.Maria hem Zeliha hanimla hem de Rasim beyle konusup bir gece onceki durumlari anlatti, uzulmekten baska yapacak bir seyleri yoktuki insanlarin..Rasim bey, Maria ile cikip Kostayi gormeye gitti.. Yapacagi tek sey evladi gibi sevdigi bu delikanliya sefkat gostermek bir de ihtiyacini gidermekti, Doktor geldiginde beni haberdar et te , borcumuz kalmasin oglum, arkamizdan borazan calar yoksa bu hergele , diyip cikip gitti..Kosta ‘nin evde uzun sure dinlenmesi gerecekti.Tula, hemen hemen hergun yaptiklari yemekleri sepet icine koyup Maria ile Kostaya tasidi, Iyi olmasi lazimdi Kostanin, kemik suyuna kaynattiklari corbalar, pacalar, etli pilavlar, kuzu eti haslamalar hepsini severek yiyordu Kosta ile anacigi.. dogrusu Zeliha hanimin yemekleri de koyde dillere destandi hani…
O sene ramazan da yaza gelmisti, her yil yasadiklari o guzel ramazanlar neredeyse tarihe karrismisti bu yil, kimsenin keyfi yoktu,oruclarini sessiz sedasiz tutup ayi tamamalma gayretindeydiler, Oysaki gecmis yillarda oylemi olurdu yaa?geceleri kadinlar evlerde toplanir, cesitli oyunlar oynar, sahuru hep birlikte ederlerdi, erkekl;er de teraviden sonra yatar uyurlar hanimlarin sahurda getirecegi yemekleri beklerlerdi… Bu yil kimsenin butun bunlari yapacak ne keyfi ne de istegi vardi , Erkekler teraviye gurup gurup gidiyorlar, bir takim capulcularin satasmalarina kulaklarini tikiyorlardi artik, tek dusundukleri bu canlari kadar sevdikleri adadan saglicakla ayrilabilmekti, Hazirliklar baslamisti, gelen haberler mutarekenin en kisa zamanda bitecegiydi.. Kadinlar ;evde alip goturebilecekleri bircok seyi denkler haline getirip hazir etmekti..Zelihanin kizlari yardimciydilar bereket; Tula denkleri dikiyor , tabak canaklari ahirdan aldigi samanlara gomuyordu; hummali hazirlik suruyordu evlerde..
Ziyneti hanim, kizi, kardesi , Sabire hanim hep beraber hazirlaniyorlar, bir taraftan da karni iyice belli ollan Zehraya ihtimam gosteriyorlardi, neredeyse alti ay olmustu, belliki gittigi yerde dogacakti bebecik…Bayrami da bir hayirlisiyla , kazasiz belasiz gecirseydiler iyiydi yaa…
Bu arada , Vecize hanimin Molvadaki kizi, Sacide gelip anacigini goturmustu yaninda , Birtek kizkardesiyle anasi kalmisti dunya da Sacidenin de , cocuklari vardi da daha kucuktuler analarina yar olacak yasta degildiler..Evi kapatip gitmislerdi, Elena sanki oksuz kalmisti, neredeyse hergun evin kapisina bakip bakip agliyordu, sonra da ‘ Nasilsa gideceklerdi’ deyip kendini teselli etmeye calisiyordu, Vecize ablasinin en sevdigi kuru fasulyesini pisirip daglardan topladigi kafkaritya (bir tur ot) ile katik edip, yiyor hatiralari yad ediyordu, Vecize ablasi, kuru fasulyeyi cok guzel yapardi, muhahkak ta Elenayi ogle yemeklerine cagirirdi pisirdigi gunlerde.. Bir cuma gunu Ethem efendiyi beklemeden yedikleri yemegi hatirladi, Ethem efendi burunlarindan getirmisti, topragi bol olsun ama huysuz adamdi, laf aramizda Elena da sevmezdi Ethem efendiyi.. pek sevilen bir adam degildi kisacasi….
Bilal de , Naciyesine iyice sarilmisti, karisini seviyor, sayiyor, anasinin ara sira kaynanalik taraflarina boyun egsin istemiyordu..Sidika hanim pek kaynanalik yapacak kadin degildi lakin , ara sira farkinda olmadan agzinin icinde soyleniyordu iste…Bilal , karisina yaklasmak icin Naciye’nin hazir olmasini bekliycek kadar da akilli ve sagduyulu adamdi, O kaba saba gorunusunun ardinda kocaman sevgi dolu bir yuregi vardii Bilal efendinin .. Naciyenin neler yasadigini gozleriyle gormese belki bu kadar anlayisli olamazdi ama, ona dokunurken bile sevgiyle yaklasmaya urkutmemeye calisiyordu..
