BÖLÜM 20

BURADAKI “ YERDE BİLAL , MOLVADA CELAL “ TEKERLEMESI ANNEMDEN COK DINLEDIGIM BIR HIKAYEDIR; BU İKİ GENC SAVAS ZAMANI ÇOK YARARLIKLAR GÖSTERMİŞLERDIR; AYRICA YAZIMIZIN KAHRAMANLARININ SÜREKLİ TÜRK KAHVESI İÇMESI DİKKATINIZI CEKMİŞ OLABILIR, O DÖNEMLERDE MİDİLLİ DE ÇAY İÇİMİNİN PEK OLMADIGINI DİNLEMİŞTİM BÜYÜKLERİMDEN ; KAHVE İÇMEK BAŞLI BAŞINA BİR RİTÜELDI ESKIDEN BİZLERİN  DE EVİNDE; ÇAY MUTFAKLARIMIZDA DAHA SONRAKİ YILLARDA YAYGINLASTI DIYE ANLATIRDI ANNECIGIM ; BU KONUDA BİLGİ VERMEYI GOREV BILDIM..
İki dost o geceyi uzun ettiler, Selam efendi icki icmezdi, dindar adamdi, Huseyin aganin da pek arasi yoktu, gencler zorlarsa icecekti, ust uste bir iki Turk kahvesinden sonra zaten olaylarin da ehemmiyetinden uykuyu dusunecek vakitleri kalmamisti.Hoca efendi Allahuekber deyince, abdestlerini aldilar, camiye ciktilar, hava ayaz mi ayaz. Tukursen donacak gibiydi, sokakataki kopekler bile usumekten saklanmislardi, bazilari basini gosterip koyun yabancisi Huseyin agaya bir iki havladiysalarda o sabahin tezahurati fazla degildi..
Camide iki uc sira insan vardi, erkekler genelde sabah namazini da kacirmazdi ama zeytini bitmeyenler evlerinde kilmaya calisiyorlardi heralde…
Selam efendi, namazdan cikarken samimi oldugu birkac arakadasina haber verdi, yarin aksam bizde toplanmamiz lazim diyiverdi , ama gencler de gelmeliydiler bu toplantiya kimselere gorunmeden !!sonra da onlar kucuk guruplar halinde toplanacaklar digerlerine haber vereceklerdi, eli silah tutanlar , gencler , bu isi kotarmaliydilar..

Huseyin efendi derin bir ohhhh cekti, ustunden buyuk yuk kalkmisti, neyseki bayragi teslim etmisti, giderken ölse de gam yemezdi artik..Eve donunce Ona gosterilen misler gibi sabun kokilu odaya girdi, yirmi dort saattir ayagindan cikarmadigi kıl orgu coraplarini cikardi, ic donu ve ic gomlegiyle yataga uzandi..epey uyumus olacakki, oglene dogru bir takim sesler duydu, ruyamiydi yoksa gercek mi? Huseyin aga bir turlu kendine gelemiyordu, guya Rumlar evleri basmislar, genc yasli butun erkekleri goturmusler kadinlar yalniz baslarina evde kalmis , cocuk ruhlu evlatcigi Mehmedini de almislar ellerini baglamislar, Mehmet bunu oyun sanip askerlere Istanbul sarkilari soylermis..
Ada sahillerinde bekliyorum,
Her zaman yollarini gozluyorum 
Seni senden guzelim istiyorum
Beni saadet Sadiye basin icin…

Huseyin aga gozlerini acti, ruya gormustu ama bir yerden sanki kısık bir sesle muzik geliyordu, kalkti, ustunu giydi, elini yuzunu yikamak , hacetini gormek icin Selam Efendının Osmanlı tarzi yapilmis ayak yoluna gitti, her yer mermerdi, mis gibi sabun kokuyordu, yan tarafta da kizdirma hamam vardi, utanmasa yikanayim kardeslik, diyiverecekti ,lakin Midilli hamami nelerine yetmezdi, hafta da bir gun gider kendini de oglancigini da yikardi. Vakit gecirmeden ayakyolundan cikti, Selam efendiye bakti, karisiyla oturmus sabah kahvelerini iciyorlardi..
– Selam kardesim , birak beni yoluma gideyim aksam olmadan zor varirim, hava zaten bulanik bakarsin yagmur magmur indirir, ya da kar yagar yollarda zebil olmayayayim.
Huseyin aga hakliydi, Selam efendi kalması için çok israr etmedi ama arkadaşini ugurlarken buruldu, gözlerine yaslar birikti; Kimbilir birbirlerini bir daha gorebılecekler miydi ??😥😢

