Tabiki buraya geleceksin kizim, Hay allah belliydi ama aksamuzeri , bu kadin bir kac gun ya yasar ya yasamaz demistim..diye soylenmeye baslamisti Ziyneti hanim ..Kadinlarin da bu gibi durumlarda .. “ben demistim ben biliyordum zaten” demeleri yokmuydu? oldum olasi Huseyin efendiyi cileden cikarirdi..
-Ziyneti, birak simdi muneccimligi de , gidelim, bak mevta ortada . Vecize hanim da baygin dusmus yatarmis, kimse var mi bari baslarinda, Elena kizim?
-Ruhi beylere seslendim cikarken ama gitti ler mi bilemedim, kocam da oradadir Huseyin agabey.
– Ordadirlar mutlaka! Ruhi, boyle zamanlarda kosturur yeterki sarhos olmasin…
Ziynetinin de , Huseyin efendinin de geceleri gozleri iyi gormezdi , ee yas kemale ermisti elbette, geceleri eskisi gibi Kur’an okuyamaz , igneye ipligi geciremezlerdi.Mehmet Emin efendi kayinpederinin koluna gecti, giderken de kizkardesi Sabire’ ye seslendi , karisiyla, Mehmetcigi yalniz baslarina birakmasinlardi.Yalniz kalacak zamanlar degildi bu zamanlar, attiklari adimdan korkar olmustu Turkler.. Capulcular, etraftan gelmediyse , Misavru da sorun olmazdi lakin disaridan gelenler,Bazen Komutana yaranmak icin bazen de kendi iclerindeki kini kusmak icin Turklere saldiriyorlardi..Huseyin aga, damadinin kolunda agir agir asagi dogru inerken , Ziyneti pire gibi ucup gidivermisti, demekki onun gozleri hala benden iyi diye dusundu koca pehlivan.
.Iceri girdiklerinde ;Ruhi bey, Hatice hanim , Elena nin kocasi Hristo ,mevta’nin basindaydilar, Vecize hanim ayilmis olmasina ayilmisti da, aglamaktan ne dedigi anlasilmiyordu, bir aile bu kadar kisa surede icerisinde sanki yokoluvermisti.. Ust uste gelen bu acilari dille tabir etmek kolaydi , lakin Allah kimselere vermesindi..
Ziyneti oldu olasi adetleri iyi bilirdi, hemen ilk isi, yukari kata firlayip sandiklardan onceden hazir edilen olum – kalim bohcalarini cikarmak oldu, beyaz carsaflardan birini mevtanin uzerine orttu, abdest aldi, ezberinde hangi dua varsa okumaya basladi, Hatice hanimin da gebeligi az cok belli olmaya baslamisti,ustunde bol bir gece entarisi , onun da ustunde yesil kadife sabahligi vardi, her daim igne oyaliydi namaz ortuleri, gozlukleri olmasa O’nun gozleri hic gormezdi lakin camlari sise dibi kalin tel gozluklerini hic cikarmazdi gozunden . Gidip evden yasin kitabinini getirdi, hep birlikte oturup Kuran okumaya basladilar.. Elena habire istavroz cikarip duruyordu, Hatice bundan rahatsiz olmustu elbette; Bir ara,Istanbul Turkcesiyle;
= Elena kusura bakmayiniz ama birakiniz mevta imanla gitsin.. Biz de gunah sayilir yaptiginiz ,diyiverdi.. Kirilmisti Elenacik, ama hak ta vermisti demekki Muslumanlarin dininde boyle seyler vardi, Hiristiyanlar dua etsin istemezlerdi, halbuki tek Allah vardi ha oyle dua, ha boyle dua ne farkederdi, Zavalli kadin dusun dusun nedenini bulamadi bu lakirdilarin…, Aci haber hemen yayilivermisti , Ehh Huseyin aga gecerken kahveye basini uzatip soylemeseydi bukadar cabuk duyulmazdi ama.. Boyle isler de kalabalikla olurdu hani…Biraz sonra Zehra, Sabire, Salih efendi kapiyi kilitleyip cikageldiler. Cikarken Mehmeti kilitlemislerdi ki;kimseye kapiyi acmasin, dost dusman bilmez geleni kapilardan karsilardi… O geceyi mevtanin basinda gecirdiler, Sabah kazanlar kuruldu, mevta yikandi, paklandi tabuta konuldu,Ogle ezaniyla beraber namazi kilinip , koyun mezarligina oglanciginin yanina defnedildi, ana ogul artik koyun koyuna yatiyorlardi 41. gunde…
Hayatin bir aci sayfasi daha cevrilmisti, kalan sararmis yapraklarin ardinda Vecize vardi yalnizca, kupkuru , yapayalniz ve tekbasina..kIzlarina haber vermek lazimdi , ama nasil kim gorurecekti haberi.. Biri Sigri da biri de Molvadaydi kizlarinin.. Elena birkac gun birakmazdi onu simdi, kizlari gelene kadar kizkardeslik gorevini yapardi Vecize ablasina..