Sehir merkezindeki bazi zengin aileler, Anadol’a gocmuslerdi bile, paralari coktu elbet, gitikleri yerde yine igriblarini cevirirdi onlar.. Rum askeri cok arama yapiyordu gumruklerde.. Turklerin parasini aliyor, gordugu paraya mucevhere el koyuyordu, zengin olanlar bir iki avuc altin verip gozunu doyuruydordu gavuru lakin , zaten serveti bir iki avuc altin sikkeden ibaret olanlar ne yapacakti?
Kosta yazin sonuna dogru iyice hareketlenmisti, neredeyse yeni zeytin zamani geliyordu, bir an evvel yeni mahsul toplanmadan cikip Agasinin deposundaki yaglari satmaliydi; Gun bugun deyip atina atladi; Tuccar Dimitrinin yazihanesinin yolunu tutu. Tapulari da katlayip ceketinin ic cebine koymustu, Zira Dimitri oyle kolay ikna edilecek adamlardan degildiki; bindereden su getirirdi.. Sabahin serinliginde Dimirtinin yazihanesinin pirincten topuzunu cevirirken buldu kendini;buraya hep Rasim beyle birlikte gelirlerdi; ilk defa mal sahibi olarak gelmisti, kapiyi acti , selamlastilar.. Dimitri , Kostayi Rasim beyin gonderdigini dusundugunden olsa gerek,Kostaya pek yuz vermedi ..
- Hayrola Kosta , sakin Rasim gonderdi seni buraya, dedim ona Turklere yok fazla para? laf anlamaz koca kafali Rasim?
- -Kirye Dimitri, agama boyle laflar agir gelir bana, o benim babam gibidir, bir daha asla yolundan gecmez, gururlu adamdir, yaz sonunda bana 500 agac zeytinlik bagisladi, o yaglari satmaya geldim, iki lanca durur daha depolardaIc cebinden tapulari cikardi. Dimitrriye uzatti, ugursuz Dimitri derlerdi bu adama ,her seye bir kulp bulurdu az para verip kelepir yag amak icin.. sonra da Atinaya yaglari pahali pahali satardi…Tel cerceveli gozlugunu takti,agzini burnunu kivirta kivirta tapulari okudu, sahiden Kosta ya bagislamisti Rasim,Ayasu da ki ile Peremadaki 250 er agaclik zeytinligi;
- – Hadi bre vurdun voliyi Kosta, bravo sana.. lakin yaglar eskidi cok para veremem.. Agana verdigim paradan biraz fazlasini verezeyim sana…
- Kosta boyle bir cevapla karsilasacagini tahmin ediyordu az cok.. Lafini hazir etmisti;
- – Bak Kirye Dimitri, biliyoruz Turkler gidicek bir kac aya kalmaz bundan sonra biz bizeyiz, bilesinki koyluyu baska tuccara goturuzeyim, (ara sira sinirlenince dili kayardi Kostanin) bizden sana ipsomi (ekmek) yoktur artik, ne hain adamsin be, deyip kapiyi vurup cikti, Midilliye gitmekti niyeti.. Dimitri arkasindan firladi;
- – Ela be pedimu , ne kadar sert oldun boyle Turklerle icli disli olali;gel bakalim hemen sinirlenme saka yaptim be pedimu..Kosta dondu;
- – Bak , Kirye Dimitri herkese verdigin parayi vermezsen seneye unut Misavruyu… Eli mecbur Dimitri kasasindan cikardigi banknotlari sayip Kostaya uzatti..
- – Bilirsin severim seni Kostamu, sakin yaparsin oyle ayip seyler, Misavru benim de koyum sayilir be pedimu.. Haa bak soyleyim sana bugunku gazetede yaziyor, Isvicrede baris mutarekesi yapiliyordu ya, Turkler bize birakip cekilmisler adalarimizdan!!! hadi gozumuz aydin ! soyle agana bir kac ay icinde gideceklermis burden … BIrde benden selam soyle Rasim’e , oyle kabadayilikla olmuyor bu isler bilsin…
- Basindan kaynar sular dokulmustu Kostacigin, demekki ikinci ailesi sahi sahi gidiyordu desene.. Atina atladi, dikis yerleri hala sizlar dururdu, pek umursamazdi ama O yine de… Yolda Ruhi beyle karsilasti, durumu anlatti, haberi olmustu Onunda bugun ayni seyi soyleyecekti koyluye, Ikisi de haber verecekleri haneleri paylastilar, artik hazirlik tamamlanmaliydi..