Anemonun hazirladigi cikini yanina koydular, Pelivani yolculadilar, Kari koca Rum hizmetcinin dinleme huyunu bildikleri icin hic bir seyden bahsetmiyorlardi, konustukları seyler hep ayni mevzulardi .
Huseyin Aganin yolu uzundu bir de yokus yukari gidecekti, neseli adamdi, kendini kahir etmek istemiyordu Allahin dedigi olur diyip Bismillah cekti esegine atladi,Mısavrunun ( Mesagros) yolunu tuttu..hava hem soguk hem de rutubetli idi sanki yagmura gebeydi bulutlar, dun aksamuzeri gelirken gunesin bacaklarini gormustu ya yagmurun habercisiydi mubarekler..
Yine bir turku tutturdu, gorevi teslim etmenin verdigi rahatlikla neseli birseyler soylemek istedi cani.. mirildanmaya basladi, aklina ilk gelen Istanbul Turkusu dudaklarindan dokuluverdi..
Telgrafin tellerine kuslar mi konar?
Herkes sevdigine yavrum boyle mi bakar?
Gel yanima yanima da otur yanibasima 
Bu gencllikte neler geldi cahil basima

diye diye yokusu tirmaniyordu, Istanbul turkulerini cok severdi, hep o askerlik gunlerini hatirlardi.Yollarda uc bes palikarya gordu ama hicbiri de O”nu durdurmaya yeltenmemisti, hepsi de silahliydilar , volta atiyorlardi.. Selamlastılar, bazılarınla şakalastılar, ama bu genclerın yollardaki artışı Islerin sarpa saracaginin gostergesiydi, Mesagros kivrimina gelmistiki yagmur yagmaya basladi, nazli nazli yagiyordu ama allah vere de cok islanmadan eve varabilseydi..