KOSTA, ANASIYLA CENAZE EVINE GIDIYOR…
Koyde cenaze oldu mu,Rumu da Turku de isini erteler, cenaze ye katilir, Turkler namazini kilar,mezarliga kadar eslik eder,defneder, Rumlar da taziye ye giderler, yiyecekler gotururler, cenazenin ciktigi evi bos birakmazlardi… Kosta da anasiyla o gece mevtanin duasinin okunup bitmesini beklediler, Bittigini dusundukleri bir ara,ellerine bir bakrac corba alip, Vecize hanimin evinin yolunu tuttular, Maria taze ekmek te yapmisti, firindan yeni cikmis ekmegi tertemiz pecetelere sardi, koltugunun altina aldi mis kokuyordu ,Kosta da corbayi tasiyordu, Ortalik tenhaydi, erkeklerin camiye alinip serbest birakilmasindan sonra , geceleri kimse sokaklara cikmiyordu neredeyse. Turku de Rumu da korkar olmustu..Kosta anacigiyla tam kahvenin onunden gecerken birden koyun belalasi Nikos ana ogulun onune firlayiverdi; sarhosdu ;les gibi icki kokuyordu, zaten yalpaliyordu, konusurken de agzindan cikan kelimeler anlasilacak gibi degildi neredeyse;
Bakiyorum, Turkleri de cok seviyor Kosta’miz! Keske bir Turk kiz olup da koynuna girseydim be Kosta, belki de vardir Turk aftosun,Yoksa aganin kizlariyla mi idare ediyorsun?
Kosta bunlari duyunca birden delirdi, ama sarhosun mektubu okunmaz derdi Turkler; orali olmadan yurumeye calisti, basini bile kaldirip yuzune bakmadi Nikos’un..bagirdikca bagiriyordu , agzinin ayari iyiden bozulmustu Rum delikanlisinin
Sana birsey dedik, cevap bile vermedin, ama agan olacakl o Turkos kopegi birsey dedi mi el pence divan duruyorsun karsisinda!!deyip elindeki bakraca bir tekme salladi, Sallarken de dusecek gibi oldu, sendeledi, ama cabuk toparlanmisti .
Anacaginin ozene bezene pisirdigi et suyuna mis kokulu un corbasi yerlere sacilmisti, Maria korkudan sesini cikaramiyor , bu sarhos , ogluna birsey yapar diye de agzini elleriyle siki sikiya kapatmis, korkuyla duvarin dibine sinmisti..O arada iki Rum genci siki bir dovuse basladilar, Kosta Nikosa, Nikos Kostaya yumruk atip duruyordu, Bir ara Nikosun pacasindan bir bicak cikarip Kostanin uzerine yurudugunu goren Maria deliler gibi ciglik atmaya basladi, ama cok gecti, Kosta ince uclu kasaturayi kasiklarinda hissetti, aman tanrim kan bosaniyordu.. kahveden butun Rum erkekler firladilar, Adonis her zamanki gibi kahvede hafIften demleniyordu o gece de ama hic bir zaman sarhos olmazdi; firladi Nikosu kolundan yakalayip agaca dayadi, kahveden getirdigi iple sandalyeye sikica bagladi, sinirden eli ayagi titriyordu, Adonis’in. Kahveci Strati elinde tenturdiyot sisesi ile yetisti lakin bu is tenturdiyotun fayda verecegi bir is degildi, genclerden biri Yatros (doktor)Stavrosu getirmek icin adeta ucmustu, bes dakika icinde Doktor kahvenin onundeydi. ata bindirip getirmisti genc palikarya.. Kosta koyde efendiligi ile cok sevilir ,sayilirdi az konusurdu, kimseye zarar vermezdi, yardimseverdi ama is yaparken bile konusan bir cocuk degildi, bir iki yakin arkadasi vardi ama bu Turklerle olan dusmanliktan sonra arkadaslari bile Kosta dan uzaklasmaya baslamislardi, Bazi cahiller Turklere yardim ediyor bizi gammazliyor diye Kostaya kin besliyorlardi artik.Doktor hemen kahvenin masalarindan ikisini birbirine bitistirerek Kostayi uzerine yatirdi; yaraya bakti, bicak derin girmisti, once kani durdurmak icin pansuman yapti, yarayi temizledi , mikrop kapmasin diye bir igne yapti, dikis atmasi lazimdi ama Kostanin cani yanacakti ;
– Bak Pedimu, sana simdi iki kadeh ouzo icirecegim dikeceksin kafana bunlari ; olacak kafan sersem o arada hissetmeden sana uc – bes dikis atacagim, oldu ??