- Kosta once kusagina sakladigi paralarla Rasim beyin evine geldi; paranin bir kismini agasina vermek istiyordu, Lakin Rasim bey alirmiydi hic; o para artik Kostanin ve anaciginindi.. zaten aldigi parayi harcayacakti yine zeytine, ama zeytinin parasi bereketli derlerdi muslumanlar…Kuran da adi gectigi icin oldugu yerde cogaldigina (!)inanirlardi.. Kosta agasinin elini optu, hersey icin helallik diledi, bayram gelip gecmisti ama bu sene ne bayram bilmisti Turkler ne de seyran…Butun evlerde hazirlik baslamisti…Bu arada diger koylerde durum nasildi acaba , koyden bir Rum delikanlisi bulup gondermek lazimdi ama kim giderdi Kosta dan baska…
- O gunun gecesi evlerde bir araya geldi yine Turkler, Konu cok onemliydi;esyalari nasil goturceklerini dusunuyorlardi, yanlarina alacaklari bir kac tabak canak bir kac kat esvapti, paralarini iyi saklmaliydilar. zira Gavurun askeri buldugu parayi hemen derdest ediveriyordu; bazilari ic donlarina cep dikiyor, bazilari ceketlerinin astarlarini sokup Altin liralari oraya sakliyorlar , bazilari ayakkabilarina pence yaptirip altina sakliyorlardi.. Salih efendi bu aralar cok calisiyordu, musteri coktu, bircogu ayakkabisinin icine saklamayi yegliyordu sari liralari, en zor bulunacak yerdi ne de olsa.. Bazi ailelerde tekrardan doneceklerini dusunup kumnelilerin icine koyup gomuyorlardi, firinlarin icine gomup ustune odun atesi yakanlar coktu …Cok rusvet teklifi geliyordu Sali cavusa , ama Salih anasindan dogdugu gibi tertemiz kalmis bir gaziydi, rusvete goz dikmesi icin aklini kacirmaliydi..Elinden geleni insan ayirmadan yapiyordu . Geceli gunduzlu hazirliklar devam ediyordu butun koylerde.Yastiklarin icine de para saklayan coktu ama , korkulari yastiklari delip parayi buluvermeleriydi.. En guzeli giydikleri esvaplardi, kadinlar en guzel tasiyici olacaklardi eninde sonunda kadinlara pek dokunmazdi Rumun askeri… Bu arada Maria ,bir taraftan Rasim beye ic fanila oruyordu agirdan agirdan, fanilasinin icine astar dikeceklerdi, arasina da cil cil altinlari.. Allah yardim etsindi, kagit paralari fesin icindeki astarin icine sakladilar, butun erkekler kagit paralari boyle gecirecekti. kadinlarda esarplarini iki katli kullanacak paralarini bu esarplarin arasina dikeceklerdi, kadinlarin cogu ic kulotlarinin onlerine bireri cep dikmislerdi..Mucevherler oraya saklanacakti , en cok ta mucevherlerini kaybetmek istemiyorlardi , hatirasi buyuktu herbirinin.. kimis anadan atadan, kimisi buyuk atalardan pasalardan, Sultanlardan kalmaydi, bunlari nasil geceireceklerini dusunurken Tula bir akil verdi, ne de olsa akilli kizdi;
- – Hanimim, ben hergun kucuk sandiklara saman dolduruup icine tabak canak koyuyorum bu samanlarin altina arasina cok fazla gizlemeden mucevherleri ativerelim gitsin, kismetiniz varsa gecirirsiniz, samani tabagi canagi pek aramazlar be hanimimm…
- Zeliha ya da makul gelmisti, denileni yaptilar, kucuk sandiklari saman doldurup tabak canak kahve takimi ne kadar porselen varsa samanlara sardilar , aralarina da mucevherleri attilar.. hic bir beze sarip dikkat cekmiyeceklerdi, acsalar bile porselenleri goreceklerdi ..
- Zeliha cok uzgundu, evini yeni boyatip temizlemisti, yaz basinda hazir etmisti herseyi, Nasil birakip gidecekti bu guzelim evini, geceleri uyumuyordu, gozleri kac gecedir uykusuzluktan kipkirmizi kan canagina donmustu, kolay mi bilmedikleri bir diyara cikip gideceklerdi artik, burada can korkusu vardi, her gece ha geldiler ha gelecekler, bizi kesecekler korkusuyla yasiyorlardi ama orada ne yiyip ne iceceklerdi, ne olacakti, nereye yerleseceklerdi? Bir mechule dogru yelken acacakti zavali insanlar.. Yasananlarin en zoruna hazir ediyorlardi kendilerini …. Diger uyumayan kisi de Kosta’ydi .. Cok uzugundu, yapayalniz kalacakti,kimi kimsesi yoktu , Bu aileye o kadar cok baglanmistiki anlatasi yoktu elbette, simdi…Maria ile oturup sabaha kadar konusurlar, belki bir gun yine gelirler umuduyla uykuya dalmaya calisirdi ana ogul…
- Bir kac gun sonra Haber netlesmisti, Kasim ayi icinde kesin gideceklerdi lakin kimse gununu saatini bilmiyordu, Hazir olsunlardi……