RUHI BEY, EVINE DONMUS, ANADOL’A GONDERECEKLERI ADAMI DUSUNUYORDU…
Ruhı bey bir gece onceki olanlardan sonra evine donerken hayli ihtiyatliydi, once onu oldurmek isteyebilirlerdi, cunku Rumlarin icini disini biliyordu. Gerci Onun arkadaslari yuksek tabakadan kendini bilen insanlardi, kimsiyle 50 senedir arkadasti, onu satacaklarini aklindan bile gecirmezdi ama bu harp ne arkadas ne ana ne evlat dinlerdi zaman geldiginde …Evine geldi, kapisini cebinden cikardigi dokum anahtarla acti, karisi hamile idi,daha yeni de olsa her zaman yaninda birisi bulunurdu ..Ruhı bey içeri girer girmez usulunce Hizmetlileri Naciye yi yatmaya gonderdi, bu kizi Hatice hanim istanbuldan gelirken yaninda getirmisti..Cocukluktan beri birlikte buyumuslerdi , herseyini bilir, her nazini cekerdi Hatice hanimin.. Oldum olasi kaprisli kadindi Hatice , genc kizligindan bile onun kaprisini bilenler mumkun oldugunca uzak dururdu Ondan, Ona tek Naciye katlanıyordu …Bir de akrabalardan Zeliha hanim ve Ziyneti hanim vardi, onlar yasca buyuktuler ama kizlari Zehra ile arkadaslik ederdi ara sira, ne de olsa Zehra hanim kadindi, cok kaprise aldirmazdi.. duymiyeverirdi icabinda..
Ruhi bey, olanlari karisina anlatti, akilli kadindi her zaman soyledigi seyleri ciddiye alirdi kocasi.. 
– Dun aksama kadar Rustemi Ayvaliya gondermeyi dusunuyorduk, ama yaralandi, kimse gorse hemen tanir simdi yerine baska bir genc bulmaliyiz, Kim gider hic bir bildigin var mi Hatice hanim.?
– Hatice hanim agir agir konusur bir de konusurken nazlanirdi; istanbul dan gelin geldi geleli bir turlu adaya alisamamisti ama babasinin borcu harci oldugu icin Midilliye gelin gitmeyi de kabul etmisti , ee yakisikli beyefendi katip Ruhi den iyisini mi bulacakti, zamanla insan herseye alisirdi..
– – Soruyorsun ma Ruhi bey ben nereden bileyim? Sen buranin yerlisisin, ben daha kac senedir geldim? Goruyorsun herkesle de konusamiyor, anlasamiyorum diyiverdi, boyle durumlarda Ruhi bey sinirlenir karisinin dediklerinden rahatsiz olurdu.. Gecistirdi, ustune gitmedi, bu gece icap ederse sabahliyacak yine birini bulacaktı yarına göndrmek icin, eee Muhtar beyler de , Fahri beylerde armut toplamiyordular ya, onlarda dusuneceklerdi elbet, ama bu is yarin bitmeliydi, yarin Ayvaliya gidecek yuk goturecek bir gemi kalkicakti limandan..
– Ruhi bey aksamlari kahve icmezdi ama Nacıyeyi çagırarak uykusu acilmasi icin bir sade kahve istedi,Kizin, kaminot ocaginda pisirdigi kahve o aksam Ruhi beye ilac gibi gelmisti.. bogazi dun aksamdan beri hafif hafif batıyordu zaten..Kahvesi bittikten sonra eve getirdigi islerini cantasindan cikardi, lale işlemeli büyük lamba yanip duruyirdu, onun isiginda calismaya basladi, karisinin yukari kattan sesiyle irkildi; 
– – Ayol Ruhi bey, hic aklina gelmiyor ama senin akraban Bilal efendi var; nasil unutursun, bu is icin bicilmis kaftandir, yarin sabah konus, muhakkak gidecektir..
– Ruhi bey bu isme cok sevinmisti; gercekten Bilal efendi dovusculugu, silah kullanmasi , atikligi ile cok meshurdu; deli doluydu, sinirlenince gözü hiçbirsey görmezdi , çok defa Kadı efendinin huzuruna çıkmıştı, hatta cevrede bir tekerleme vardı Onunla ilgili..
– – Yerede Bilal, Molva da Celal……
– Bu iki aslan gibi delikanliyi taniyanlar onlanrdan az biraz cekinirler ayni zamanda sayarlardi da..Sabah ola hayrola deyip. Ruhi bey rahatlamanın verdigi uyku mahmurluguyla yatagina cikti, karisini ozlemisti ama murekkep yalamış delikaliydi, gebelikte erkekler uslu durmaliydilar bunu da bilirdi..karicigini kucakladi, bir taraftan da dusuncelere daldi, bakalim baslarina neler gelecekti..
– Sabah erkenden Hatice hanimin ogurtu sesleriyle uyandi, hamileligi zor geciyordu zevcesinin, bazen kanamalari oluyor ama yine de cok sukur büyük bir sikinti yasamiyorlardi..
Karisinin ceyizinde getirdiği roptesambrini pijamasinin ustune gecirdi, mutfaktan guzel kokular geliyordu, Naciye kalkmis tulum peynirine sadeyagli yumurta yapiyordu beyefendiye, hafta ici hergun yerdi Ruhi bey..Ne de olsa at ustunde uzun yol gidecekti yine..havaya bakti yagmur siddetini arttirmisti ama ne yapip yapip bu isi bgun bitirmeliyd, iki lokmada sadeyagina pismis yumurtayi agzina atti, Once Bilal efendinin Perama da ki evine gitmek icin iyice yagmurluguna sarindi,atına atladı , yola cikti, oldukca da yolu vardi hani ama bu is olum kalim meselesiydi, bugun bitmeliydi.. 
– Bilalin evine vardiginda neredeyse kuşluk vaktiydi, kapiyi caldi, Bilal anaciginla beraber yasardi; bu deli dolu huylarindan dolayi hic kimse kız vermemişti Ona, bir rum kizini sevmisti ama ona da anasi karsi cikmisti zamaninda..
Kapıyı hizli hizli caldi Ruhi bey, ust katin cumbasindan Ruhi abeyini goren Bilal merdivenlerden yuvarlanircasina indi, durumun vehametini az cok tahmin ediyordu, bu konularda kulagi delikti..Iki erkek uzun uzun konustular, bu gorev Bilal icin bicimis kaftandi; 
– _ Emrin basim ustune Ruhi abim sen de ben yoluna kurban olayim…Lakin anami birinize emanet etmem lazim..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir