KARAYA VURMUŞ SERSERİ MAYINLAR GİBİYDİLER.. BÖLÜM 7 Yorgos limana geri dönerken gençleri kimseye görünmeden nasıl eve götüreceğini düşünüyordu .. İyisimi pikapını alana kadar çocukları kamaradan hiç çıkarmazsa galiba iyi olacaktı ? Önce kim olduklarını niçin geldiklerini öğrenmeliydı , gençler büyük ihtimal kanun kacagıydılar ama kötü çocuklara benzemiyorlardı . Önce dogru düzgün bir karınlarını doyursundu .Bir iki gün evde misafir ettikten sonra nasıl olsa hükümet haber alırdı ..Bunları düşünedursun İki gencin teknenin kiç tarafında uyuyakaldıkları dikkatini çekti ; demekki sabah erken çıkmışlardı yola Anadoludan .. Gökyüzündeki bulutlar daha da kararmıştı , belliki yagmur geliyordu .. Kuzeyden Anadolu daglarından gelirse arkadan sığuk gelirdi , Lakin daha soğuk olacak zaman değildiki .. Annesini toprağa vereli ancak bir hafta olmuştu , olsa olsa Eylül ‘ün 17 sı falandı ya da taş çatlasa 18 ‘i … Bir müddet sonra limana yaklastıgını farketti .. Teknenin yekesini bırakamadıgı için yüksek sesle bagırdı uyuyan gençlere .. – Heyyy Palikaryasas!! Türkçe bilnediği için el kol hareketıyle birseyler anlatmaya gayret edecekti ama önce bir uyansınlardı .. Rıza ile İbrahim sanki rüyalarında birseyler duyuyorlar sandilar kendilerini , ama teknenin sıçrattıgı deniz suyu uyanmak için yeterliydı , zaten ikisi de tavşan uykusundaydılar ; Yattıkları yerden fırlayıp , yüzlerini deniz suyuyla yıkayıp uykularını açtılar .. Yorgos un el kol hareketkerine dikkat kesildiler. Şu andan itibaren Yorgos ne derse onu yapacaklardı .. Ne olacagını da bilmiyorlardı ki .. Serseri mayın gibi karaya vurmuşlardı artık..Gözlerini ayırmaksızın Yorgo’nun neyi anlatmaya çalısacagına odaklandılar.. Yorgos iki delikanlıya da kamaraya girmelerini işaret etti ..Limana yaklaşıyorlardı ne de olsa..Onların da balığa çıktıgında dönüşlerindeki rutin işleri sırasıyla yapmaya başladı Yorgos. Tekneyi denizden cektıgı suyla yıkıyor, etrafı topluyor, misinaları sarıyor, teknenin demirini denize atmaya hazırlanıyordu .. Bu Rum delikanlısının da yüzünde yasadıklarının izleri vardı sanki ..Göz kenarları morarmış, gözleri belkı de tuzlu sudan dolayı kan çanağı olmustu .. Günesten kararmiş teninin üzerine beyaz fanilasını gecırıp , içinde ancak 5-10 tane mercan , karagöz balığı olan sepeti koltugunun altına sıkıştırdığı gibi sarı lastik çizmelerini ayagına gecirdi .. Eliyle onlara orada kalmalarını işaret edıyordu .. Rıza ile İbrahim birbirlerine bakıp ; Yorgos’a kafalarıyla ”anlasildi “ işareti yaptılar .. Elmecbur ne derse yapacaklardı .. Yoksa daglarda kurda kuşa yem olur gıderlerdi . Yorgos belliki kötü bir insan değildi .. Rıza’nın babaannesinin dediği gibi göz bebekleri göz aklarından büyüktü .. Böyle insanların kalbi kötü olmazdı .. Atıye hanım hep öyle soylerdı oglunun kalbının güzelliğine atıfta bulunurken gelinin yanında.. İki delikanlı da hiç olmadıkları kadar heyecanlıydılar ..İnşallah Yorgos hemen onları hükümete, Yunan hükümeti de gerisin geri Turk hükümetine teslim etmezdi .. Bunları düşünüp endise ve korku içinde aralarında konuşurken başında hasır şapkası , rengi günesten uçmuş açık mavi bir pickup la Yorgos’un limana geri dondugunu farkettiler ..Demekki onlari almaya gelmisti .. Mümkün olduğunca kimsenin olmadıgı bir ana getırerek Yorgos bu iki delikanlıyı pikabın arkasına yatıracak, uzerlerine de eski zeytın cuvalları ortecektı ..Evlerine geldiğinde zaten pek kimse sokak kapılarını görmezdi . Oradan içeri mutfaga alıverırdı bu iki misafiri ama Afrula ‘yı da Stratiyi çagırmaya göndermeliydı .. Bir anlasınlardı bakalım inmiydiler cinmıydıler ? Allahtahki hersey planlandıgı gibi yürüyordu .. Eve geldiklerinde bir an kendi kasabalarındaki evlerden birine gelmiş sandılar gencler kendilerini ..Asma altındaki tahta masanın üzerindeki kaneviçe masa örtüsü bile hemen hemen Ibrahim’in büyüdüğü evdekinin aynısıydı .. Şimdi Firdevs hanım olsaydı kimbilir bu örtü için ne hikayeler üretirdi .Annesi adadan gelirken getirmismis te, ceyizinde varmista.. Boyle hikayeler anlatmayi cok severdi anacigi . .. Sahi sabahtan beri ne annesini ne de kızkardeşlerini hiç düşünmemişti .. Hele babasi hic aklina bile gelmemisti ..Dogru ya babasının senelerdir hiç ağladıgını görmemişti o sabaha kadar ..O gun yasadıkları yıllarca gözlerinin önünden gitmeyecekti bir daha malesef .. Anilarina mih gibi cakili kalacakti .. Yorgos, Riza’ ya da , Ibrahim’e de mutfak masasının etrafındaki hasır sandalyelere oturmalarini isaret etti ..Çesmeden iki büyük bardak su doldurup masaya bıraktı .. Diğer taraftan da beyaz fayansları kırılmıs bulasıklıgın içindeki büyük çinko kasenin içinde balıkları temizlemeye basladı , bir taraftan da islikla tanidik bir ezgi mirildaniyordu,belki de onlara tanidik geliyordu .. Baliklari kizartacaga benzerdi , ocagin uzerindeki yag dolu siyah tavanin atesini actiktan sonra iyice kisti ..Gerçi evdeki temizlik ve düzen bir kadın eli oldugunu soyluyordu ama kimbilir? O sırada Asmalı bahcenin tahta kapısının sesini işittiler ;Iceri dogru esmer güzeli bir kızla yaslıca bir adam giriyordu .. Kızın o evden olduğu hareketkerinden belliydi de bu adam kimdi ; – Hoşgeldiniz bre gençler … deyince İbrahim de Rıza da saskinlikla sevinci ve korkuyu bir arada hissettiler.. Ama onlar değilmiydi Turkıye den ve memleketlerınden kaçan ? Neyin sevinciydi bu simdi bu Türkçe’yi işitince

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir