Yasli kulaklari artik eskisi gibi duymuyordu elbette, lakin bir arbede yasanmis Midillide bunu konusuyorlardi, Turk’un biri bir Rumu bicaklamis mi ne olmus? Hay allah genclik zamani olucaktiki, kulaklari iyice isiticekti bu mevzuyu.. Rumlarla karsilasinca ne soyleyecegini dusunurken; kofasinin uckurunu saglamlastirdi, fesini duzeltti;
-Kalimera bre palikaryamu ! diyerek gencleri selamladi..Rum gencler konustuklarinin duyuldugunu dusunup tedirgin olmuslardi, silahliydilar, ne yapacaklari belli olmazdi, kulaklarinin az duydugunu hissettirmeliydi bu genclere, hatta cok az duydugunu…
– Hayrola Turkos, nerden gelir nereye gidersin? Huseyin aga sorulani duymamis oldugunu gostermek icin elini kulaginin arkasina koydu;
– Ne dersiniz bre palikaryamu? Duymaz benim bu kulaklar, giderim Iskopluya sut kardesim agir hastaymis, goreyim Oncazi dunya gozuyle..
Rum gencler rahatlamislardi, iclerinden biri Huseyin aganin kulagina bagirarak seslendi;
– Ne cesaret bu yasta sagir kulakla gidersin?
Huseyin aga yine anlamamazliga vurdu, yarim yamalak anlamis gibi cevap verdi..
-Yasli karimdan baska kimsem yoktur, giderim sut kardesimi goreyim dunya gozuyle…
–Haaa adee Yasu, oyleyse.. Dikkatli ol Barba, ortalik karisiyor, vurmasinlar seni…
Bır cani vardi Pelivan ‘nin ,o da feda olsundu vatana , ama once faydali olmasi lazimdi, is bitmeden olmek istemiyordu, esegine atladi, neredeyse kosar gibi gidiyordu karakacan yokus asagi! Iskopluya varirdi biraz sonra boyle giderse..
KOSTA GECE TOPLANTILARINDA DUYDUKLARINI RASIM BEYE ANLATIYOR….
Kosta, her gece kilise donusu , dosdogru evlerine gidiyor, anacigiyla konusuyor, bu isten nasil Rasim aga ve familyasini kurtaracaginin planini yapiyordu, durumlar gittikce sarpa sariyordu zira.. Erkekleri toplama lafi bile atilmisti ortaya, boyle bir sey olursa Rasim bey dayanamaz olurdu, boyle bir seyin onune ne kadar gecebilirdiki Kosta ile yasli anacigi: Maria gaz lamabasinin isiginda , gergef islerken birden kafasinda simsekler cakiverdi;
– Pedimu, Rasim beyi kaciracaksin buralardan , sonra da sulh olana kadar sakliyacaksin..
– Mama hic olur, hic kabul eder beyim boyle bir seyi? Sakin sen tralelli?
– – Soylemeyeceksin be pedimu ona, bindireceksin arabaya , adeee kalotaksiri!(hayirli yolculuklar)
Kostanin kafasi yatmis gorunse de dusunmesi lazimdi bu plani, Rasim bey oyle kolay plana gelecek bir adam degildi. Ertesi sabah erkenden ahirda Mecnunu timar edip yayli arabaya hazir etmeye gitti. Rasim bey de O’nunla beraber zeytine gelecekti bugun…Kurtulusu bugun yapmaliydilar bundan sonra basak baslardi artik, bir an evvel bitsin diye kac gunduur Aziz Meryeme dua ediyordu Kosta, bir an evvel bitsin , zeytin iceeri girsindi tum dilegi. Yeni seneye az kalmisti, Isa’nin dogum gunu nu kutluyacaklardi kilisede, olur ya Rumlar aska gelir, o arada birsey yapmaya karar verirlerdi, hic belli olmazdi bu gunlerde koyun palikaryalarina, hepsi azmis kudurmus gibiydi, Allahtan Adonis akilli bir gencti de onlari frenliyordu..
Bırden ust katin tahta oymali kapisi acildi, Rasim bey koca bir sepetle gorundu,;
-Kostamu, pedimu nerdesin?gel yardim et bana evlat’cim. Agasinin sesini duyunca sanki ferahlayivermisti birden , o akadar cok alismistiki bu sese, Onu birakip giderlerse nasil dayanirdi yokluguna bu insanlarin..Merdivenleri ikiser ucer cikip agasinin elinden portakal , elma, ceviz dolu sepeti aldi, bir tepsi de ispanakli borek yapmisti hanimi.. arkadan bir koca tencere sicak irmik helvasi sofra benzine sarilmis, dugum atilmis goturulmeyi bekliyordu, sabah sabah evin icini mis gibi sadeyag kokusu sarmisti, hanimi da herseyin alasini yapardi, ee zenginlik te vardi tabiki, malzemeyi acimazdi ..Yıyeceklerin hepsini arabanin cuval serilmis bolumune yerlestirdiler, Rasim beyle beraber yola koyuldular .. Iki erkek te suskundu, sanki konusacak birsey kalmamais gibi davraniyorlardi, yalnizca arabanin cikardigi sesleri dinliyordu ikisi de , Mecnun ara sira huysuzlaniyor, gectigi yollari bellemek istercesine kavalinalarini(at pisligi)dokuyordu yollara.. Plomarideki zeytinlik te bugun biterdi hayirlisiyla, yaglari sattiktan sonra paralari nasil sakliyacagini dusunuyordu Rasim bey, eskiden satar satmaz B uyuk Mıdilli Bnakasina yatirridi parayi ama bu sene isleri zordu Turklerin.. Kafasi bu dusuncelerle mesgulken, Kosta birden sessizligi bozzuverdi ,
– Agam sana bir sey solemek ister ben, musade edersen?
