BÖLÜM 9

FEDORA’NIN CARESIZLIGI…..

Fedora o  geceyi kizinin basinda gecirdi. Tanriya ettigi dua sayisini kendi bile unutmustu. Kocasi Nikos denizde kaybolduktan sonra evinin diregi ,tek gecim kaynagi Afronia ‘ siydi, Rasim beyden aldigi maas ve bu eli acik ailenin yardimlariyla Nıkos un kaybini kolay atlatmislardi, boyle bir ailenin ahlaki degerlerini bile bile nasil gidip te kizinin yaptigi bir hatayi onlara anlatip yardim isteyebilirdi,ölse yuzu boyle bir seye tutmazdi..

Hava soguk mu soguktu o gunlerde, belki de yillardir boyle soguk gormemisti Midilli .. Kosta , Zeliha hnimdan izin alip bir kac kez kofun icinde odun tasidi Afronisia ve Feodara nin evine. Kizin hasta oldugunu biliyordu ama ne oldugunu soramamisti elbette . Utanirdi Kosta sormaya, kadin kisminin hastaligi sorulmaz derdi Zeliha hanim hep, o da bu tembihi benimsemisti. Gerci Rumlar bu konularda Turklerden daha rahattilar ama , Kosta , Zeliha hanimin sozunu tutardi hep..Anasi gibi severdi , hanimini . Rasim bey de oz babasi gibiydi sanki..O gun yine ikikufe odun tasidiktan sonra, Feodara ile biraz dertlestiler, konustul;ar, Feodara da Rasim bey ve Zeliha hanima olumune minnettardi, severdi bu insanlari.. Yardimsever ve iyi niyetli kimselerdi, koyde boyle aileler yok denecek kadar azdi artik

AFronisia ,O gun ve gece dinlendikten sonra , ayaga kalkti, annesinin yaptigi un corbasindan icti, elini yuzunu yikadi,Lakin guzel siyah gozlerinin feri sonmustu, ana kiz hic birsey konusmuyor, birbirlerinin bildigi konuyu (Turklerin deyimiyle) temcit pilavi gibi isitip isitip ortaya getirmiyorlardi artik , olan olmus , yasanan yasanmisti, sanki buna benzer bir illet Feodaranin da basina gelmemismiydi.?
Ama Nikos yaptigi hatayi ustlenmisti, bekardi, guclu kuvvetliydi, evini bakacak durumdaydi, Ikisi birlik olup calismislar, zeytin toplamislar, baliga cikmislar evlerini gecindirmislerdi, Fakirlik kolay degildi, o yuzden Nikos , Feodara’nın butun israrlarina ragmen bu kacakcilik isine evet demisti, zor isti, pis işti , yolsuzluktu, tehlikeliydi, hele de Turk cetelerine yaklanirsa omrunun sonu gelmiş demekti, Nikos 15 yil kadar bu isi yapmayi basardi ama bir firtinali aksamda Gera korfezinin dev dalagalari Feodara’nin Nıko’sunu yutuverdi..
O geceden sonra , Afronisia anaciginin eli kolu anasi babasi kocasi herseyi olmustu, yaptigi hatalari bir daha yapmiyacagina soz vermisiti hem anasina hem hanimina hem de Aziz Meryem’e…
Rasim beyin kriz gecirdigi gun evde yasananlar , Afronisianin basiretini mi baglamisti ki , Yorgo’nun pis emellerine alet olmustu yillar sonra? BU durumu Yorgo ya anlatsa dinlermiydi ki ; O’nu! Afronisia yattigi yerde bunlari dusunurken yeniden tuvalete gitme ihtiyaci hissetti, kalkmasiyla tekrar kan bosalmasi bir oldu, yerdeki kurelanin (dokuma kilim)uzeri kan golune donmustu, gerisin geri yatti, gozlerini kapatti, anacigina seslenmeye calisti;
– Mama , mama bre mamaaaaaa….
Feodora kiliseye cikmis, papaz efendiyle birlikte dua ediyordu, evde kimse yoktu..Afronisia yeniden gucu yettigince bagirdi.

-Mamamaaaa ela mamamu?( gel annecigim)

Lakin ortalarda ayak sesi, kapi tikirtisi bile yoktu, Afronisia bir kuvvet dogruldu, ayakyoluna ( tuvalete) yoneldi, solmus mavi gecelik entarisi sanki kirmizi harita gibi olmustu, duvari tutat tuta ayakyolunu. buldu, ama giremeden oraciga dusup yigildi, kan kaybediyordu..Fedoranin kiliseden donusu bir yarim saati bulmustu, kizini o halde goren Fedora , ebe Agate yi canhıras biçimde çagırdı! Sesı bagırmaktan kısılmak uzereydı neredeyse; 
– Yetis, Agate mu, koricimu gidiyor! Agate geldiginde kizin nabzi o kadar zayifiti ki. Dogrudan hastaneye goturmeleri gerekiyordu , Agatenın harcı değildi bu iş!!Fedora bir kosu faytoncu Milo nun evine cikti, Milos merkezden yeni donmustu, nazlanarak kapiyi acti;
-Hayrola Fedora, hangi koyun papazi öldü ? sen bu saatte bizim eve hiç gelirsin?
– Konusacak sakalasacak zaman degil,Milos efendi Afronisiami hastaneye goturecyizz, cabuk hem de cok cabuk.. 
Milos, şaşkınlık içerisinde kırarmış gocugunu , kurklu şapkasını giydi, atlarin teri bile sogumamisti daha……Faytonu hazır etti , atları arabaya kostu, Afroniasi battaniyeye sardilar ve arka koltuga yerlestirdiler, Fedora da faytonun yer kismina oturdu, Agate onlari yalniz birakmak istemedigi icin eskimekleten kirlasmis kalin yun mantosunu sirtina gecirdi, siyah sarpasini (esarbini) basina sardi, hava oyle soguktuki, tükürsen donacaktı nerdeyse,vakit aksam vaktine yaklasmisti ama koydeki doktorun yapacagi bir sey kalmamisti bu saatten sonra , yetisirlerse bu guzel Afronisia yi kurtarabilirlerdi.. 
Faytoncu Milos ,hıcbır laf etmeden atlarinin yuzunu Skopelosa dogru cevirdi, biraz sonra Papados, sonrasinda Peramayi bulacaklar, sonra da insallah Midilliye varacaklardi ama bu yol 2-3 saati bulurdu bu hava kosullarında..

Hava çok sogumuştu , Anadol dan gelen ruzgar ve soguk Midillinin yuksek tepelerini kasip kavuruyordu, zeytin agaclari bu yil gormedigi kadar soguk gormustu, buyukler don olmasindan korkar, hepsi Allaha kendi dinlerinde dua ederlerdi..O aksam ,hepsinden soguk gibiydi , hele Milos’un yükü cok agirdi bu gece ; bundan once de hasta goturmustu Midilliye ama Afronias kadar gencini ilk defa tasiyordu 40 senelik meslek hayatinda, ne oldugunu bile sormaya dili varmamıştı Feodoraya..
Agate , o anda soyle bir yerinden dogruldu, elini kizin alnina koydu, atesten yaniyordu, usutunu soguk ta olsa acti atesinin biraz olsun dusmesi lazimdi hastaneye gidene kadar, su anda kimsenin yapacak birseyi yoktu dua etmekten baska..

Milos’un karisi, bu mevzunun Zeliha hanim tarafindan bilinmedigini az cok tahmin etmisti, yoksa Rasim beyin ailesi asla Feodarayi yalniz birakmazdi ama yine de sessiz kalmayi yegledi , bu gibi seylerin koyun icinde duyulmasi an meselesiydi.. Dedikodu etmekten oldum olasi cekinirdi, Eleftera’cik, daha once dusuk yaptigi zaman koy icinde konusulanlar az daha olumune sebebiyet verecekti…Demekki Feodora caresizdi .. Konusulmamasi gereken seyler gelmisti baslarina ..
Eleftera evin ust kose odasina cikti, pencerenin kenarina oturdu, karanlik iyiden basmisti, odanin beyaz badanali duvarinda asili gaz lamabalarinin siselerini oylesine parlatmistiki ikisin birden yakarsa cok aydinlik olacakti, kocasi eve gelmeden evin icinin cok aydinlik olup disaridan gorulmesini istemezdi oldum olasi: pencerenin onune oturdu yanik bir turku tutturdu, 
– 
– İpes istigmi tutam yolumu….
– Dale daksana ne aftomu….
– ta vasa nernemamu…

Dört nala giderken , Milos bir ara atlardan birinin huysuzlandigini farketti, yollar issizdi, gerci bu yollarin haritasini yapardi gozu kapali ama yine de atinin sesine kulak vermeliydi; Faytondan indi, atinin basini oksadi, biraz elinden yem yedirdi, atlarin ikisi de terliydi aslinda , yola cikmalari uygun degildi ama acil durum olmasa asla kimse onu bu saatte bu sogukte bu atlarla yola cikaramazdi..Fedora faytonun icinde yere oturmus surekli dua ediyor istavroz cikariyordu..Soguk ve gece ikisi de birden bastirmisti, yollari uzundu.. hem de cok..
Atlar sanki Afroniasa’cigi hastaneye yetistirmek istercesine hizla kosuyorlardi, Agetha, hastasini seyredyor, hizli nefes alip verisini dinliyordu, Feodara da karanlikta gorunen iki gozuyle tek yaptigi dua etmekti ara sira da sessiz sessiz agliyordu, Bırden atlardan ikisi de huysuzlandi, hic olmadigi kadar kisnemeye basladilar, Mılos bu durumdan cok huylanmisti, gece vakti bir sikinti ciksin istemiyordu,
—Hoooppp!!! , cusss!!!! Csssss!!! Deyip Faytondan indi, Beygir de , kisrakta gayet iyi durumdaydilar, ama kisneyip duruyorlardi, bir ara binip kirbaclamayi dusundu ama daha cok huysuzlanirlar diye atlarinin ikisini de oksamaya basladi, Ruzgarın ugultusu kulaklarını sagır ederken bir taraftan da donduruyordu; Atlarının baslıgını cıkarmaya çalışırken , birden bire 
Fedoranin cigligiyla kalbi yerınden çıkacak sandı; Afroniasa nin nefesi durmus muydu neee?: Agate romatızmalı bacagının ustunde dogrulmaya çalıştı; kizin sah damarini yokladi, nabzına baktı; kalbının uzerıne yattı, 
hersey sessizdi, hiç birisinde ses yoktu;😥😥ruzgardan ve atlardan baska…..
KOSTA O GECE ZEYTINDEN DONUNCE….
Kosta o aksam uzeri zeytinden doner donmez atlarin yemini suyunu vermis, gunluk hesabi patronuna anlatmis, fazla konusmadan sesizce evin yolunu tutmustu, Zeliha hanimin sabah anlattiklari sabahtan beridir kulaklarinda cinliyordu, kimseyle paylasamamanin verdigi sikintiyla yemegini yedi ve kahvehaneye gidiyorum diyerek evden ayrildi, yolunda gitmeyen cok seyler vardi artik koyde..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir