirdi … Nezahat , iyiden boylanmis, guzellenmis tam bir nisanli kiz olmustu, Mehmet karsidan nisanlisini gorunce ici birden daha da isiniverdi, zaten mektuplarda iyiden samimi olmuslardi ama yine de er mektubu oldugu icin dikkatli yazisiyorlardi..
Rasim bey ,Mehmet’in gelisinden bir ay sonar , Nisan ortalarinda , Bahriye hanimi da alip bir aksam Mehmet emin aganin , Zehra kadinin misafiri oldular, Gelin kizlari hizmet edip duruyordu lakin damadin gelmesi nisanliyken uygun kacmazdi..O gece gec saatlere kadar oturdu iki taaraf ta,, Rasim bey, Kizlarinin bu dugun tarihinden mumkun oldugunca haberleri olmasini istemiyordu . Zira huylarini bilirdi, her turlu huysuzluguyapacaklarindan zerre kadar kuskusu yoktu.. Ikisi de Ayvalik a geldikten sonar sanki babalarina kardeslerine dusman olup cikmislardi, Mal mulk pesindeydiler.. Babalari ikisine de evlerini almisti ama zeytinliklerini oldukten sonar paylasmasini istemisti artik.. Ikisininde yemeklik yaglarini getiriyor, gerektiginde yine nakit yardimi ediyordu, HeLe Sakine’nin ayligini tamamen Rasim bey veriyordu..Fedakarligina karsilik buldugu da soylenemezdi zavalli adamin..
Dugun guz basina alindi, tarih bile belirlendi .. 4 eylul gunu evde nikah kiyilacak sonra buyuk bir yerde dugun olacakti,, Zehra kadin dugun degil de guvey gecesi yapmak istiyordu karsilikli iki evde ,, Zaten Ziyneti annenin evine gececekti , Zehra ile Mehmet Emin, kizlarini alarak.. Ziyneti ile akli evvel oglanciginin yanlarina tasinacaklar .. Kendi yasadiklari evi Kizlari Nezahat ve Damatlari Mehmet’e birakacaklardi..
Evin gelin evi olmasi icin yagli boya, badana olmasi icap ederdi, mis kokmaliydi gelin girene kadar.Ne de olsa Misavru’nun Rasim beyinin oglu damat girecekti eve, Rasim bey de bunun altinda kalir miydi, kizlarina aldigi ev degerinde zeytinlik bagislamisti ogluna..
Iste o zaman , kizlariyla arasinda kizilc kiyamet kopmustu,, Bir turlu kardeslerine fazladan zeytinlik verilmesini hazmedemiyorlardi..Mubadelenin getirdigi bu gelecek korkusunun yarattigi mal mul duskunlugu butun aileler arasinda yillarca surdu gitti.. Bizim ailemiz de bundan fazlasiyla payina duseni aldi..
O nisan gecesinden sonra , Zehra kadinin evinde hazirliklar ikiye katlandi, isler bitiriliyor, yatak takimlari utuleniyor, sandiklar yerlestiriliyor, Mobilyalar Ayvalik’in en meshiur mobilyacisi Tahsin ustaya ismarlanmis bitmesi bekleniyordu. Salatanatli bir dugun hazirligi devam ediyordu, Bu arada Melek te sagligina kavusmustu, gezip dolasiyorlakin biraz egik yuruyordu,, bu durum Onun yillarca hep kardeslerinin yaninda , destek kuvvet olarak yasamasina sebeb oldu, belki de evlenip yuva kuramamasinin sebeblerinden biri de bu durumuydu..Bu konu benim icimde sonmeyen bir yara olarak surdu gitti, dunya iyisi bir Melek teyzeye sahip olmanin verdigi mutlulugu yasarken O’nun yeterince mutlu olamamsinin da acisini hep yuregimde tasidim..
4 Eylul gunu gelip cattiginda kizlar , kardeslerini bir turlu Nikaha gondermek istemiyorlardi , bir tur oc almaydi babalarindan belki.. ama misafirler burnundan solumaya baslamisti, Rasim bey. cizmelerini cikarmadan nikahin yapilaagi hayat uzerinde dolanip duruyordu, Yagli boya kokusu once misafirlerin hosuna gitmissede Eylul sicaginda bir muddet sonar misafirleri rahatsiz esdr hale gelmisti, o arada Kardesi Selim’in sesi isitildi ..
Damat geliyor, Ayse ile Fatma da arkasinda, heralde ne giyeceklerine karar veremediler bu saate kadar, diyip olayitatliya baglamaya calisiyordu..
Kan , ter icinde kalmisti Nezahat te, haberden sonar rahat nefes alabilmisti zavalli kiz..gorumcelerinin huysuzluklarini cok iyi biliyor, bu nikahi bile engellemeye calisacaklarini dusunebiliyordu ama cehaletleri daha fazla ileriye gitmemeliydi..Mehmet geldi, Hayat ustundeki ceviz masaya Nezahatin yaynina oturdu, herkes hem heyacanli hem mutlu hem de kizlarin yaptiklarindan sinirliydi..
Medeni nikah olurdu bizlerde o zamanlar da , Midillilerde dini nikah kiyilmazdi hic bir zaman da olmadi.. Annecigim dini nikahi hep gericilik olarak sayardi, ben de dini nikah olmadan evlendim ilk esimle.. Nikah memuru nikahi kiymis bitirmisti ki, damatla gelin elini opmek icin Rasim beyi ariyorlardi,,
Koca Rasim, merdivene oturmus, ilk defa insan icinde hungur hungur agliyordu, boncuk mavisi gozlerinden yaslar suzuluyordu.. Ceketini cikardi, Merdiven basindaki tirabazana asti , ve ellerini acip:
- Allahim !artik simdi canimi alabilirsin, gozlerim acik gitmez oksuz Memedimi nihayet yuvasina yerlestirdim dedi……… Herkes agliyordu…..