– Soyle bakalim ne diyeceksin gene, palikaryamu? Agasi daha once Ona hic palikaryamu diye hitap etmemisti bunda bir yabancilik sesizinledi Kostacik!
– Agam bilirsin sen benim pateramu, isterim seni herseyden koruyayim ben, Kılisede hic iyi seyler konusmazlar, bize silah dagittilar, ben de mama ile gittim iki tane aldim, ikisini de sana getireyimm??
– Yok be pedimu, benim silahim var, sakla sen onlari belki vurursun Turkleri.. Kosta bunu duyunca Agasinin ondan az da olsa suphelendigini hissetmisti, dunya basina yikildi, nasil boyle bir sey dusunebilirdi Rasim aga?
– Agam boyle dersen cok uzulurum, ben senin oglunum sakin unuttun, nasil ates ederim ben kardeslerime? Yarin tufegin birini size getireyim musade et, birini de yanimda gezdiririm , icap ederse soydaslarima kullanirim , size zarar vermeye kalkan karsisisnda beni bulur agam bunu bil…
Rasim aga cevap vermedi , diyecek birsey bulamiyordu, sessizdi cunku mevzu cok caprasikti, Kostaya guveniyordu, guvenmesine de ama o cocugu kendi soydaslarina ihanet etmesi icin yonlediremezdi, her iki erkek de arabanin tasli yolda cikardigi sesleri dinleyerek Plomariye vardilar, kadinlar ve sirikcilar isi neredeyse kolaylamislardi. Getirdikleri yiyecekleri dagittilar, hep beraber sarkilar soylediler ogun, kadinlar kalkip erkeklerle sirtaki bile oynamislardi, yagmurun ve karin yeserttigi otlarin uzerinde ,zaten o kurtulus da Rasim beyin Midillide yaptigi son kurtulus olacakti..
HUSEYIN AGA ISKOPLU’ DA….
Huseyin aga o gun ikindiye dogru iskopluya vardi, esegini kahvenin kenarindaki dut agacina bagladi, Selam efendinin evinin yerini dusunmeye basladi, uzun zamandir gelmemisti, hafizasini yokladi ama yorgundu, biraz oturup bir kahve icerse muhakkak daha iyi hAtirlayacakti evinin yerini sut kardesinin..
O bunlAri dusunedursun muezzin yanik yanik ikindi ezanini okumaya baslamisti., abdest alip camiye girmek istedi ama bacaklari namaz kilmasina musade etmeyecekti bugun.. oturdu , gerindi, barbanin (yasli)getirdigi aci kahveyi icti, erkeklerin namazdan cikisini bekledi..
Kosedeki tas binanin guzelligine bakti, sanki bir kosk gibi duruyordu, ‘Rumlardan birinindir ‘ diye gecirdi aklindan, soguk yerindeydi yine de , poyraz ortaligi iyiden kavuruyordu, kar yagamadan Misavruya (mesagros) donebilse iyiydi ama , o arada ellerini acti, allaha dua etti, yardim istedi butun yuregini acarak..
Selam efendi bastonuna tutuna tutuna kahveye dogru geliyorduki, birsden sut kardesine kosup boynuna sarilmak geldi icinden, bacaklari tum gun esek sirtinda sallanmaktan kutuk gibi olmustu, yerinden guc bela dogruldu;
-Hey gidi koca Selam, biz yaslanacak adamlarmiydik diyerek arkadasina sariliverdi, cok ozlemisti gercekten, Selamin anacigi , oglunu dogururken olunce Huseyin aganin anasi Selam efendiyi emzirmisti , sonra senelerce ayni koyde buyumuslerdi. Sonra Selam, Iskopluya zengin bir beyin kiziyla evlenerek ic guveysi gitmisti, o zamanlar ic guveysi olmak cok yaygindi , RUmlar da Turklerde hali vakti yerindeyse kizlarina ev alirlar,Kaynana evine gelin gondermezlerdi kizlarini..Elmas hanimda babasinin tek gozuydu, Ona konak gibi bir ev yaptirmisti Iskopluda, Selam da namuslu durust isinin ehli, iyi zeytinci, yedd-i emin gibi bir adamdi, baska ne isterdi bi kiz babasi?
iKi arkadas bellerini tuta tuta eve dogru yurumeye basladilar, karakacand a sahibini takip ediyordu, kahvenin iki sokak arkasindaki buyuk konaga geldiklerinde Huseyin efendi bu vitray kapili guzel evi hatirladi, besmele cekerek iceri girerken hizmetci Anemon ust kapida gorundu..
-Beyim hanimima bir sey diyeyim?
– Elmas hanima deki Misavrudan sut kardesi gelmis, bu gece bizde kalavcakmis , sofralari hazir edin..
-Malista( olur )beyim..
Pelivan Huseyin aga , sagina soluna bakindi, bahcede kimse yoktu, arkadasinin kulagina egildi;
– Bu gece cok onemli memleket meseleeri konusacagiz , gonder bu koriciyi..
– Tamam der gibbi selam efendi basini salladi, yukari ciktiklarinda , sahanlikta Elmas hanim basinda krep igne oyali ortusu, bogazinda inci kostegi, kulaklarinda elmas kupeleriyle onlari bekliyordu; cok hanimefendi ayni zamanda da cok alcak gonullu kadindi, HusEyin agaya basiyla hosgeldin der gibi selam verdi, hal hatir sordu sonra da odasina cekildi, o zamanlar yabanci erkeklerin yaninda kadinlarin uzun oturmasi cok uygun karsilanmazdi….
