BÖLÜM 6 Giren çıkmak bilmiyordu muayene odasından .. Cuma vakti geldikleri doktor muayenehanesinde neredeyse ikindi ezanı zamanı olmuş, henüz sıraları gelmemişti . Nazlıgül, “ keşke önceden randevu alabilseydik “ diye aklından geçirirken ; beyaz patiskadan esarbını başının arkasında bağlamış , mavisi kırarmış uzun elbiseli , kocaman elleri, soluk mavi gözleriyle Rus’u andıran iri yarı bir hemşire belirdi muayene odasının kapısında; yüzü oldukça sert görünümlüydü ; Yarım yamalak Türkçesiyle ; Nazlıgül hanım hanginizdir ? , diye bağırınca kadının Türk olmadığından emin oldular; zaten o zamanlar çok muhtaç olmadan Müslüman bir kadının doğum doktoruyla çalışması imkansız gibi birseydi . Kapıyı açan hemşire de aslında Ermeniydi .. Nazlıgül daha evvel kocasıyla birlikte tedavi için geldiğinden beridir tanırdı bu kadıncağızı .. Sessiz sedasız ama mutsuz yüzlü bir kadındı .. Kimbilir ne derdi vardı ? Kim isterdiki böyle bir yerde çalışıp temizlik yapmak insanlarla uğrasmak, bazen de Dr Varyan’dan azar işitmek .. Nazlıgül kizini önüne katıp soluk mavi gözlü iri kıyım hemşirenin ardından muayene odasına girdi. Dr Varyan önünde mavi muşambadan yapılmış önlükle ellleri belinde hastasını beklıyordu .. Gözlüklerinin üzerinden şöyle çapkınca bir bakışla iki kadını da süzdü, Nazlıgül ‘ ü gözü ısırıyordu ama genç kızı hiç görmediği belliydi ; – E söyleyiniz bakalım ne oldu bu küçük hanıma ? Diye başladı söze tecrübeli hekim; – Bu güzel kızı getirdiğinize göre siz değilsinizdir hasta ? deyince ; Nazlıgül ne diyeceğini şaşırmış vazıyette; önce çarşafını sıyırdı derin bir nefes aldı ve söyleyeceklerini kekelemeden bir çirpıda anlatıverdi .. Soluk mavi gözlü hemşire Nazlıgül’ü dikjatle ve merakla dinliyor ama yüzündeki mimiklerden herşeyi anlamadığı belli oluyordu .. Dr Varyan bir ara hemşireye doğru döndü ; – Muayeneye hazırlayınız Küçük hanımı Swetla ; acele ediniz ama hırpalamayınız kızı ! Anladınız? daha çocuktur sayılır! Korkutmayalım .. Yapmıştır bir hata bir kere .. Şebinur, korkudan titriyor ama başını kaldırıp ne annesine ne de doktora bakabiliyordu .. yandaki dar odada ,kadının kocaman ellerinin yardımıyla iç çamasırını çıkarırken küçük dilini yutacaktı az daha .. “ Neden soyuyorsun beni boyle ?” diyip direnç gösterince tecrübeli ama sert hemşire kızın, ilk defa doktora geldiğini anlayıverdi ; “ Sen hiç doktor gitmedi ? Açacak sen iki bacagını koyacaksın buralara “ diyerek elleriyle dogum masasının kelepçelerini işaret etti ; “Sonra doktor bakacak içeri “ – Hangi içeri ? Ne yapıyorsun beni derken, Nazlıgül yan odadan sesleri duyup , hızla kızının yanında buldu kendini . Sinirliydi , kan beynine hücum etmişti ..dişlerini gıcırdatarak; dudaklarının arasından sessizce – Beni delirtme buralarda, ne diyorlarsa onu yap, bunları önceden düşünecektin , diyerek Şebinur’un etini burktu .. Canı yanan genç kız korku ve heyecan içinde doğum masasına yatıp sessiz sedasız doktorun muayenesini beklemeye başladı . bir taraftan için için ağlıyor diğer taraftan sevgilisi Aris ‘e beddualar yagdırıyordu .. Muayene sırasında Swetla , Şebinur’un mümkün oldukça hareket etmesine engel olacak vazıyette doktora yardım etti .. Zavallı kız hiç alışkın olmadığı bu utanç duydugu muayene bitince bir soluk aldı almasına da, başına gelecekler bununla bitmiş değildi ki .. Dr Varyan ; kızın gebelıgının sandıkları kadar geç olmadıgını , iki ayı bile doldurmadığını ,bu işi bitirebilecepini ama en az iki altın lira istediğini anlattı Nazlıgül e .. Genç kadın bu duruma bir nebze olsun sevinmişti ; en azından gebelik sona erecekti ama altınları Abdullah efendıden nasıl isteyecekti ? Neyi bahane edecekti ? Bir başka kabus başlıyordu şimdi .. Bu iş bitmeliydi ama Abdullah efendi sivrisineğin yağını hesap ederdi ; iki altın lirayı kolay kolay sebebini bilmeden verir miydi ? Tek seçenek kalıyordu …… İki kadın , Çukurcuma’ya döndüklerinde neredeyse akşam ezanı okunmak üzereydi . Nazlıgül , çarşafının iç cebinden eksik etmediği evin pirinçten yapılmış anahtarını çıkarıp , mümkün olduğunca sessiz bir biçimde dış kapının kilidini çevirdi . Şebinurdan hiç ses çıkmıyordu , annesiyle hiç konuşmadan ,tahta merdivenleri fazla ses çıkarmamaya özen göstererek birer ikişer çıktı. Belliki hali oldukça kötüydü , Üçüncü kattaki odasına girip kapıyı arkasından kilitledi . Nazlıgül de üzerine gidip , daha fazla yüz göz olmak istemiyordu , olan olmuştu, şimdi yeni doğacak günün getireceğine bakmalıydılar . Abdullah efendı , orta kattaki oturma odalarında akşam namazını yeni bitirmişti ki ; kızının oda kapısının kilidinin sesiyle irkildi , kendine geldi ..Son zamanlarda bu kıza birseyler oluyordu ya .. Büyüyordur Genç kız oluyordur diye geçirdi aklından , yaşı biraz daha genç olsaydı kızına bir oglan kardeş pekala düşünürdü düşünmesine lakin ömrü yetermiydı evladını büyütmeye bilinmezdi işte…Ellisine basmıştı , etrafta o yaşta kaç kişi kalmıştı ki .. Keşke daha erken evlenseydı diye geçirdi aklından ..Erkekliğine diyecek yoktu lakin Nazlıgül genç olmasına rağmen çoktan vazgeçmişti kocasından ..Kimselere birşey diyemeden bu durumu da sineye çekmişti Abdullah efendi . Nazlıgül , önce mutfağın sönen sobasını tekrardan körükledi ..Sabahtan pişirdiği etli kuru fasulyeyi ocaga koydu, ısınsın da bir an evvel yatsı okunmadan yesin yatsınlardı .. Düşünecek çok şey vardı yattığında..Lakin Abdullah efendinin tahtaları gıcırdatarak orta kattan aşagıya mutfağa indiğini farketti , sık inmezdi yemek öncesi ya ; vardı bir diyeceği elbet.. – Hayırdır Abdullah efendi daha sofra hazır değil dıyecek oldu ama birden kocasının nefesini ensesinde hissediverdi .. Belliki adamcağız karısını özlemişti hiç yüz vermeden sofrayı hazırlamaya devam etti genç kadın.. – Nazlıgülüm , iki gözüm neredeydiniz bugun güzel karım? Mis gibi de amber kokuyorsun hani ! Şebinur pek mutlu görünmüyor, selamsız sabahsız çıktı kilitledi kendini odasına .. Nedir bu kızın deli bozuk halleri son zamanlarda ? – “Amannn Abdullah efendi genç kız oluyor, her gördüğü entariyi istiyor , o yakıştı bu yakışmadı derdinde ! Bize ayın kaçını soran olmazdı , üç kızkardeştik vallaha annemiz ne derse onu giyerdik .. Bunlar zamane efendiciğim zamane “diyiverdi genç kadın.. Nazlıgül’ün berrak sesini duymak bile Abdullah efendiyi ziyadesiyle mutlu etmeye yetmişti.. Çoktandır konuştuğu bile yoktu güzel kadının .. Abdullah efendi karısına yanaşarak ; -Nazlıgül’üm bülbülüm bir şarkı meşk et bari bu gece yemekten sonra duyayım o güzel sesini , vallahi hasret birakıyorsun kendine .. Mahrum ettin beni genç yaşımda kendinden .. —Aa , Ayol efendiciğim yaşınız elliyi geçti neredeyse, derlerki erkeğin üstüne fazla gitmeyin kalbi dayanmazmış o yaşlarda vallahi ben mahallenin kocakarılarının yalancısıyım , malumunuz o sebebtendir ayırdım odamı sizden , ee bir de pek horluyorsunuz geceleri af buyurun , bazen de sesli gaz çıkarıyorsunuz uykum kaçıyor vallahi .. Şimdi bana kabahat bulmayınız .. – Anlaşıldı , Yavuz hursız ev sahibini bastırırmış Nazlıgülüm , ne dıyelim yaşlanıyoruz elbette .. Lakin kalbim sağlamdır merak etme güzel kadınım benim.. Nazlıgül , Abdullah efendinin ayakyoluna girmesiyle rahat bir soluk aldı, , kulplu sağanda erittiği tereyagını pilava ilave etti ..Mutfağa yayılan yağın kokusu pek davetkardı lakin Şebinurdan hiç ses seda çıkmadı , yemeğe inmeyecektı belliki .. Karı koca pek fazla konuşmadan akşam yemeğini yediler.. Zaten yemekten sınra Abdullah efendi orta kattaki odaya çıkar , sade kahvesini içer bazı akşamlar yatsı namazını bile kılmadan sıcak sobanın da verdiği rehavetle pamuk sedirin üzerinde sızardı .. O gece de aynı rutinler tekrar etti .. Nazlıgül, ferahladı .. Düşünecek çok şey vardı zira..Nihayet odasında kendıyle başbaşa kalabilecekti .. Kışlık gecelik entarisini giyip üstüne battanıyesini aldı ; Pirinç karyolasına uzandı , acaba Arto onu merak etmişmiydi ? Önceki hafta Sevgilisiyle yaşadıklarını düşündü .. bütün vücudu titredi yeniden .. Her gün özellikle de geceleri yalnız yattığında çok düşünüyordu Arto yu .. Ne yapıp ne edip onunla bir hayat kurmalıydı ama nasıl , nasıl başaracaktı ??? Yarın olsun hayrolsundu ; Sabah ev işlerini hallettikten sonra Pera nın yolunu tutacaktı .. Olsa olsa iki altın lirayı Arto verirdi Nazlıgül’e .. Şebinur a ; sakladığı altınlarından olduğunu soyleyecekti . Halbuki Abdullah efendinin kasasında kiliıtlıydı babasından getırdıklerı .. Kafasında tilkiler dolanadursun uykusunun geldiğini farketmedi ne de olsa bir nebze rahatlamıştı , kızının gebeliğinden kurtulacaktı ama sonrası ya sonrası .. ?? Kızı artık dul bir kadın olmuştu bu durumda namusunu nasıl koruyacaktı bu genç ve cahil haliyle .. Aman allahım neler düşünüyorum derken ertesi sabah Sevgilisinin onu rahatlatacagını düşünerek yeniden kaçan uykusunu yakaladı … ARKASI YARIN … Sizlere günaydınlar bizlere iyi geceler olsun , VARIN KALIN SAĞLICAKLA … Görüntünün olası içeriği: açık hava