Kosta basini oldu anlaminda salladi, zaten konusmayi sevmezdi , hele simdi hic konusacak hali kalmamisti. Kahveci Stratisin getirdi ouzolari susuz ilac niyetine dikti Kosta, o arada doktor bi taraftan dikiyor bir tarafatan da iplikleri kesiyordu; ama ikinci dikisten sonra Kosta butun aciyi duysa bile sesini cikarmamak icin dislerini sikiyor, dudaklarini isiriyordu, anacigi basindaydi., Maria bir taraftan agliyor bir taraftan da dua ediyor, istavroz cikariyor, Hz Isadan medet umuyordu… Bir muddet sonra dikis isi bitince Doktor cantasini topladi , giderken cebine mecidiye koyacak kimse olmadigini biliyordu, kendi kendine yuksek sesle;
– K osta ya emegim helal olsun bee palikaryamu para mara istemem, ben Rasim agadan acisini cikaririm , deyip alacagi oldugunu acik acik ilan ediyordu . Cok paragoz adamdi, Allaha inanmaz derlerdi ,kimse onu kilisede gormemisti zaten , isi gucu para saymakti, en fakirinden en zenginine kadar herkesten parasini alirdi, kimse pek sevmezdi doktoru ama koyde tek doktordu iste hele su son zamalrda cok isleri dusuyordu ona, Adonis ile genclerden biri Kostanin koluna girip evlerine goturup yatagina yatirdilar, Maria pisirdigi ekmegi nereye firlattigini bile hatirlamiyordu, sira Nikosun cezalandirilmasina gelmisti, koydeki Rum gencler gun agarana kadar sandalyede bagli tuttular Nikosu, hacetini gormek icin bile izin vermediler, ihtiyaci oldukca altina yapiyordu, Adonis onu evire cevire dovmustu baglamadan , eger ses cikarirsa Midilliye goturup kumandana teslim edeceklerdi, Sabahin ilk isiklarinda Nikosu cozduler, oylece evine goturduler, bitkin vazyetteydi zaten , yasli babasiyla anacigi ogullarinin bu halini gorunce az daha dillerini yutacaklardi ki, Adonis olan biteni basindan sonuna kadar anlatti bu iki yasli insana..
MARIA RASIM BEYE GIDIYOR…
Maria sabahi eder etmez , Rasim aganin kapisini caldi, dis kapiyi Kosta’nin anahtarinla acti, lakin ic kapiyi acip girmek istemiyordu. Kapiyi caldi, Tula acti, Marianin uykusuz gozlerini goren Tula bir musibet oldugunu anlamisti ama ; sesini cok yukseltmeden , gayet alcak bir sesle;
– Hayirdir Maria bu saatte ? Kosta neden yoktur?
Ah sorma Tula’mu. basimiza gelenleri bir bilsen..
Hayirdir bre mamasu, anlat bakayim ne oldu?
– Ne olacak, oglumun adini neredeyse Turk kopegi koyacak bu serseriler.. Aksam Kostami bicakladi Nikos ..
Opp opppp, Panayammmm! sahi mi soylersin yoksa Ipsemata mi( yalan mi)
– Tula, dinle beni Tula!! sinirlenmisti Mariaa , Benim yalan yapacak halim varmidir sabahin bu saatinde demeye kalmadi, Zeliha hanim alcanfes sabahligi ile yatak odasindan hayat ustune dogru suzuluverdi….