BÖLÜM 10

Kosta , kahvehanenin eski tahta kapisinin ipini cekti, icerisi her zamankinden kalabalikti, soba catir catir yaniyor duvara giren bacanin kenarindan iceri sizan duman bu aksam poyrazın etkisiyle durmustu, lakin herkes nesesizdi,Afroniasanin aci haberi koye cabucak yayilivermisti; “ aci haber tez ulasir” misali..
Kosta , haberi duyar duymaz yikildi, elinden cok hizmet gordugu insanlardan biriydi Afroniasa’cik!Olumunun arkasindaki sis perdesini bir turlu cozemiyordu, o genc,aslanlar gibi, guzel mi guzel Afroniasa nasil uc-bes gun icinde toparlanip meleklerin yanina giderdi, akil sir alacak sey degildi neredeyse..
Kendine gelmesi bir yarim saati buldu Kosta’nin , bunun saklanacak gizlenecek tarafi yoktu, dosdogru Rasim beyin evine yollandi, dis kapi henuz fillenmemisti (kilitlenmemisti) bile, bahcenin buyuk demir kapisini her zamanki gibi acti, cebinde yukari ev kapisinin anahtari da vardi ama bu saatte saygisizlik edip acmak istemedi, kapinin el seklindeki zarif tokmagini tiklatti: bu saat Rasim beyin evine gitmek icin uygunsuz bir saattti ama bu gece sartti nerdeyse, ailenin haberi olmaliydi, cenaze yarin kaldirilirdi mutlaka..
Zeliha hanim da cocuklarda , mavi cini sobanin basina toplanmis, kestane yiyorlardi, kapinin sesiyle irkildiler, Ayse yerinden firladi, bu saatte habersiz gelen misafır hayir haber getırmezdi yaa …..Kosta sakin ama bir o kadar da uzgun halde , iceri girdi, uzuntusunden Fatma sina bile bakacak durumda degildi;
– Hanimum, istemezdim boyle haber getireyim ama Afroniasimizi kaybettik , cok uzgunuyum..
Zeliha hanim ın basından kaynar sular döküldü, ne diyecegini sasirmis vaziyetteydi, boyle bir sey aklina en son gelirdi, gencecik Afronias’ina ne olmustu, cabbar, her isin ustesinden gelen , bir dedigini iki etmeyen. Saygidan baska agzindan tek yanlis bir kelime duymadigi , son zamanlarda cok daha fazla sevip baglandigi Afronisa ‘ya ne olmustu, akil sir erecek gibi degildi; Fatma aglamaya baslamisti,Afroniasa ile arkadas gibiydiler, birbirlerine sirlarini acar, kah guler kah aglarlardi birlikte, yaslari ne de olsa herkesden daha yakindi birbirine, kucuk Mehmet ciciablasini kaybettiginin henuz farkinda degildi ama sabahlari neden gelmedigini sordugunda ogrenecekti en nihayet..
Rasim bey , kose odada uyuyordu, bu saatte O’na boyle bir haber vermeyi kimse cesaret edemezdi.Zeliha hanim , kendini biraz toparladi, kalkti , uzun siyah mantosunu giydi, basina beyaz tulbentten kenarlari igne oyali namaz yasmagini orttu, Kosta onde o arkada cenaze evine dogru yola cikti, ev cok uzak sayilmazdi ama asagi Rum mahallesine gecenin karanliginda yurumek icab ediyordu gene de , Kostanin koluna girdi, ay isiginin aydinlattigi dar ama kayalikli yollardan asagi mahalleye dogru yurumeye basladilar;evin kapisina geldiklerinde iceriden feryat sesleri isitiliyordu, Fedoranin sesiydi bu:acisi buyuktu elbet, konusacak laf soylenecek soz yoktu boyle bir durumda; Zeliha hanim iceri girince ellerine sarildi iki kadin birbirlerine sarilarak aglamaya basladilar. Uzun sure birbirlerinden ayrilamadilar , Afroniasa Zeliha hanimin da kizi gibidi son zamanlarda , Fatmasinin da can yoldasiydi, hastaneye bile giderken O’na guvenip cocuklarini birakmis gozu arkada kalmamisti..

Ertesi gunku buyuk kilisedeki cenaze toreni uzun surdu, papaz efendi boyle genc ve guzel bir kadinin yerinin cennet olacagini soyleyip duruyordu, Yorgo efendi de cenazeye katilanlar arasindaydi, yaninda karisi da siyahlar icinde daha bir guzel gorunuyordu, Yorgo’nun agzini bicak acmiyordu, ee karisi da O’nu anlayabilirdi yani;ne de olsa Afroniasa kocasinin eski aftosuydu(sevgilisi)
Zeliha hanim kilisedeki cenaze torenine katilmamisti, Kosta , Rasim beyin koluna girmis bir baston yardimiyla kilseye cikarmisti agasini.. Hanimi da evinde kizlarinin da yardimiyla , tavuk suyuna sehriye corbasi, bol tereyagli tavuklu pilav ve paluze hazirlamisti, cenaze evine..