BÖLÜM 6 Giren çıkmak bilmiyordu muayene odasından .. Cuma vakti geldikleri doktor muayenehanesinde neredeyse ikindi ezanı zamanı olmuş, henüz sıraları gelmemişti . Nazlıgül, “ keşke önceden randevu alabilseydik “ diye aklından geçirirken ; beyaz patiskadan esarbını başının arkasında bağlamış , mavisi kırarmış uzun elbiseli , kocaman elleri, soluk mavi gözleriyle Rus’u andıran iri yarı bir hemşire belirdi muayene odasının kapısında; yüzü oldukça sert görünümlüydü ; Yarım yamalak Türkçesiyle ; Nazlıgül hanım hanginizdir ? , diye bağırınca kadının Türk olmadığından emin oldular; zaten o zamanlar çok muhtaç olmadan Müslüman bir kadının doğum doktoruyla çalışması imkansız gibi birseydi . Kapıyı açan hemşire de aslında Ermeniydi .. Nazlıgül daha evvel kocasıyla birlikte tedavi için geldiğinden beridir tanırdı bu kadıncağızı .. Sessiz sedasız ama mutsuz yüzlü bir kadındı .. Kimbilir ne derdi vardı ? Kim isterdiki böyle bir yerde çalışıp temizlik yapmak insanlarla uğrasmak, bazen de Dr Varyan’dan azar işitmek .. Nazlıgül kizini önüne katıp soluk mavi gözlü iri kıyım hemşirenin ardından muayene odasına girdi. Dr Varyan önünde mavi muşambadan yapılmış önlükle ellleri belinde hastasını beklıyordu .. Gözlüklerinin üzerinden şöyle çapkınca bir bakışla iki kadını da süzdü, Nazlıgül ‘ ü gözü ısırıyordu ama genç kızı hiç görmediği belliydi ; – E söyleyiniz bakalım ne oldu bu küçük hanıma ? Diye başladı söze tecrübeli hekim; – Bu güzel kızı getirdiğinize göre siz değilsinizdir hasta ? deyince ; Nazlıgül ne diyeceğini şaşırmış vazıyette; önce çarşafını sıyırdı derin bir nefes aldı ve söyleyeceklerini kekelemeden bir çirpıda anlatıverdi .. Soluk mavi gözlü hemşire Nazlıgül’ü dikjatle ve merakla dinliyor ama yüzündeki mimiklerden herşeyi anlamadığı belli oluyordu .. Dr Varyan bir ara hemşireye doğru döndü ; – Muayeneye hazırlayınız Küçük hanımı Swetla ; acele ediniz ama hırpalamayınız kızı ! Anladınız? daha çocuktur sayılır! Korkutmayalım .. Yapmıştır bir hata bir kere .. Şebinur, korkudan titriyor ama başını kaldırıp ne annesine ne de doktora bakabiliyordu .. yandaki dar odada ,kadının kocaman ellerinin yardımıyla iç çamasırını çıkarırken küçük dilini yutacaktı az daha .. “ Neden soyuyorsun beni boyle ?” diyip direnç gösterince tecrübeli ama sert hemşire kızın, ilk defa doktora geldiğini anlayıverdi ; “ Sen hiç doktor gitmedi ? Açacak sen iki bacagını koyacaksın buralara “ diyerek elleriyle dogum masasının kelepçelerini işaret etti ; “Sonra doktor bakacak içeri “ – Hangi içeri ? Ne yapıyorsun beni derken, Nazlıgül yan odadan sesleri duyup , hızla kızının yanında buldu kendini . Sinirliydi , kan beynine hücum etmişti ..dişlerini gıcırdatarak; dudaklarının arasından sessizce – Beni delirtme buralarda, ne diyorlarsa onu yap, bunları önceden düşünecektin , diyerek Şebinur’un etini burktu .. Canı yanan genç kız korku ve heyecan içinde doğum masasına yatıp sessiz sedasız doktorun muayenesini beklemeye başladı . bir taraftan için için ağlıyor diğer taraftan sevgilisi Aris ‘e beddualar yagdırıyordu .. Muayene sırasında Swetla , Şebinur’un mümkün oldukça hareket etmesine engel olacak vazıyette doktora yardım etti .. Zavallı kız hiç alışkın olmadığı bu utanç duydugu muayene bitince bir soluk aldı almasına da, başına gelecekler bununla bitmiş değildi ki .. Dr Varyan ; kızın gebelıgının sandıkları kadar geç olmadıgını , iki ayı bile doldurmadığını ,bu işi bitirebilecepini ama en az iki altın lira istediğini anlattı Nazlıgül e .. Genç kadın bu duruma bir nebze olsun sevinmişti ; en azından gebelik sona erecekti ama altınları Abdullah efendıden nasıl isteyecekti ? Neyi bahane edecekti ? Bir başka kabus başlıyordu şimdi .. Bu iş bitmeliydi ama Abdullah efendi sivrisineğin yağını hesap ederdi ; iki altın lirayı kolay kolay sebebini bilmeden verir miydi ? Tek seçenek kalıyordu …… İki kadın , Çukurcuma’ya döndüklerinde neredeyse akşam ezanı okunmak üzereydi . Nazlıgül , çarşafının iç cebinden eksik etmediği evin pirinçten yapılmış anahtarını çıkarıp , mümkün olduğunca sessiz bir biçimde dış kapının kilidini çevirdi . Şebinurdan hiç ses çıkmıyordu , annesiyle hiç konuşmadan ,tahta merdivenleri fazla ses çıkarmamaya özen göstererek birer ikişer çıktı. Belliki hali oldukça kötüydü , Üçüncü kattaki odasına girip kapıyı arkasından kilitledi . Nazlıgül de üzerine gidip , daha fazla yüz göz olmak istemiyordu , olan olmuştu, şimdi yeni doğacak günün getireceğine bakmalıydılar . Abdullah efendı , orta kattaki oturma odalarında akşam namazını yeni bitirmişti ki ; kızının oda kapısının kilidinin sesiyle irkildi , kendine geldi ..Son zamanlarda bu kıza birseyler oluyordu ya .. Büyüyordur Genç kız oluyordur diye geçirdi aklından , yaşı biraz daha genç olsaydı kızına bir oglan kardeş pekala düşünürdü düşünmesine lakin ömrü yetermiydı evladını büyütmeye bilinmezdi işte…Ellisine basmıştı , etrafta o yaşta kaç kişi kalmıştı ki .. Keşke daha erken evlenseydı diye geçirdi aklından ..Erkekliğine diyecek yoktu lakin Nazlıgül genç olmasına rağmen çoktan vazgeçmişti kocasından ..Kimselere birşey diyemeden bu durumu da sineye çekmişti Abdullah efendi . Nazlıgül , önce mutfağın sönen sobasını tekrardan körükledi ..Sabahtan pişirdiği etli kuru fasulyeyi ocaga koydu, ısınsın da bir an evvel yatsı okunmadan yesin yatsınlardı .. Düşünecek çok şey vardı yattığında..Lakin Abdullah efendinin tahtaları gıcırdatarak orta kattan aşagıya mutfağa indiğini farketti , sık inmezdi yemek öncesi ya ; vardı bir diyeceği elbet.. – Hayırdır Abdullah efendi daha sofra hazır değil dıyecek oldu ama birden kocasının nefesini ensesinde hissediverdi .. Belliki adamcağız karısını özlemişti hiç yüz vermeden sofrayı hazırlamaya devam etti genç kadın.. – Nazlıgülüm , iki gözüm neredeydiniz bugun güzel karım? Mis gibi de amber kokuyorsun hani ! Şebinur pek mutlu görünmüyor, selamsız sabahsız çıktı kilitledi kendini odasına .. Nedir bu kızın deli bozuk halleri son zamanlarda ? – “Amannn Abdullah efendi genç kız oluyor, her gördüğü entariyi istiyor , o yakıştı bu yakışmadı derdinde ! Bize ayın kaçını soran olmazdı , üç kızkardeştik vallaha annemiz ne derse onu giyerdik .. Bunlar zamane efendiciğim zamane “diyiverdi genç kadın.. Nazlıgül’ün berrak sesini duymak bile Abdullah efendiyi ziyadesiyle mutlu etmeye yetmişti.. Çoktandır konuştuğu bile yoktu güzel kadının .. Abdullah efendi karısına yanaşarak ; -Nazlıgül’üm bülbülüm bir şarkı meşk et bari bu gece yemekten sonra duyayım o güzel sesini , vallahi hasret birakıyorsun kendine .. Mahrum ettin beni genç yaşımda kendinden .. —Aa , Ayol efendiciğim yaşınız elliyi geçti neredeyse, derlerki erkeğin üstüne fazla gitmeyin kalbi dayanmazmış o yaşlarda vallahi ben mahallenin kocakarılarının yalancısıyım , malumunuz o sebebtendir ayırdım odamı sizden , ee bir de pek horluyorsunuz geceleri af buyurun , bazen de sesli gaz çıkarıyorsunuz uykum kaçıyor vallahi .. Şimdi bana kabahat bulmayınız .. – Anlaşıldı , Yavuz hursız ev sahibini bastırırmış Nazlıgülüm , ne dıyelim yaşlanıyoruz elbette .. Lakin kalbim sağlamdır merak etme güzel kadınım benim.. Nazlıgül , Abdullah efendinin ayakyoluna girmesiyle rahat bir soluk aldı, , kulplu sağanda erittiği tereyagını pilava ilave etti ..Mutfağa yayılan yağın kokusu pek davetkardı lakin Şebinurdan hiç ses seda çıkmadı , yemeğe inmeyecektı belliki .. Karı koca pek fazla konuşmadan akşam yemeğini yediler.. Zaten yemekten sınra Abdullah efendi orta kattaki odaya çıkar , sade kahvesini içer bazı akşamlar yatsı namazını bile kılmadan sıcak sobanın da verdiği rehavetle pamuk sedirin üzerinde sızardı .. O gece de aynı rutinler tekrar etti .. Nazlıgül, ferahladı .. Düşünecek çok şey vardı zira..Nihayet odasında kendıyle başbaşa kalabilecekti .. Kışlık gecelik entarisini giyip üstüne battanıyesini aldı ; Pirinç karyolasına uzandı , acaba Arto onu merak etmişmiydi ? Önceki hafta Sevgilisiyle yaşadıklarını düşündü .. bütün vücudu titredi yeniden .. Her gün özellikle de geceleri yalnız yattığında çok düşünüyordu Arto yu .. Ne yapıp ne edip onunla bir hayat kurmalıydı ama nasıl , nasıl başaracaktı ??? Yarın olsun hayrolsundu ; Sabah ev işlerini hallettikten sonra Pera nın yolunu tutacaktı .. Olsa olsa iki altın lirayı Arto verirdi Nazlıgül’e .. Şebinur a ; sakladığı altınlarından olduğunu soyleyecekti . Halbuki Abdullah efendinin kasasında kiliıtlıydı babasından getırdıklerı .. Kafasında tilkiler dolanadursun uykusunun geldiğini farketmedi ne de olsa bir nebze rahatlamıştı , kızının gebeliğinden kurtulacaktı ama sonrası ya sonrası .. ?? Kızı artık dul bir kadın olmuştu bu durumda namusunu nasıl koruyacaktı bu genç ve cahil haliyle .. Aman allahım neler düşünüyorum derken ertesi sabah Sevgilisinin onu rahatlatacagını düşünerek yeniden kaçan uykusunu yakaladı … ARKASI YARIN … Sizlere günaydınlar bizlere iyi geceler olsun , VARIN KALIN SAĞLICAKLA … Görüntünün olası içeriği: açık hava