BOLUM 40

Hazirliklar cok yogun devam ediyordu, Butun koylerdeki Turkler paralarini altina cevirme cabasindaydilar.  Her nakit  para getiren; zaten sayilari kisitli olan iki kuyumcudan  altin , kulce altin , altin lira, altin mecidiye..aliyordu . Bu durum az cok Midilli icinde yayilmisti, Rumlarin kulagina da gidiyordu, evlerde hummali altin saklama yontemleri icad olunmustu, yorganlarinin arasina  dikenler mi ararsiniz, esvaplarinin astarlarini sokup arasina diken mi,  samanlarin arasina saklayanlar mi?Paralarini comleklere koyup  topraga gomen de cok sayida insan vardi, donecekleri umudunu hic kaybetmemislerdi..

Sevgili Okuyucular; Bu variyetini gomme isi her iki tarafta  da fazlasiyla yasandi, Ayvaliktaki Rumlar da altinlarini gomerek birakmayi yeglemislerdi cogunlukla… Savasin acimasi yoktu, insanlar acinin her turlusunu savasta yasarlar sozu Mubadele surecinde teyyit edilmistir..Bizlerin analari babalari, buyuk ebeveynleri de bu acilari dorugunda yasayan insanlardir, belki de biz mubadil cocuklarinin  vatan ve Mustafa Kemal  sevgisinin tohumlari bu donemlerde atilmistir…Daha sonraki bolumlerde de anlatacagim uzere Buyuk halamiz Sabire hanim, Mustafa Kemalin adi anilir anilmaz . aglamaya baslar, sonra da basindaki beyaz namaz yasmagina goyaslarini silerdi; O yigit kadini kaybettigimizde ben 7 yasinda ilkokul birinci sinif ogrencisiydim.. Onun anlattigi anilar yok bellegimde ama gozyaslarini silisini, gelirken kaybettiklari akrabalari  icin akan gozyaslarini bugunku gibi animsiyorum… Cocuk bellegime sanki birisi divit uclu kalemle kazimis  gibi, hepsi capcanli…

Gelen haberler Kasim ayinin  sonuna  kadar butun mubadele neredeyse tamamlanacakti; Yurek carpintisi, korku, heyecan, bazen sevinc, bazen huzur hissetme ihtiyaci butun duygular ic iceydi, hepsi dogup buyudukleri topraklari birakip gideceklerdi, dusunsenize aralarinda 30-40 li yaslara kadar Midilliye bile  inmeyen kadinlar  cogunluktaydi, hepsinin yuregi tek sey icin carpiyordu, hayirlisiyla , kaybimiz olmadan buyuk acilar yasamadan suradan bir hayirlisiyla gidelim.. Tek kaygi oydu yasanilan  gunlerde.. Lakin mumkunmuydu?Rumlar gun gectikce daha cok tehlikeli oluyor, koylere gelip daha cok insana siddet uyguluyorlardi, Ayvali ‘ dan gelen mektuplarin da bir kiymeti kalmamisti; Bu mektuplarin Turkler tarafindan yazildigini az cok  tahmin ediyorlardi.. Ama Rum aileler, komsular o gunlerin en buyuk destekcisiydi, cogu Turk komsularinin evinde sabahliyorlar , Rum capulcular gelecek olursa kapiyi kendileri aciyor, Turkleri bulunmasi zor yerlere sakliyorlardi, Bir Rum komsunun babalari katledilmis ana ogulu bahcedeki Toprak firina saklayip onune ates yaktigi uzun yillar Ayvalika gelen Turkler arasinda nesilden nesile anlatilip durmustu..

Kosta bu arada agasinin zeytinini topluyor , bir taraftan da  kendi zeytinlerine  bakiyordu; Dimitri ye gidip agasinin cikan yagini satiyor, Dimitri bu yaglarin Rasim beye ait oldugunu bile bile normal ucret uzerinden alim yapiyordu.. 29 ekim 1923 gunu Genc Turkiye’nin Cumhuriyet ilan ettigi haberi Yunan gazetelerinde buyuk yer buldu, Turklerden bir cogunun  Cumhuriyetin ne oldugunu bile bildigi soylenemezdi, eli kalem tutanlar az cok anlatmaya calissalar da  tarif etmek kolay degildi; sonunda

“ANADOLU DA INSAN GIBI YASAYACAGIZ ISTE! iNSAN OLMAYA GIDIYORUZ ORAYA” diyorlardi .. Buyuk heyecan , buyuk bir karmasa, olaganustu bir bilinmezlige dogru yola cikiyordu insanciklar….Nihayet Kasim ayi geldi catti; gecen gunler ne kadar heyecanliysa kasim ayininin getirdigi gunler cok daha heyacanli ve korku doluydu.. Rum askerleri koy koy dolasip ilk kafileleri topluyordu; Bu arada Iskopluda yasayan bir ailenin  yasadigi olayi anlatmak istiyorum;

Recep efendi, uc kizi ve karisi Munise hanimla yasayan durust mu durust bir firinciydi, iyi kazanirdi, karisi da dikis dikmeyi severdi, yillarca konusuna komsusuna dikis dikerek el harcigini cikarmisti , bu Mubadele meselesi ortaya cikmadan iki guzel karpuz lamba almis, konsolunu  uzerine yerlestirmisti; lambalar cok guzeldi. Italya dan geldigi soylenirdi, gelen giden Munise hanimin lambalarina bayilir bazilari da ic gecirirdi. Munise hanim ici disi bir kadindi; kimseden ne korkusu ne de cekincesi vardi; Bazi kem gozluleri bildiginden ;

  • Aman hemsire kem gozle bakmayin , cok calistim bunlari almak icin gecelerce igne ile kuyu kazdim derdi, guzel seyler dikerdi.. Selam efendinin karisi Elmas hanimla kizlari en buyuk musterisiydi.. Parali insanlardi, hemen dikis biter bitmez Munise hanimin el emegini altin mecidiye ile oderlerdi..Son zamanlarda yeni yeni cikan kucuk  ama kolla calisan Singer Dikis makinasi almisti, Munise hanim bu makine ile cok huzurluydu, islerini daha kolay daha hizli daha duzgun yapar olmustu…Lakin bir gun Kocasi Recep efendi Kasimin ikinci gunu sabahi gidecekleri haberi ile gelmisti;
  • – Yarin gidiyoriz hanim, kizlarina da soyle hepiniz hazir olun, fazla birsey goturemeyiz , bir canimiz, bir kac kap kacak bir de yatak yorgandan baska birsey almamiza musade yok…Paramizi da iyice diktin sakladin insallah?
  •  – Elbette Recep effendi, lakin lamblarimi da sardim onlari kizlarin kucagina vericem; Recep efendi  zaten alabildigince gergindi, kendine hakim olamadan bagirmaya basladi;
  •  – Delirdin mi sen kadin? Konsolun uzerindeki lambalari mi diyorsun?Unut onlari, daha gumruge girmeden kirar onlari gavurun askeri, sen de bakakalirsin. alacaksan dikis makinani al da orada da ekmek getirir bize; zengin hanimlar diktirmeden duramaz..
  •  Munise hanim adi gibi munis ti gercekten ses etmeden kabullendi, o gecesabaha kadar uyumadilar hicbiri. Ilk olarak ISKOPLU gidecekti Ayvali’ya.. evlerin lambalari sabaha kadar Yandi o aksam, Elmas hanim, Selam efendi, kizlari hep bir aradaydilar, nereye gideceklerse birlikte gideceklerdi, Bilal de ailesini derleyip toplamisti, Sidika hanim, yeni gelin Naciye, herkes korku , urperti , heyecan biraz dda sevinc kirintilarini beraberinde icinde sakliyordu..Sabahin ilk isiklariyla Rum askerler arabalarla gelip Turkleri aile aile topluyorlardi, esyalarini atli arabalara yukluyorlar fazlasini sunguleriyle geri tepiyorlardi zaten.. Munise hanim dikis makinesini kucaklamis bir taraftan da kizlarini  cekistiriyordu, kucuktuler daha , en buyugu 12 yasindaydi neredeyse, Recep efendi arkalarinda olmak uzere arabaya bindiler, Bilal efendinin evinin onunde durdu araba, Bilal, denkleri yukledi, Sidika hanim’ la Naciye feracelerine sarilmis, motoru acaip sesler cikaran bu buyuk otobus vari arabalara bindiler, paralarin cogu kadinlardaydi, ne de olsa kadinlar a cok fazla dokunmazlardi..Iskoplu ahalisi o gun Sabah evlerine son bir defa bakarak koylerinden ayrildilar; Cok aci bir ayrilikti elbette , zira bir daha yasadiklari topraklara donme sanslari olmayacakti; ayrilirken biraz umut kirintisi vardi iclerinde lakin bu kirinti Anadola ciktiktan kisa bir sure kayboldu.

Gumruge vardiklarinda koskoca Gulcemal gemisi onlari bekliyordu, lakin oncelikle kucuk teknelere binip, gemiye oyle yanasacaklardi, herkes cocugunu simsiki kucaklamis, esyasinin uzeine oturmustu, Rum askerler cok acimasizdi, sunguleri ile yastiklari darmadagan ediyor denkleri sokuyor, civilenmis samanla doldurulan sandiklari aciyor her yeri sunguleriyle acimasizca parcaliyorlardi .Mudahale eden olunca  gozlerini yasina bakmadan sunguluyorlardi, aglayan cocuklar analar, erkekler, denizen kenari panayir yeri gibiydi, bazi zenginler elleri ceblerinde gavurun askerinin gozunu doyurmaya gayret ediyor, lakin verdikce istiyordu  gavrun askeri …Mahser yeri gibiydi ortalik.. O esnada atiya gelen bir Turk  gumruge yine atiyla girmeye calisirken tek kursunla sehit edildi, Turkler nefeslerini tutmus, yanasan sandallara biniyorlar erkekler kadinlarina yardim ediyor cocuklar analarinin boynuna simsiki sariliyordu,Bazen Rum askerler binmekte zorlanan erkeklere sunguyle vuruyor , denize dusmelerine sebebiyet veriyorlardi; Tanrim nasil bir mahser yeriydi bu!!!!Kadinlar surekli gemiye ulasabilmek icin  iclerinden bildikleri dualari okuyorlardi. Sandalci herbir aileden bir altin istiyordu , rusvetin adi yoktu yalnizca…

Gemiye ulasanlar gozyaslari icerisinde Turk askerlerinin boynuna sariliyor, butun gemi personeliyle sevgi yumagi oluyorlardi, Turk askeri sefkat ve sicak yuzuyle karsiliyordu   Mubadelenin acilariyla yogrulmus bu zavalli halkini , karavana kayniyordu gemide,  gelen Turklere birer tas corba birer dilim ekmek veriliyordu..Rah. anneannecigim hamile haliyle bindigi gemide hayatimda ictigim en guzel corbaydi diye anlatirdi hep..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir