Adonis, pencerenin yanindaki kucuk tahta masada oturmus, hem ouzosunu cekiyor hem de gelen geceni gozluyordu, ciarasindan(sigarasindan) ard arda iki siki nefes cekti, bir yudum Ouzo ile dudaklarini islatti, sonra da kahveci Stratiden kucuk bir tabak icinde yeni cikmis yag ile iki kucuk parca ciroz istedi.
. Koyde meyhane olmadigi icin , yazin koca cinarin altinda, kisin da kahvenin bir kosesinde demlenmek adet haline gelmisti, kimsenin bir sikayeti olmazdi, Muslumani da Rumu da bu adeti benimsemisti, agzina icki koymayan Muslumanlar bile bu adetten rahatsiz degildi, ne de olsa her koyun kendi bacagindan asilirdi oteki dunyada, gerci Mesagrosta agzina icki koymayan erkek bir elin parmaklarini gecmezdi ya!!
Turklerin en sevdikleri icki zamani Ramazandan sonraki gunlerdi, Erkekler camiden cikar; Stratiye seslenirlerdi;
– Hadee bre koca Barba getir bakalim rakilari.. susadik bir aydir!
Boyle ahenk icinde yasardi Mesagros halki ; diger koyler de asagi yukari ayniydi, kimsenin birbiriyle sorunu olmazdi. Rumlar asure zamanini dort gozle beklerlerdi, en sevdikleri tatliydi, bazi Rum delikanlilarinin, bazilari da sutlu ada pisisinden bir turlu vazgecemezlerdi, Koyun buyuk kilisesinin papazinin en sevdigi corba tarhanaydi, tarhanasiz gecesi gecmezdi Stefonos’un neredeyse..Turk cocuklari ise Ilkbaharda yortu zamani Rumlarin yaptiklari mis kokulu , bademli coregi asla kacirmazlar, hatta bazen birbirleriyle yarisirlardi corek dagitilirken..Boyle bir dostluk vardi halk arasinda ..
Koyun yasini almis buyukleri Rum dan da Turk ten de saygi gorurdu..
Pelivan ( pehlivan)Huseyin aga yasini oldukca almisti, 80’nine merdiven dayamisti nerdeyse, gencliginde Yere deki, (Gera)koyler arasinda bilegini buken, sirtini yere getiren olmamisti, koy merasinda yapilan gureslerin yenilmez pehlivaniydi, oglu Mehmet Emin de babasi gibiydi ama O’nun kadar dovuscu oldugu soylenemezdi, babasindan devreladigi zeytinlerin neredeyse uzmani olmustu koyde herkes zeytin kesfine Mehmet Emin efendiyi cagiridi, kesifteki hata payi iki –uc sepeti gecmezdi, Rum tuccarlardan cok rusvet teklifi alirdi zeytin kesfi zamani, lakin bugune kadar kabul ettigi , kursagindan haram lokma gecirdigi gorulmemisti.
O gece baba ogul, camide yatsi namazini kildiktan sonra Yukari Turk mahallesine cikarken , gaz lambalarinin fener gibi aydinlattigi kahveye ugradilar, koyde son gunlerde olanlar onlarin da kulaklarina gitmisti, zeytin zamani oldugu icin kimseden tafsilatli birsey duyamamislardi.
Pehlivan Huseyin Aga ;
Kalispera ( iyi aksamlar) bre agalar ! diyerek kahvenin, mavi boyalari dokulmus, yer yer kurt yemis tahta kapisindan iceri girdi, arkasindan da oglu Mehmet Emin…..
,Disarisi Aralik ayinin en soguk ve yagisli gunlerinden birini yasiyordu, belki de bu gece bu yagmur kara donecekti gece soguguyla birlikte, kim bilir?
Adonis, bu baba- ogula karsi cok saygiliydi, hemen oturusuna ceki duzen verdi, basiyla selamladi , hatirlarini sordu, Balik muhabbetine basladilar hemen ardindan..Son zamanlarda yagan yagmurlar zeytinin tadini kacirmisti, Mustahsil aslinda burnundan soluyordu, yagmur zeytini onune katmadan bir turlu iceri sokamamamislardi mahsulu,sabir cekiyordu zeytinciler, kac gundur..
– Biraz derya dan konusalim be palikaryamu dedi, Pehlivan Huseyin Aga,Adonise donerek.. Adonis te buyuk bir hasilatla gelmisti bugun Perema iskelesine cok sukur, o yuzden nesesine diyecek yoktu, hepsini de satmis, kalan ipsaryayi (balik) da yasli babacigi ile anacigina getirmisti, daha evi barki yoktu genc delikanlinin..Ana babasinla burlikte yasardi..
– Hava sogudu mu
Ipsaria pola (cok) bre agam! Guldu yuzumuz bugun.. ama bakarsin yagmuru birakmadi zeytini iceri sokasin, pateremu da (babam ) da uzulur durur ..
