BÖLÜM 8 STRATİ TAŞ KESİLMİŞTİ DUYDUKLARI KARSISINDA … Turkiye’de dalgalar öylesine dipten gelmişti ki , sonunda tsunamıye dönüşüp, önüne geleni alıp götürüyordu .Evler basılıyor, kitaplar yakılıyor, yazarlar yaka paça içeri atılıyordu ..Aydınların çoğu içeri atıldıktan sonra işkenceyle tanışıyordu . Kelimelerin yetersiz olduğu acılar yasanıyordu ülkede .. Gencecik çocuklar ; ufacık bahanelerle evlerden toplanıp bilinmeyene dogru götürülüyordu .. Herkes tetik üzerindeydi .. Her an kapı çalinip askerler gelebilir şüphelendikleri evi basabilirlerdi .. Evler didik aranıyordu, hele geceler ve sabahın habercisi şafak vakitleri kabus olmuştu .. İnsanlar çogunlukla beklemedikleri suçlarla karsılasıyorlardı .Hukuk tamamiyle askerlerin kontrolü altındaydı .Ülkenin önce teröre teslim olusunu seyreden , sonraları binlercesinin ölümüne sebeb olan bir grup asker kesinlikle ülkenin kurucusunun izinden ayrılmiş dış güçlerin piyonu olmuştu .. Aslında aralarında büyük kurtarıcının izinde olup ülkeyi koministlerden, faşistlerden temizlediklerini düşünenler , o azim ve istekle görevini cansiparene yapanlar vardı var olmasına da yaptıklarının tamamıyle ülkeyi tırpanlamak için bir kurgu oldugunun farkında değillerdi ve de çok uzun zaman da olamıyacaklardı .. Ancak büyük komutanlardan bazıları daha sonraki yıllarda “ Biz bu işi bir yıl önce yapacaktık ama terörün tırmanmasını ve ihtilalin haklılıgını halkın anlamasını bekledik “ diye beyanet verecekti .. Türk milletini topla tüfekle indıremiyeceklerini Mustafa Kemal’le tanıştıktan sonra çok iyi öğrenen Emperyallerin planları öylesine işliyorduki ; bu başarının Türkiye’de yerle bir edemıyeceği hiç bir şey yok gibiydi .. Herseyden önce kardeş kardeşe düşmandı ; bir ev içinde bir babanın iki oglundan biri solcu biri sağcıydı ..Kendi ülkelerinde alabildiğine refah ve barışı pompalayan dış güçler Türk halkını hallaç pamuğuna çevirmişlerdi ..Önce Üniversitellerde aydınlatmakta olan gencleri kullanmışlar sonra aydın gazetecileri, yazarları, öğretmenleri , ülkedeki eli kalem tutan , dili laf eden kim varsa asker ve polis eliyle tırpandan geçirmeye başlamışlardı .. İhtilalin başı Evren Paşa’nın ülkedeki barışa muhtac anne ve babalar arasında popülarıtesi artmiş her gece ülkenin tek kanalı TRT de çıkıp demeçler veriyordu ..Sorular önceden gazetecilere veriliyor, kimse ama hiç kimse paşaların isteği dışına çıkamıyordu .. Böyle bir isdibdat 2. Abdülhamit döneminde bile görülnemişti .. Osmanlı’dan miras kalan jurnalcilik müthiş bir hızla işliyordu .. Komşular birbirinden çekinir olmuşlardı .. Hapishaneler insan almaz haldeydı .. Yaşı mahkeme kararı ile büyütülüp asılan çocuklar için Evren paşa tekevizyondan “ Asmayıp ta besleyelimmi ? “ diye veciz(!) sözler sarfediyordu .. Velhasıl Turkıye Cumhuriyeti laik ve demokratik oldugu günden beri böylesine acı günler yasamamıstı belki de.. Firdevs hanım iki kızına sarılmiş dua edıyordu yalnızca .. Kocası Cihat çalışmak zorundaydı ..Sabah erkenden kamyonuyla çıkıp günlerce evine ugramadan yük sarmak zorunda kalıyordu .. Geceleri sokağa çıkmak yasaktı .. Kasabaya gece yarısı bile dönse kamyonun şöför nahallinde uyumaya çalışıyor , oğlu aklına gelince yorgun gözleri kapanmıyordu .. Ayakkabıcı Hasan usta bir taraftan anası Atiye hanıma diğer taraftan karısı Aysel ‘e laf anlatma gayretindeydi .İki kadın da perişan vazıyetteydıler .. Gözlerinşn nuru tek evlatları birden yok oluvermişti .. Rıza ailenin tek oğluydu .Hasan usta , tekneyle delikanlıları karsıya geciren balıkçı dostundan çocukların saglık haberini almıştı biraz içi rahattı ama gerisini bilemezdiki .. Tek yapabildiği karısı ve yaşlı anacıgına dirençli görünmekti .. Ayakkabiların üzerine dökülen gözyaşlarına yalnuzca elindeki keski ve çuvaldız şahitti .. Gözyaslarını oldum bittim kimseye göstermek istemezdi, zayıflık sayardı .. Strati’nin Türkçe konuşması İbrahim’i de Rıza’yı da biraz rahatlatmiştı .. Stratinin her sorusuna doğru ama kısa cevaplar verıyorlardı .. Memleketten ayrılmadan avukat olan bir aile dostları ne olursa olsun az ve öz konuşmalarını tembihlemişti .. Strati bu iki delikanlıyı hem sevmişti hem de güvenmişti .. Babasından yadigar Türk sevgisi kalmıştı yaşlı yüreğinde ..Konuştukça gencler biraz rahatladıkça Yorgos ve kizkardeşi çok daha huzur buluyordu ..Iyı ki yardım etmişti bu gençlere .. İyiki eve getirmişti .. Bu arada kızartnaya başlayıp bitirdiği mercanları karagözleri soğutmadan yesinlerdi artık ..Buzdolabından yarım kalmış uzo şişesini çıkardı .. Afrula ‘ya bol domatesli bir salata yapmasını soyledıgını İbrahim ve Rıza bile 😀anlamışlardı .. Ama Stratı de yemeğe kalmalıydı , O giderse kim tercüme ederdi konusulanları ..Lakin saat henüz aksama varmamiştı , Stratının bakkal dükjanını kapatması uygun olurmuydu ki ? Daha çok ilgi çekmesindi köyün içinde? Yorgos bugünlük erken kapatmasıni istedi dostundan . Birbirlerine nazları gecerdi .. Strati dükkana gidip kepengi indirmek üzere yola koyuldu .. İki sokak ötedeydi dükjanı zaten .. Tam kepengi kapatmak için asılmiştiki ; arkadan bir ses işitti ; Stavrostu bu ; kulağı hep delikti , olan biten ondan sorulurdu köyde; – Hayrola bre Strati sakın Yorgos ‘un Turk misafirlerine tercümanlık edersin ? Bilesinizki onlar kanun kaçagıdır .. Hükümet duyarsa çok başınız ağırır bir an evvel götürün teslim edin onları Valiliğe.. Strati taş kesilmişti duydukları karşısında , nerden çıkardın bunu şimdi dıyecektı ama susup hiç cevap vermemeyi yeğledi …..Basını öne eğip kapattıgı kepengi kilitledi ve öylece yürüdü …..