BÖLÜM 6 Giren çıkmak bilmiyordu muayene odasından .. Cuma vakti geldikleri doktor muayenehanesinde neredeyse ikindi ezanı zamanı olmuş, henüz sıraları gelmemişti . Nazlıgül, “ keşke önceden randevu alabilseydik “ diye aklından geçirirken ; beyaz patiskadan esarbını başının arkasında bağlamış , mavisi kırarmış uzun elbiseli , kocaman elleri, soluk mavi gözleriyle Rus’u andıran iri yarı bir hemşire belirdi muayene odasının kapısında; yüzü oldukça sert görünümlüydü ; Yarım yamalak Türkçesiyle ; Nazlıgül hanım hanginizdir ? , diye bağırınca kadının Türk olmadığından emin oldular; zaten o zamanlar çok muhtaç olmadan Müslüman bir kadının doğum doktoruyla çalışması imkansız gibi birseydi . Kapıyı açan hemşire de aslında Ermeniydi .. Nazlıgül daha evvel kocasıyla birlikte tedavi için geldiğinden beridir tanırdı bu kadıncağızı .. Sessiz sedasız ama mutsuz yüzlü bir kadındı .. Kimbilir ne derdi vardı ? Kim isterdiki böyle bir yerde çalışıp temizlik yapmak insanlarla uğrasmak, bazen de Dr Varyan’dan azar işitmek .. Nazlıgül kizini önüne katıp soluk mavi gözlü iri kıyım hemşirenin ardından muayene odasına girdi. Dr Varyan önünde mavi muşambadan yapılmış önlükle ellleri belinde hastasını beklıyordu .. Gözlüklerinin üzerinden şöyle çapkınca bir bakışla iki kadını da süzdü, Nazlıgül ‘ ü gözü ısırıyordu ama genç kızı hiç görmediği belliydi ; – E söyleyiniz bakalım ne oldu bu küçük hanıma ? Diye başladı söze tecrübeli hekim; – Bu güzel kızı getirdiğinize göre siz değilsinizdir hasta ? deyince ; Nazlıgül ne diyeceğini şaşırmış vazıyette; önce çarşafını sıyırdı derin bir nefes aldı ve söyleyeceklerini kekelemeden bir çirpıda anlatıverdi .. Soluk mavi gözlü hemşire Nazlıgül’ü dikjatle ve merakla dinliyor ama yüzündeki mimiklerden herşeyi anlamadığı belli oluyordu .. Dr Varyan bir ara hemşireye doğru döndü ; – Muayeneye hazırlayınız Küçük hanımı Swetla ; acele ediniz ama hırpalamayınız kızı ! Anladınız? daha çocuktur sayılır! Korkutmayalım .. Yapmıştır bir hata bir kere .. Şebinur, korkudan titriyor ama başını kaldırıp ne annesine ne de doktora bakabiliyordu .. yandaki dar odada ,kadının kocaman ellerinin yardımıyla iç çamasırını çıkarırken küçük dilini yutacaktı az daha .. “ Neden soyuyorsun beni boyle ?” diyip direnç gösterince tecrübeli ama sert hemşire kızın, ilk defa doktora geldiğini anlayıverdi ; “ Sen hiç doktor gitmedi ? Açacak sen iki bacagını koyacaksın buralara “ diyerek elleriyle dogum masasının kelepçelerini işaret etti ; “Sonra doktor bakacak içeri “ – Hangi içeri ? Ne yapıyorsun beni derken, Nazlıgül yan odadan sesleri duyup , hızla kızının yanında buldu kendini . Sinirliydi , kan beynine hücum etmişti ..dişlerini gıcırdatarak; dudaklarının arasından sessizce – Beni delirtme buralarda, ne diyorlarsa onu yap, bunları önceden düşünecektin , diyerek Şebinur’un etini burktu .. Canı yanan genç kız korku ve heyecan içinde doğum masasına yatıp sessiz sedasız doktorun muayenesini beklemeye başladı . bir taraftan için için ağlıyor diğer taraftan sevgilisi Aris ‘e beddualar yagdırıyordu .. Muayene sırasında Swetla , Şebinur’un mümkün oldukça hareket etmesine engel olacak vazıyette doktora yardım etti .. Zavallı kız hiç alışkın olmadığı bu utanç duydugu muayene bitince bir soluk aldı almasına da, başına gelecekler bununla bitmiş değildi ki .. Dr Varyan ; kızın gebelıgının sandıkları kadar geç olmadıgını , iki ayı bile doldurmadığını ,bu işi bitirebilecepini ama en az iki altın lira istediğini anlattı Nazlıgül e .. Genç kadın bu duruma bir nebze olsun sevinmişti ; en azından gebelik sona erecekti ama altınları Abdullah efendıden nasıl isteyecekti ? Neyi bahane edecekti ? Bir başka kabus başlıyordu şimdi .. Bu iş bitmeliydi ama Abdullah efendi sivrisineğin yağını hesap ederdi ; iki altın lirayı kolay kolay sebebini bilmeden verir miydi ? Tek seçenek kalıyordu …… İki kadın , Çukurcuma’ya döndüklerinde neredeyse akşam ezanı okunmak üzereydi . Nazlıgül , çarşafının iç cebinden eksik etmediği evin pirinçten yapılmış anahtarını çıkarıp , mümkün olduğunca sessiz bir biçimde dış kapının kilidini çevirdi . Şebinurdan hiç ses çıkmıyordu , annesiyle hiç konuşmadan ,tahta merdivenleri fazla ses çıkarmamaya özen göstererek birer ikişer çıktı. Belliki hali oldukça kötüydü , Üçüncü kattaki odasına girip kapıyı arkasından kilitledi . Nazlıgül de üzerine gidip , daha fazla yüz göz olmak istemiyordu , olan olmuştu, şimdi yeni doğacak günün getireceğine bakmalıydılar . Abdullah efendı , orta kattaki oturma odalarında akşam namazını yeni bitirmişti ki ; kızının oda kapısının kilidinin sesiyle irkildi , kendine geldi ..Son zamanlarda bu kıza birseyler oluyordu ya .. Büyüyordur Genç kız oluyordur diye geçirdi aklından , yaşı biraz daha genç olsaydı kızına bir oglan kardeş pekala düşünürdü düşünmesine lakin ömrü yetermiydı evladını büyütmeye bilinmezdi işte…Ellisine basmıştı , etrafta o yaşta kaç kişi kalmıştı ki .. Keşke daha erken evlenseydı diye geçirdi aklından ..Erkekliğine diyecek yoktu lakin Nazlıgül genç olmasına rağmen çoktan vazgeçmişti kocasından ..Kimselere birşey diyemeden bu durumu da sineye çekmişti Abdullah efendi . Nazlıgül , önce mutfağın sönen sobasını tekrardan körükledi ..Sabahtan pişirdiği etli kuru fasulyeyi ocaga koydu, ısınsın da bir an evvel yatsı okunmadan yesin yatsınlardı .. Düşünecek çok şey vardı yattığında..Lakin Abdullah efendinin tahtaları gıcırdatarak orta kattan aşagıya mutfağa indiğini farketti , sık inmezdi yemek öncesi ya ; vardı bir diyeceği elbet.. – Hayırdır Abdullah efendi daha sofra hazır değil dıyecek oldu ama birden kocasının nefesini ensesinde hissediverdi .. Belliki adamcağız karısını özlemişti hiç yüz vermeden sofrayı hazırlamaya devam etti genç kadın.. – Nazlıgülüm , iki gözüm neredeydiniz bugun güzel karım? Mis gibi de amber kokuyorsun hani ! Şebinur pek mutlu görünmüyor, selamsız sabahsız çıktı kilitledi kendini odasına .. Nedir bu kızın deli bozuk halleri son zamanlarda ? – “Amannn Abdullah efendi genç kız oluyor, her gördüğü entariyi istiyor , o yakıştı bu yakışmadı derdinde ! Bize ayın kaçını soran olmazdı , üç kızkardeştik vallaha annemiz ne derse onu giyerdik .. Bunlar zamane efendiciğim zamane “diyiverdi genç kadın.. Nazlıgül’ün berrak sesini duymak bile Abdullah efendiyi ziyadesiyle mutlu etmeye yetmişti.. Çoktandır konuştuğu bile yoktu güzel kadının .. Abdullah efendi karısına yanaşarak ; -Nazlıgül’üm bülbülüm bir şarkı meşk et bari bu gece yemekten sonra duyayım o güzel sesini , vallahi hasret birakıyorsun kendine .. Mahrum ettin beni genç yaşımda kendinden .. —Aa , Ayol efendiciğim yaşınız elliyi geçti neredeyse, derlerki erkeğin üstüne fazla gitmeyin kalbi dayanmazmış o yaşlarda vallahi ben mahallenin kocakarılarının yalancısıyım , malumunuz o sebebtendir ayırdım odamı sizden , ee bir de pek horluyorsunuz geceleri af buyurun , bazen de sesli gaz çıkarıyorsunuz uykum kaçıyor vallahi .. Şimdi bana kabahat bulmayınız .. – Anlaşıldı , Yavuz hursız ev sahibini bastırırmış Nazlıgülüm , ne dıyelim yaşlanıyoruz elbette .. Lakin kalbim sağlamdır merak etme güzel kadınım benim.. Nazlıgül , Abdullah efendinin ayakyoluna girmesiyle rahat bir soluk aldı, , kulplu sağanda erittiği tereyagını pilava ilave etti ..Mutfağa yayılan yağın kokusu pek davetkardı lakin Şebinurdan hiç ses seda çıkmadı , yemeğe inmeyecektı belliki .. Karı koca pek fazla konuşmadan akşam yemeğini yediler.. Zaten yemekten sınra Abdullah efendi orta kattaki odaya çıkar , sade kahvesini içer bazı akşamlar yatsı namazını bile kılmadan sıcak sobanın da verdiği rehavetle pamuk sedirin üzerinde sızardı .. O gece de aynı rutinler tekrar etti .. Nazlıgül, ferahladı .. Düşünecek çok şey vardı zira..Nihayet odasında kendıyle başbaşa kalabilecekti .. Kışlık gecelik entarisini giyip üstüne battanıyesini aldı ; Pirinç karyolasına uzandı , acaba Arto onu merak etmişmiydi ? Önceki hafta Sevgilisiyle yaşadıklarını düşündü .. bütün vücudu titredi yeniden .. Her gün özellikle de geceleri yalnız yattığında çok düşünüyordu Arto yu .. Ne yapıp ne edip onunla bir hayat kurmalıydı ama nasıl , nasıl başaracaktı ??? Yarın olsun hayrolsundu ; Sabah ev işlerini hallettikten sonra Pera nın yolunu tutacaktı .. Olsa olsa iki altın lirayı Arto verirdi Nazlıgül’e .. Şebinur a ; sakladığı altınlarından olduğunu soyleyecekti . Halbuki Abdullah efendinin kasasında kiliıtlıydı babasından getırdıklerı .. Kafasında tilkiler dolanadursun uykusunun geldiğini farketmedi ne de olsa bir nebze rahatlamıştı , kızının gebeliğinden kurtulacaktı ama sonrası ya sonrası .. ?? Kızı artık dul bir kadın olmuştu bu durumda namusunu nasıl koruyacaktı bu genç ve cahil haliyle .. Aman allahım neler düşünüyorum derken ertesi sabah Sevgilisinin onu rahatlatacagını düşünerek yeniden kaçan uykusunu yakaladı … ARKASI YARIN … Sizlere günaydınlar bizlere iyi geceler olsun , VARIN KALIN SAĞLICAKLA … Görüntünün olası içeriği: açık hava BÖLÜM 6 Giren çıkmak bilmiyordu muayene odasından .. Cuma vakti geldikleri doktor muayenehanesinde neredeyse ikindi ezanı zamanı olmuş, henüz sıraları gelmemişti . Nazlıgül, “ keşke önceden randevu alabilseydik “ diye aklından geçirirken ; beyaz patiskadan esarbını başının arkasında bağlamış , mavisi kırarmış uzun elbiseli , kocaman elleri, soluk mavi gözleriyle Rus’u andıran iri yarı bir hemşire belirdi muayene odasının kapısında; yüzü oldukça sert görünümlüydü ; Yarım yamalak Türkçesiyle ; Nazlıgül hanım hanginizdir ? , diye bağırınca kadının Türk olmadığından emin oldular; zaten o zamanlar çok muhtaç olmadan Müslüman bir kadının doğum doktoruyla çalışması imkansız gibi birseydi . Kapıyı açan hemşire de aslında Ermeniydi .. Nazlıgül daha evvel kocasıyla birlikte tedavi için geldiğinden beridir tanırdı bu kadıncağızı .. Sessiz sedasız ama mutsuz yüzlü bir kadındı .. Kimbilir ne derdi vardı ? Kim isterdiki böyle bir yerde çalışıp temizlik yapmak insanlarla uğrasmak, bazen de Dr Varyan’dan azar işitmek .. Nazlıgül kizini önüne katıp soluk mavi gözlü iri kıyım hemşirenin ardından muayene odasına girdi. Dr Varyan önünde mavi muşambadan yapılmış önlükle ellleri belinde hastasını beklıyordu .. Gözlüklerinin üzerinden şöyle çapkınca bir bakışla iki kadını da süzdü, Nazlıgül ‘ ü gözü ısırıyordu ama genç kızı hiç görmediği belliydi ; – E söyleyiniz bakalım ne oldu bu küçük hanıma ? Diye başladı söze tecrübeli hekim; – Bu güzel kızı getirdiğinize göre siz değilsinizdir hasta ? deyince ; Nazlıgül ne diyeceğini şaşırmış vazıyette; önce çarşafını sıyırdı derin bir nefes aldı ve söyleyeceklerini kekelemeden bir çirpıda anlatıverdi .. Soluk mavi gözlü hemşire Nazlıgül’ü dikjatle ve merakla dinliyor ama yüzündeki mimiklerden herşeyi anlamadığı belli oluyordu .. Dr Varyan bir ara hemşireye doğru döndü ; – Muayeneye hazırlayınız Küçük hanımı Swetla ; acele ediniz ama hırpalamayınız kızı ! Anladınız? daha çocuktur sayılır! Korkutmayalım .. Yapmıştır bir hata bir kere .. Şebinur, korkudan titriyor ama başını kaldırıp ne annesine ne de doktora bakabiliyordu .. yandaki dar odada ,kadının kocaman ellerinin yardımıyla iç çamasırını çıkarırken küçük dilini yutacaktı az daha .. “ Neden soyuyorsun beni boyle ?” diyip direnç gösterince tecrübeli ama sert hemşire kızın, ilk defa doktora geldiğini anlayıverdi ; “ Sen hiç doktor gitmedi ? Açacak sen iki bacagını koyacaksın buralara “ diyerek elleriyle dogum masasının kelepçelerini işaret etti ; “Sonra doktor bakacak içeri “ – Hangi içeri ? Ne yapıyorsun beni derken, Nazlıgül yan odadan sesleri duyup , hızla kızının yanında buldu kendini . Sinirliydi , kan beynine hücum etmişti ..dişlerini gıcırdatarak; dudaklarının arasından sessizce – Beni delirtme buralarda, ne diyorlarsa onu yap, bunları önceden düşünecektin , diyerek Şebinur’un etini burktu .. Canı yanan genç kız korku ve heyecan içinde doğum masasına yatıp sessiz sedasız doktorun muayenesini beklemeye başladı . bir taraftan için için ağlıyor diğer taraftan sevgilisi Aris ‘e beddualar yagdırıyordu .. Muayene sırasında Swetla , Şebinur’un mümkün oldukça hareket etmesine engel olacak vazıyette doktora yardım etti .. Zavallı kız hiç alışkın olmadığı bu utanç duydugu muayene bitince bir soluk aldı almasına da, başına gelecekler bununla bitmiş değildi ki .. Dr Varyan ; kızın gebelıgının sandıkları kadar geç olmadıgını , iki ayı bile doldurmadığını ,bu işi bitirebilecepini ama en az iki altın lira istediğini anlattı Nazlıgül e .. Genç kadın bu duruma bir nebze olsun sevinmişti ; en azından gebelik sona erecekti ama altınları Abdullah efendıden nasıl isteyecekti ? Neyi bahane edecekti ? Bir başka kabus başlıyordu şimdi .. Bu iş bitmeliydi ama Abdullah efendi sivrisineğin yağını hesap ederdi ; iki altın lirayı kolay kolay sebebini bilmeden verir miydi ? Tek seçenek kalıyordu …… İki kadın , Çukurcuma’ya döndüklerinde neredeyse akşam ezanı okunmak üzereydi . Nazlıgül , çarşafının iç cebinden eksik etmediği evin pirinçten yapılmış anahtarını çıkarıp , mümkün olduğunca sessiz bir biçimde dış kapının kilidini çevirdi . Şebinurdan hiç ses çıkmıyordu , annesiyle hiç konuşmadan ,tahta merdivenleri fazla ses çıkarmamaya özen göstererek birer ikişer çıktı. Belliki hali oldukça kötüydü , Üçüncü kattaki odasına girip kapıyı arkasından kilitledi . Nazlıgül de üzerine gidip , daha fazla yüz göz olmak istemiyordu , olan olmuştu, şimdi yeni doğacak günün getireceğine bakmalıydılar . Abdullah efendı , orta kattaki oturma odalarında akşam namazını yeni bitirmişti ki ; kızının oda kapısının kilidinin sesiyle irkildi , kendine geldi ..Son zamanlarda bu kıza birseyler oluyordu ya .. Büyüyordur Genç kız oluyordur diye geçirdi aklından , yaşı biraz daha genç olsaydı kızına bir oglan kardeş pekala düşünürdü düşünmesine lakin ömrü yetermiydı evladını büyütmeye bilinmezdi işte…Ellisine basmıştı , etrafta o yaşta kaç kişi kalmıştı ki .. Keşke daha erken evlenseydı diye geçirdi aklından ..Erkekliğine diyecek yoktu lakin Nazlıgül genç olmasına rağmen çoktan vazgeçmişti kocasından ..Kimselere birşey diyemeden bu durumu da sineye çekmişti Abdullah efendi . Nazlıgül , önce mutfağın sönen sobasını tekrardan körükledi ..Sabahtan pişirdiği etli kuru fasulyeyi ocaga koydu, ısınsın da bir an evvel yatsı okunmadan yesin yatsınlardı .. Düşünecek çok şey vardı yattığında..Lakin Abdullah efendinin tahtaları gıcırdatarak orta kattan aşagıya mutfağa indiğini farketti , sık inmezdi yemek öncesi ya ; vardı bir diyeceği elbet.. – Hayırdır Abdullah efendi daha sofra hazır değil dıyecek oldu ama birden kocasının nefesini ensesinde hissediverdi .. Belliki adamcağız karısını özlemişti hiç yüz vermeden sofrayı hazırlamaya devam etti genç kadın.. – Nazlıgülüm , iki gözüm neredeydiniz bugun güzel karım? Mis gibi de amber kokuyorsun hani ! Şebinur pek mutlu görünmüyor, selamsız sabahsız çıktı kilitledi kendini odasına .. Nedir bu kızın deli bozuk halleri son zamanlarda ? – “Amannn Abdullah efendi genç kız oluyor, her gördüğü entariyi istiyor , o yakıştı bu yakışmadı derdinde ! Bize ayın kaçını soran olmazdı , üç kızkardeştik vallaha annemiz ne derse onu giyerdik .. Bunlar zamane efendiciğim zamane “diyiverdi genç kadın.. Nazlıgül’ün berrak sesini duymak bile Abdullah efendiyi ziyadesiyle mutlu etmeye yetmişti.. Çoktandır konuştuğu bile yoktu güzel kadının .. Abdullah efendi karısına yanaşarak ; -Nazlıgül’üm bülbülüm bir şarkı meşk et bari bu gece yemekten sonra duyayım o güzel sesini , vallahi hasret birakıyorsun kendine .. Mahrum ettin beni genç yaşımda kendinden .. —Aa , Ayol efendiciğim yaşınız elliyi geçti neredeyse, derlerki erkeğin üstüne fazla gitmeyin kalbi dayanmazmış o yaşlarda vallahi ben mahallenin kocakarılarının yalancısıyım , malumunuz o sebebtendir ayırdım odamı sizden , ee bir de pek horluyorsunuz geceleri af buyurun , bazen de sesli gaz çıkarıyorsunuz uykum kaçıyor vallahi .. Şimdi bana kabahat bulmayınız .. – Anlaşıldı , Yavuz hursız ev sahibini bastırırmış Nazlıgülüm , ne dıyelim yaşlanıyoruz elbette .. Lakin kalbim sağlamdır merak etme güzel kadınım benim.. Nazlıgül , Abdullah efendinin ayakyoluna girmesiyle rahat bir soluk aldı, , kulplu sağanda erittiği tereyagını pilava ilave etti ..Mutfağa yayılan yağın kokusu pek davetkardı lakin Şebinurdan hiç ses seda çıkmadı , yemeğe inmeyecektı belliki .. Karı koca pek fazla konuşmadan akşam yemeğini yediler.. Zaten yemekten sınra Abdullah efendi orta kattaki odaya çıkar , sade kahvesini içer bazı akşamlar yatsı namazını bile kılmadan sıcak sobanın da verdiği rehavetle pamuk sedirin üzerinde sızardı .. O gece de aynı rutinler tekrar etti .. Nazlıgül, ferahladı .. Düşünecek çok şey vardı zira..Nihayet odasında kendıyle başbaşa kalabilecekti .. Kışlık gecelik entarisini giyip üstüne battanıyesini aldı ; Pirinç karyolasına uzandı , acaba Arto onu merak etmişmiydi ? Önceki hafta Sevgilisiyle yaşadıklarını düşündü .. bütün vücudu titredi yeniden .. Her gün özellikle de geceleri yalnız yattığında çok düşünüyordu Arto yu .. Ne yapıp ne edip onunla bir hayat kurmalıydı ama nasıl , nasıl başaracaktı ??? Yarın olsun hayrolsundu ; Sabah ev işlerini hallettikten sonra Pera nın yolunu tutacaktı .. Olsa olsa iki altın lirayı Arto verirdi Nazlıgül’e .. Şebinur a ; sakladığı altınlarından olduğunu soyleyecekti . Halbuki Abdullah efendinin kasasında kiliıtlıydı babasından getırdıklerı .. Kafasında tilkiler dolanadursun uykusunun geldiğini farketmedi ne de olsa bir nebze rahatlamıştı , kızının gebeliğinden kurtulacaktı ama sonrası ya sonrası .. ?? Kızı artık dul bir kadın olmuştu bu durumda namusunu nasıl koruyacaktı bu genç ve cahil haliyle .. Aman allahım neler düşünüyorum derken ertesi sabah Sevgilisinin onu rahatlatacagını düşünerek yeniden kaçan uykusunu yakaladı … ARKASI YARIN … Sizlere günaydınlar bizlere iyi geceler olsun , VARIN KALIN SAĞLICAKLA … Görüntünün olası içeriği: açık hava