Muhabbet koyulasmisiti, Adonis, ouzo teklif etti ama bu aksam yemeklerini yemisler agizlarini muhurlemisler aci bir kahveyle geceyi bitirmeye ugramislardi, Allah icin Strati de kahvenin hasini yapardi pirina atesinde ..
– O sirada, kahvenin eski tahta kapisi sanki teklmeleniyormuscasina acildi, dort genc delikanli iceriye daliverdi , dordu de yabanciydi aslinda, ikisi Anadol dan gelen Rumlardan di ama diger saci sakali birbirine karismis camurlu cizmeli arkadaslarini kimse tanimiyordu, belliki ickiliydiler, konustuklari abuk sabuk acik sacik seylerdi, Koyun genc kizlarindan olmadik laflarla bahsediyorlardi..Pehlivan Huseyin Aga bunlari duyunca rahatsiz olmustu, Adonis ickinin de verdigi cesaretle patlamak uzereydi ki; Huseyin aganin isaretiyle durdu, dikkatli olmak lazimdi, bu ara olmadik seyler duyuluyordu koyun icinde.. Ama icki belliki genclerin agzinin sirazesini iyiden kacirmisti:
Iclerinden en yakisikli olani iyiden sarhortu.Ne dedigi ne de soyledigi aslinda pek anlasilmiyordu ama belliki Adonisin eski sevgilisi Afrula ile nasil yattigini, kizin yatakta nasil mukemmel oldugunu bagira bagira anlatiyordu .. Iste o anda Adonis”in gozu dondu, firladi, bacaginda sakladigi ince kamayi cikardi, genclerin uzerine dogru yurudu, olay buyumek uzereydi, etraftakiler Adoni’si yatistirirrken Kahveci Strati bu densiz gencleri kahveden kovalamakta buldu careyi;
– Adee ekso hadeee, yok burda size kafe, burada beyler var sizin gibileri degil..
O anda genclerden biri Strati ile Adonis e donerek;
– ‘Turklere kopeklik yapmaya devam edin, onlar gidince bakalim sizi kim koruyacak eskiyadan’ diyince ; 80 ‘nine merdiven dayamis Pelivan Huseyin Aga nin nasil yerinden firlayip , gencin bogazina sarildigini kimse farkedemimisti, Gozle kas arasinda az daha oglani yere yatiriyordu ki; oglu Mehmet Emin efendi babasini durdurdu,, Gencler arkalarina ve soguga bakmadan cikip korku icinde ‘ karanlikta kayboldular..
Butun bu olaylara Kosta da sahit olmustu,Pehlivan Huseyin aga ile Mehmet Emin efendiyi cok sever cok sayardi, Rasim beyin de akrabasi olurlardi, bu mevzulari agasinin duyacagi endisesiyle, sessizce kalkti ve evlerinin yolunu tuttu, bu gece yine uyku O’na haramdi, bu olaylar en cok Kostayi dusundurup uzuyordu..
Uykusuz gecen gecenin sabahinda erkenden Rasim beyin evinin yani ikinci yuvasinin yolunu tuttu, bahce kapisini sessizce acti, ahirin gicirdayan kapisinin kilidini ses cikartmadan acmaya calisirken, merdiven basindaki ust kapinin sesiyle irkildi.
Zeliha hanim;
– Kosta gel oglum, bir bardacik cay ic, bi lokma zeytin ekmecik ye bari evlatcim..bilirim evinizde yemezsin sabahlari..
Gercekten Kosta’nin aklina en son gelen sey yemekti, o yuzden kolay oruc tutarim deyip duruyordu kendi kendine..Hanimini kiramazdi, hele de Fatmasi ni da gorurdu belki yukarida..😀Merdivenleri iki uc atlayarak cikti, hayat uzerindeki, mis gibi zeytin odunu citiitisiyla yanan çini sobanin yanıbaşındaki kucuk sedirin kenarına ilisiverdi.Zeliha hanimin biraz sitemkar sesiyle kendine geldi;
– Bre evlatcim neden oturusun oyle yabanci gibi, Gel mutfaga, Afronia yoktur iki gundur , kendin alicasin cayini ekmegini zeytinini , yoksa benden beklersin hizmeti?Kosta afallamisti, Afronia nin ise gelmeyecek kadar hasta olduguna bugune kadar hiç şahit olmamıştı, utancindan kipkirmizi kesildi;
-Hanimim , ben gideyim, sen zahmet etme. Afronia nin hasta oldugunu bilmiyordum.
– “ Nerye gidersin evlatcim, otur bakalim sen benim buyuk oglum gibisin bir iki kelam edelim seninle, soracaklarim ayni zamanda da anlatacaklarim var”Kosta saskinlik icindeydi, Zeliha hanim daha once hiç boyle bir istekte bulunmamisti?