Kosta yiyecekleri Fedora’nin evine tasidiktan sonra, Rasim beylere geri dondu; Agasi cenazenin verdigi huzun ve yorgunluktan dolayi kose odasina cekilmis, istirahat ediyordu, belki de uykuya bile dalmisti yine.Mutfaga haniminin yanina girdi. Orada kucuk bir sedir ve masinga vardi, etler , borekler corekler, o masinga da piserdi hep, Afroniasa bu kucuk masingayi da kullanmayi iyi ogrenmisti, atesini ayarlar , icindekinin nar gibi kizarmasina ozen gosterirdi, kostak kizdi, zekiydi, caliskandi, cenaze de bazilari intihar ettigini soyluyorlardi ama neden yapardi guzel neseli bir kiz boyle bir sey?Zeliha hanim Kosta ‘ya egildi; 
-Evlatcim dun soylediklerimi dusundun mu?Bak felaketlerin ne zaman , nasil gelecegi belli degildir, biz buralardan gidersek anacigini da seni de ac taksir birakamayiz , sen bizim boynumuzun borcusun, evlat gibi bildik seni , o yuzden seni gecindirecek zeytinligi sana birakacaz..hangi mevkideki zeytinligi istersin evlatcim? Nasilsa bize oraya gdince mevkisine gore zeytilik vermiyecekler , sayisina gore vereceklermis duydugum kadariyla.. Ben babam Haci Behlul agadan drahoma getirdim 5000 agac, Rasim beyin de 3000 agaci vardi cok sukur 8000 agac zeytinimiz var burada , 500 agac sana biraksak seni de anacigini da gul gibi gecindirir, Rasim beyle biz bunu hastalanmadan önce konusmustuk, az cok bu dedikodular bizimde kulagimiza calinmisti. Haaaa!! bu arada Afroniasa nin durumunun intihardan olmadigini Agate den ogrendim, megerse gebe kalmis zavallicik, bize soylemekten cekinmis, o gun Rasim beyin hastalandigi gun , karsiki ahlaksiz Yorgo’nun mutfaga nasil suzuldugunu bu gozler gorgu Kostamu; lakin birsey yapacak durumda degildim aklima boyle birsey gelmezdi , ama simdi vukuatin nedenini anliaybiliyorum..Ahh o Ahlaksız adam, Rasım bey duysa, av tüfeğiye vurur onu! 
Fatma evin buyuk kizi olarak bunlari dinliyordu bir taraftan, basiyla onaylar gibi yapti ama agzini acmadan guzel zeytin yesili gozlerinden yaslar suzuldu..Kosta hayret uzerine hayret yasiyordu, kimseye soyleyecek birsey yoktu. Yorgo yu oldu olasi sevmezdi lakin bu kadar adilesebilecegini tahmin etmemisti, butun bu lakirdil;ardan sonra soyleyecek soz kalmamisti hanimindan musade istedi; kalkti ve usulca evi terketmek icin buyuk oymali tahta kapiyi acti; ahirdan bu gune kadar duymadigi sesler geliyordu, kopek baglandigi yerde yoktu, kucuk pamuk kopecik te bahcede salinmis dolasiyordu, birden kasaturasini belinden cikardi, ahira daldi , lakin Guzel Leyla,nin yerinde yeller esiyordu, biri goturmustu Leylayi.Caresizlikten kivranmaya basladi, o karanlikta nasil bulabilirdi bu hirsizlari, kim yapmis olabilirdi?bugune kadar baslarina gelmeyenler gelmeye baslamisti, koyun uzerindeki bulutlar firtina getirecege benzerdi, o anda aklina ilk gelen geri donup Zeliha hanima bildirmekti ama zavalli kadin kahir olmaktan baska ne yapacakti ki? bir an sakince dusundu, Pehlivan Huseyin agalarin evinin kapisinda buldu kendini, Rasim beyin en sevdigi akrabasiydi, durust namuslu ve mert adamlardi , pelivan Huseyin aga da Oglu da damadi Salih aga da .. Salih aga hele Balkan harbi gazisiydi. Elinden kacan kurtulmazdi koyde..
Kosta kapiyi hizli hizli caldi, Mehmet Emin efendi kapiyi acmak uzere sahanliga cikti, evleri Rasim aganinki kadar buyuk degildi ama tertemiz duzenli mis gibi tarcin ve karanfil kokardi karisi Zehra sayesinde, Zehra’nin paluzeleri, badem sutleri, tarcinli karanfilli pisileri koydeki Turkler arasinda cok meshurdu, yeni evli sayilirdi Mehmet Emin efendiyle , daha cocuklari da yoktu, olmuyordu bir turlu..
Mehmet emin efendi kapinin kolunu indirdi, hizlica kilidini cozdu, acar acmaz karsisinda Kosta yi gorunce ; Rasim beye birsey oldugunu dusundu;
– Hayrola Kosta? Sakin Rasim Aga?
– “ Yok agam cok sukur iyidir, simdi ciktim onlarin evden, ahirin kapisi acikti, gebe atimizi en guzel hayvanimizi goturmusler agam , kime haber salayim sasirdim?Midilliye bu saatte gidip askeriyeye bildiremem zaten bildirsem de kim bakacak Turk lerin malina? Biliyorsun son zamanlarda Mıdilli icinde bir Turk dusmanligi basladi; “derken yuzu utanctan kizarmisti, Rumlarin bu guzel insanlara olan dusmanca tutumlari Kostayi kahrediyordu nerdeyse..
– – Dur bakalim, babama bir haber vereyim, namazi kilmis belki de yatmistir yasli adam ne de olsa; Mehmet Emin babasi ve annesi ile dip dibe evlerde oturuyordu, anasi Zehranin da Teyzesiydi , o yuzden bir sorunlari olmazdi gelin kaynananin..Anasi da babasi da yatsi namazindan sonra yatip uyumuslardi, Kostayi yalniz birakmak olmazdi, kardesinin kocasi Salih agayi da yanlarina alarak atlarina atladilar, zeytin icine dogru yol aldilar, kar atistirmaya baslamisti, gozkyuzu aydinlikti, atlar yavas yavas ilerliyor ara sira huysuzluk ediyorlardi…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir